Taraftar Günah Keçisi(!)

İşler ters gittiğinde sorumluluk sahipleri tarafından kolaylıkla suçlanabilecek, suçlamanın karşısında bireysel anlamda somut bir muhatabın olmadığı en soyut kavramdır taraftar olgusu..

Aynı kulüp içerisinde görev yapan Yönetim, teknik adam ve futbolcuların biribirlerini alenen suçlamaya kalkması zordur mesela.
Yönetim kendi bulduğu hocayı ya da kendi transfer ettiği futbolcuyu alenen hedef gösteremez. Teknik adam, maaş aldığı patronunu veya kendisinin onay verdiği kadroyu töhmet altına sokamaz. Futbolcu zaten her iki güce de karşı tek kelime dahi edemez. Ama sıkıştıklarında kendi yetersizliklerini ve basiretsizliklerini kamufle edebilmek adına hepsi birlik olup topyekün taraftara yüklenebilirler maalesef. Zaten Trabzonspor’ da yıllardır izlemekten bıktığımız senaryo da bundan ibaret aslında..

“Futbolcu fabrikası” denilen altyapısından çıkara çıkara Hasan, Hüseyin, Ergin, Tayfun, Tolga gibi vasatın altı adamları çıkarıp bir de bunları senelerce salt kafa kağıtlarının arka yüzleri hatırına istihdam eden, Gökhan Ünal gibi bir adama 13 trilyon parayı reva gören zihniyetin bu tür futbolculara gösterilen haklı tepkiye “Taraftar baskısı” yakıştırması yapıyor olmaları hastalıklı bir psikolojik hal olsa gerek..

Şampiyon olunmasa bile şampiyonluk yarışını sonuna dek götürebilecek potansiyelde bir kadroyu altı üstü 3 kaliteli nokta transfer ve bir işbilen hoca ile takviye etmekten başka bir şeyin beklenilmediği Yönetim’ in şuncacık hamleyi dahi yapamayıp ellerine yüzlerine bulaştırdığı transfer komedyasının faturasını taraftarın sabırsızlığına bağlaması nasıl bir şark kurnazlığıdır; aklım almıyor..

26 yıldır şampiyon olunamamasına, bırakın şampiyonluğu bir çok kez lige erkenden havlu atılıyor olmasına rağmen, içerisinde hayatlarında hiç şampiyonluk görmemiş insanların da bulunduğu yüzbinlerce taraftar hala bu camiaya gönülden bağlıysa bu kitleyi bırakın sabırsızlıkla suçlamayı her birine birer sabır madalyası dahi takılması gerekir..

Altı pastan tribüne gönderilen topun, iki metre öteye verilemeyen pasın, sahada 5 pas ardı ardına yapılamamasının sebebini sözümona taraftar baskısına bağlayacak futbolcu, mümkünse bu formayı giyip sözleşmeye imza attığı gün “Büyük bir takıma geldiğim için çok mutluyum” teranesini de sıkmasın bir zahmet. Büyük bir takıma transfer olan bir futbolcu, gene o büyük takımın pikolojik, mental yükünü karşılayabilecek potansiyel ve profesyonellikte olmalıdır zaten..

Kendi tesislerinde takım kaptanını döven, kendi tribünlerinde cinayet işlenilen, kendi tesislerini basıp araçlarının içerisindeki futbolcularını taciz eden, kendi aralarında oynadıkları derbilerde tribünden trübüne poşet içerisinde karşılıklı idrar tahlilleri yaptıran, kendi teknik direktörlerini ligi ikinci bitirdiklerinde dahi bir senede sepetleyen taraftar profili bizmişçesine basında sürekli olarak “Trabzonspor taraftarının baskısı ve sabırsızlığı” safsataları dolaşıyor her nedense. Henüz sezonun ilk 4 haftasında kaybedilen 10 puanın bu hurafeyle bir ilgisi varmışçasına..

İlla ki bir baskıdan söz edilecekse asıl baskıyı biz taraftarlar hem de sadece tribünde ya da sahada değil sosyal alanda yiyoruz maalesef..

Hayatım Kadıköy’ de geçmiş olmasına rağmen, daha 3 sene evvel İstanbul’ a göç etmiş, ömrü hayatında Moda sahilinde bir bardak çay bile içmemiş, Türkçeyi Yattara kadar dahi konuşamayan ama her nasılsa inanılmaz bir “aidiyet” duygusuyla takımlarını destekleyen bazı adamların “Ne buluyorsunuz kardeşim şu Trabzonspor’ da” gibisinden laflarını dinliyoruz. Sanarsın, adamla aynı anda onun tuttuğu kulübe taraftarlık başvurusu yapmışız da o kabul edilmiş, ama biz yeterli görülmemişiz:)

Son olarak, bir de şu var tabii ki..

Yurdum insanının politikacısı, yöneticisi, sporcusu ve hatta sanatçısı çok mu kaliteli ve kültürlü de tribünlerden böylesine devasa bir sosyo-kültürel olgunluk bekleniyor.

Yahu bırakın Türkiye’ yi, bizden kat be kat gelişmiş olan Yunanistan, İtalya, İspanya liglerinde bile tribün olayları ve taraftar baskısı had safhadayken bu göstermelik hassasiyetlerin tamamen sorumluluktan kurtulma psikolojisinden ibaret olduğu apaçık ortada gözükmüyor mu sanki?

Great White

Taraftar Günah Keçisi(!)” üzerine 10 düşünce

  1. CezaSahası

    Açık ve net söylüyorum; Trabzondaki taraftarımız kocaman bir sıfır. Kendi futbolcusuna maç devam ederken ana avrat küfreden, yuhlayan, 0-0 giden maçta kaçan gollerden dolayı kendi santraforuna, daha ilk 45 dkaika bitmeden küfretmeye başlayan, önde olduğunuz bir maçta sahaya girip rakibin futbolcusuna saldırarak kazanılmış bir maçı, nice maçı olduğu gibi kaybettiren bir taraftar profili var ortada. Yani neresinden bakarsanız bakın, durum bu.

    Yurdum insanının kalitesi bellidir. Bu kalite, Marmara'da Trabzondan üst seviyededir ama. Neden mi? Çünkü Trabzon sürekli göç veren bir şehir ve ciddî anlamda "işe yarar" hemen hemen herkes şehir dışına gitmekte. Şehirde, bir dönemin mükemmel fikir/edebiyat/sanat ortamını yeşerten mekanizmalar bir bir şehrin dışına göçmüş. Azalan nüfusu tamamlayanlarsa nispeten cahil/niteliksiz. Bugün İstanbul'da istanbullu olmayan güruhun %5.7'si Trabzonlu ve bu Sivastan da fazla bir oran. Üstelik bu adamların büyük çoğunluğu kendi işlerinde başarılı, sayılan, sevilen, yaratıcı insanlar. Zaten Trabzonspor'un gerçek taraftarı da burada, Marmara'da konuşlanmış durumda. Çeşitliliğin besleyiciliğiyle büyüyen bu insanların taraftarlığı, takım tutma duygusu, futbola ve takımlarına bakış açısı oradakilerden kat be kat üstündür gözümde.

    Hep söylerim, üçüncü sınıf bir açıklama olan "Trabzon taraftarı futbolu en iyi bilen taraftardır" beyanından gazla "Madem Trabzonluyum futbolu en iyi ben bilirim" zihniyetiyle fikir sahibi olup takım destekleyen, özelliği futboldan gerçekten anlamak değil, Trabzonlu olmak olan futbol fukarası insanlardan oluşmuş bir tribün var Trabzonda. Gerçek bir deplasman olarak adlandırabileceğiniz bu stadyumda eğer rakibi boğamıyor, baskı altına alamıyor, koskoca gündeme bir pankart sokamıyor, bir tribün kültürü geliştiremiyor, bir beste yapamıyor, kendinize münhasır olmak için tüm şartlara sahipken siz rezaleti seçiyorsanız, Eskişehirspor ve Bursaspor taraftarı kadar olamıyorsanız, bahaneniz "e takım kötü futbol oynuyor zaten" ise, neye yararsınız ki? Takım iyi olduğunda Erman Toroğlu bile destekliyor zaten, sizin gibi çekirdekçilere neden ihtiyaç duysun bu takım?

    Geçen sezonun deplasman lideri olan bu takımın iç saha maçlarındaki kritik puan kayıplarını salt rakibin kapanmasıyla açıklayamazsınız. Futbol, iç saha dediğimiz olguyu Taraftar kitlesinin yarattığı bir oyun ve Trabzonspor, ilk 30 dakikasında gol bulamadığı her maçı deplasmanda oynamaya başlamaktadır. Taraftar günah keçisi değil, günah ineğidir gözümde, takıma sevgisini bir oyuncuya bağlayan, kombine ve forma için bile şart koşabilen insanlara başka ne denir, keçi ne ki!

    Cevapla
  2. Great White

    Ben yazımı yazarken salt Avni Aker taraftarını değil, genel anlamda bütün TS taraftarını baz alarak yazdım..

    Zira basında ya da çeşitli platformlarda takımın başarısızlığını genel anlamda TS taraftarının sabırsızlığına ve baskı unsuru oluşturduğuna bağlamaya çalışan bir zihniyet var..

    TS taraftarı salt AvniAker' den ya da Trabzon' dan ibaret değil. Bunun İstanbul' u var, Türkiye ve hatta dünyanın dört bir yanında olanları var..

    Ayrıca kendi futbolcusuna münferit tepkiler veren tek taraftar Avni Aker taraftarı mı yahu? FB' li Selçuk, BJK' li İbrahim, GS' li Hasan Şaş ve daha niceleri az mı küfür yedi kendi tribünlerinden? Üstelik bunların her biri bizdeki Tayfun, Hasan, Hüseyin gibi adamlardan on kat kaliteli ve yararlı olmalarına rağmen..

    Herkes kör değneğini beller gibi, Sivas maçında sahaya dalan 3-5 embesili örnek göstererek TS taraftarına giydirir ama aynı maçta sahayı dolduran 25 bin taraftarın onca tahriklere rağmen soğukkanlılığını korumuş olmasına asla değinmez nedense. Şark kurnazı ya bunlar..

    Oysa bu gözler, şampiyonluğa oynarken dahi kendi tribününü dolduramayan GS taraftarını asla görmez..

    Koca sezonda dış saha maçları olmasa küme düşecek kadar az puan toplayan BJK li futbolcuların TV ekranlarına verdiği röportajlardaki sözümona taraftar baskısı mazeretleri unutulur gider..

    Kendi taraftar gruplarına adeta savaş açan ve takımlarına destek yerine köstek oldukları şeklinde açıkça suçlayan Aziz Yıldırım' dan kimsecikler bahsetmez..

    Ama biz tam anlamıyla kontraatak futbolu oynadığımız bir sezonu deplasman kralı olarak noktalayalım, birileri hemen başlar mazeret üretmeye..

    Anadolu takımları taraftarlarına gelince..

    Yahu bizden başka şampiyonluk tadını almış ama bir daha ulaşamamış başka bir taraftar profili var sanki Türkiye'de? Kimle neyi, hangi kritere göre karşılaştırıyorsak. Bursa ya da Eses taraftarı yıllardır büyük bir sabırla takımlarından şampiyonluk bekliyordu da biz mi bilmiyorduk:)

    Son olarak..

    Kimse TS taraftarını sütten çıkmış ak kaşık olarak göstermiyor. Ama bazılarının göstermeye çalıştığı gibi kirli olan tek kaşık da biz değiliz..

    Cevapla
  3. CezaSahası

    Soner abi, sen bahsettiğin taraftarların kötü yanlarını anlatıp bir "kötüyse onlarda kötü" dengesi kurmuşsun, eyvallah fakat nedense bu adamların hakkını vererek yaptığı herşeyi atlamışsın. Burada ayrışıyoruz. Hakkını vermek lazım bu adamların. İç saha taraftarları bizimkilere 5 çeker. Saydığın tüm o unsurlar, Aziz'in taraftarlarına çıkışması, Beşiktaş'lı futbolcuların taraftar baskısı şikayetleri, Gs'nin stadını dolduramaması vesaire… Burda bahsedilen kitlenin hepsi ama hepsi, bu negatif yönlerine rağmen Trabzon'daki Trabzonspor taraftarından kat be kat iyi taraftarlardır. Çünkü hiç değilse o negatifliklerine sağlam pozitiflikler eklemişlerdir. Yani bizim taraftarımızın, "stadı dolduruyoruz ya" artisliğinden çok daha başka şeyler yapıp sağlamaktadırlar bu pozitifliği. Sahaya girmezler mi? Girerler. Stadlarının kapanmasına sebep olmazlar mı? Olurlar. Ama taraftar olmaları gereken yerde kesinlikle taraftardırlar. Stadı dolduruyoruz ya! deyip, işlerine geldiklerinde kendilerini Anadolu takımlarıyla kıyaslayarak, o boş stadyumları örnek göstererek gerçek şark kurnazlığı sergilemezler bizimkiler gibi! Bizimkilerin başarı beklentisi hep Şampiyonluktur, üç istanbul takımı gibi. Fakat iş taraftardan beklentiye geldi mi hep anadoluyu örnek verirler. Stadları boş, biz stadı dolduruyoruz ya! İstanbuldakiler, yani bizim taraftarımızın tadını alıp sürekli istediği başarıya sıklıkla ulaşan 3 takım taraftarı ise cidden taraftardırlar, beklentilerinin farkındadırlar bu beklentilere ulaşılması için kendilerine düşen payları yerine getirirler, şart koşmadan, koşturmadan. Taraftar olmanın bilinciyle… Hem de öyle stadı doldurduk ya'cılıkla değil, maç bitene kadar. Maçlarda yaptıkları şovlar, açtıkları pankartlar bir kere başlı başına takdire şayan. Gs taraftarının, Bjk taraftarının özellikle. Artı, özellikle bjk taraftarının kaç maçta maçın skorunu belirleyici unsur olduğunu ben son 5 sezondur saymaktan sıkıldım. Geçen sene Kocaelispor maçında 2-0 mağlup duruma düşen Beşiktaş'ın en önemli, en etkili oyuncusu taraftardı. Bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. O sahada rakip olmak istemezdim. Geçen sene bizi ezdikleri maçı örnek vereyim, adamlar taraftarıyla birlikte öyle bir baskı kurdular ki, imrendim. Bizde ise iç saha maçlarında tam anlamıyla bir komedi söz konusu ve bu komediyi, trabzondaki taraftarın bu rezilliğini senin bahsettiğin gibi Trabzon taraftarını genel olarak baz almak normale döndürmüyor. Tribünde ambiyans ya da koreografi diyebileceğimiz tek şey senkronize çekirdek yeme gösterisi. Kötü yapılan/başarılamayan herhangi bir harekete, eyleme topluca sinir bozucu bir uğultuyla, küfürle karşılık vermeyi doğuştan refleks bellemiş bu insanlar, doğru yapılan hareketlere çekirdek sesini layık görmekteler. İyi bir şey mi yaptın? "Çit." Kötü bir hareket mi? "Siktir git." Bu nasıl bir çelişkidir? Çok basit bir kıyas; kazandığımız maçlardan sonra Egemen'le yaptıkları şova stadın tamamı katılıyor, çıkan o sesle maç oynanırken stadı kaplayan iç sıkıcı havayı bir kıyaslamak yeterli.

    Cevapla
  4. CezaSahası

    Biz Şampiyonluğun tadını almışız, ama o şampiyonluğu nasıl başardığımızı unutmuş olmalıyız taraftarlar olarak. O dönemin taraftarları maça gelip "Stadı dolduruyoruz ya" deyip çekirdek senfonisi bestelemiyorlardı stadlarda. Bugün değerlendirildiğinde basit olarak gelen, ama üzerine halen çıkılamamış bestelerle takımlarına kesintisiz bir destek veriyorlardı. Üstelik o dönemin taraftarları, bu dönemin zıpçıktıları gibi o rizeli, bu giresunlu, şu şuralı şeklinde aptal bir ayrıma girip hayatlarındaki tek üstünlük olan "Trabzonluyum ben"i kullanıp insanları ötekileştirmiyorlardı. Trabzon'un, Trabzonspor'un anadolu olduğunu iyi biliyorlardı. Bugün gelinen noktada şampiyonluk gelmedikçe Trabzon ismi bir devrimden, bir simgeden bir şehre, hemşehri anlayışını ifade eden kelimeye dönmeye başlaması tevekkeli değil. Stadı dolduruyoruz ya kitlesi, aynı zamanda sadece Trabzonlu olduğu içn futbolu iyi bildiğini sanan insan kitlesiyle aynı kitle. O günkü başarının bir günde gelmediğini, salt futbolcularla başarılmış bir iş olmadığını anlamak için Rıdvana kulak vermek yeterli. Artı daha önce de söylediğim gibi, o dönemin Trabzonunun entelektüel/insani seviyesiyle bu dönemin Trabzonu arasında dağlar kadar fark var. Kültürüyle, folklörüyle, kendine has diyalektiyle bambaşka bir şehir olan Trabzon bugün cühela akınına uğramış durumda; bu gerçek. Şampiyonluğun tadını almak, almış olmak, bence bir vakur gerektirmeli her şeyden önce. Değişen dengeler hesaba katılarak, bugün gelinen ortamda Şampiyon olamamanın bir başarısızlık kabul edilmesinden ziyade açık sözlülükle konuşulması, kabullenilmesi gereken başka şeyler var. Takım şampiyon olamasa, iyi futbol oynayamasa bile Taraftar üzerine düşeni yapmalı. Onların görevi bu. 90 dakika beklentileri karşılamalı. Takım karşılayamıyor ama demek, yine şart koşmaktır. Taraftarlık değil tüccarlıktır gözümde. Eğer kendilerini başarıya ve şampiyonluğa endekslerlerse, bağnaz şartlara bağlarlarsa taraftarlığı, Şampiyonluk tatmadığı için takımını desteklemeyen anadolu köksüzlerinden ne farkımız kalır? Burada Şampiyonluk tatmak bir avantaj değil, dezavantaja dönüşür. İşte o zaman her şeyden önce sabrın tükendiği bir ortamda o tadı tekrar almak gidilecek tek yer olarak Sadri Şener Tesisleri kalır.

    Cevapla
  5. Great White

    @ Cezasahası;

    Bir kere öncelikle şunu belirteyim ki benim yazımın ana teması "26 yıllık şampiyonluk özleminin sebebinin salt TS taraftarı olmadığı" yönündedir. Ortaya koyduğum ve nedense ısrarla hiç değinmediğin argümanlar da o yöndedir..

    Ben yazımın hiçbir köşesinde Avni Aker taraftarına ya da onların takıma vermiş oldukları desteğin diğer büyük takımlardan daha iyi olduğuna asla değinmedim bile. Zaten o yönde eksiklerimizin bulunduğu çok açık ama bunu şampiyonluğa ulaşılamamış olmanın mazereti olarak göstermek de bir o kadar anlamsız..

    Benim dikkat çektiğim nokta, taraftar baskısının salt bize has bir gerçek olmadığı üzerinedir..

    GS son şampiyonluğunu 3 hoca, 2 başkan değiştirerek elde etti. BJK geçen sene iki hoca ve kendi taraftarı tarafından adeta nefret edildiği başkanıyla çifte kupa aldı. FB son şampiyon hocasını averajla kaybettiği ikinci şampiyonlukta sonra gönderdi..

    Oysa biz ligi ikinci bitirip gönüllerin şampiyonu olmakla bile tatmin olan bir taraftar kitlesinin tek isteğinin şampiyonluk olduğu fikrine saplanıyoruz gayet yanlış bir şekilde..

    Yahu rakip takım taraftarları bu şampiyonluk hasretini en fazla 3-4 sene çekiyor olmasına ve ligi ikinci bitirdiklerinde dahi galeyan gliyor olmasına rağmen biz hangi mantıkla en sabırsız taraftar suçlamasıyla başarısızlıkların baş sebebi oluyoruz; hakikaten anlayamıyorum..

    Hangi sezonda rakiplerimizden daha kaliteli bir futbolcu ve teknik adam kadrosuna sahip olduk?

    Hangi transfer döneminde bir sonraki sezon için 3-4 kaliteli takviye bile yeterliyken o takviyeleri layığıyla yapabildik?

    Bu sene Manisa deplasmanında korner dahi atamadan geri dönen, geen sene Sivas deplasmanında sahadan silinen takım da mı bu sözümona taraftar baskısının eseridir?

    El insaf yahu:)

    Bu arada şampiyonluk yaşadığımız dönemlerdeki taraftar profili şimdikinden bile daha nötr idi. O zamanlar da tribünlerde şov falan yapmıyorduk ama o dönemlerde Üç İstanbul takımının kadrolarında 35 lik Yugoviçler vardı. Şimdiki gibi trilyonluk yıldızlar değil..

    Cevapla
  6. CezaSahası

    Şu ortaya argüman koyma hadisesine dalarsak çıkamayız. Ben de Tek sorumlunun taraftar olmadığının farkındayım. Eğer senin deyiminle Taraftarı, Türkiye genelindeki taraftar olarak baz alırsak. Ki ben ısrarla çok daha kısıtlı bir taraftar kitlesinden bahsediyorum: Trabzondaki Trabzonsporlular… Benim de bunlarla ilgili ortaya koyduğum yığınla argüman var dikkat edersen. Trabzondaki Trabzonspor taraftarı'nın büyük çoğunluğu takıma bir şey katmaz, sürekli isterler. Sabırsızlar, Camia'nın önde gelenleri dediğimiz ne idüğü belirsizler de bunu gerek yerel medya, gerek satılmış Tribün liderleriyle gayet iyi kullanmaktadır. Ve bu tip oyunların bir kere bile "karşısında" olduklarını, aklı selmi davranıp bu tip olaylara bir kere dur dediklerini hatırlamıyorum.

    Taraftar baskısı bize has değil, fakat benim de dikkat çekmek istediğim nokta, baskıyı yarattıkları oranda destek verebilen rakip takım taraftarları karşısında sadece baskı unsuru olmaktan başka bir işe yaramayan bir taraftar topluluğu olduğudur.

    Ligi ikinci bitirip gönüllerin şampiyonu olduğumuz sezon bununla tatmin olan bir taraftar topluluğundan bahsetmişsin, bu, Trabzonu baz alırsak, külliyen yanlıştır. Sen, ben olabiliriz bu taraftar topluluğunun içinde. Tanju olabilir. Trabzonda yaşamayan çoğu insan olabilir. Fakat Trabzonda, hemen bu maç sonrasında, kendi oyuncularını taşıyan otobüse taşlarla ve sopalarla saldıran, saldırısını yol boyu devam ettiren, kendi oyuncularını otobüsün içinde siper almaya zorlayan, otobüsü paramparça eden, kendi oyuncularını yaralayan taraftar topluluğu senin bahsettiğin taraftar topluluğuyla aynı olamaz. Çünkü senin tatmin oluyor dediğin taraftar grubu, hemen o maç sonrasında oyuncularına bu bahsettiğim şeyleri bire bir uygulamıştır. Bu tarihî ve belgesel bir gerçektir. Karartılamaz, yorumlanamaz. Merak edenler döneme ait kayıtları incelesinler. Üzerinden yıllar geçtikçe canına kıyan gencecik fidanlarıyla hatırladığımız bu facianın daha büyüğünü stad dışında yaşadık biz.

    Trabzon'daki Trabzonspor taraftarı, yarattığı baskının karşılığını bu kulübe asla verememektedir. Bu kadar basit.

    Cevapla
  7. Anonymous

    Trabzonspor, Trabzon şehrinin bacasız fabrikasdır. Bu şehrin ekonomik düzeyini düşündüğünüzde Trabzon insanın verdikleri veya verebilecekleri bellidir. Yarattığı baskının karşılığını verememek demek bu taraftara yapılan en büyük haksızlıktır. Trabzonspor, taraftarına, sevenlerine 26 yıldır, yanında olan taraftarına ne vermiştir, Bunun karşılaştırmak bile yanlıştır ama taraftar karşılıksız sever, alan değil verendir derler peki, uğruna ölenler olduğu Trabzonspor bu taraftarına ne vermiştir. En küçük başarısızlıkta kendi başarısızlığını, bir başkasına yüklemek oluyor bu. Bu yanlıştır. bireysel davranışlardan yola çıkarak genelleme yapmaksa hatalıdır. Her olay kendine özgüdür. Trabzonspor taraftarı böyle, Trabzonspor taraftar şöyle diyerek, kötü tarafları iyi olanların önüne çıkartmak ve bunu süreklileştirmek ne kadar kolaycılık. Unutmayalımki, stadlardan telleri ilk kaldıran kuluptur yada kulublerin en başında gelir Trabzonspor.

    Cevapla
  8. Great White

    @ Adsız;

    Aslında şu "Adsız" ibaresi yerine gerçek isminiz olmasa bile en azından bir kullanıcı adı olsa bir başka konudaki yorumunuzu okuduğumuzda "Hah bak, geçen gün de bu arkadaş şunları yazmıştı" diyebileceğiz:)

    Konuya dönersek, tepkinizde bence de haklısınız.

    Lakin işin garibi Cezasahası da kendi bakış açısından yazdıklarının büyük bir kısmında haklı görünüyor..

    Sadece hassasiyet noktalarımızın öncelik ve önem sırası biraz farklı sanırım:)

    Cevapla
  9. Adlı

    "Herkes kör değneğini beller gibi, Sivas maçında sahaya dalan 3-5 embesili örnek göstererek TS taraftarına giydirir ama aynı maçta sahayı dolduran 25 bin taraftarın onca tahriklere rağmen soğukkanlılığını korumuş olmasına asla değinmez nedense. Şark kurnazı ya bunlar.."

    iyi de arkadasım sen adam olduren 3-5 katili ornek gosteriyon ama desibel rekorları kıran 30bın kısıyı ornek gostermıyon, kaptanını dowen 3-5 embesılı ornek gosterıyon ama klubun kasasına her sene mılyonlarca $ sokan gerızekalıları ornek gostermıyon.. trabzon taraftarını oldugundan daha rezıl gostermeyeyım dıye şark kurnazlıgı yapcagına gerceklerı yaz

    Cevapla
  10. Great White

    @ Adlı;

    Bir kerede anlayabilen arkadaşlara ayıp olacak ama bir kez daha açıklayayım:)

    "Trabzon' da sahaya dalan 3-5 embesili örnek göstererek TS taraftarını yaftalamaya kalkan zihniyet, kendi tribünlerine sızmış olan çapulcu ve küfürcü tayfasını görmezden geliyor"

    dedim açık olarak..

    Yani öyle cımbızla çekeceksek malzeme bol:)

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir