Aylık arşivler: Ekim 2009

Türkiye Gerçekleri ve 4 Büyükler Üzerine Benzerlikler

Türkiye, gelişen ve globalleşen diğer medeni ülkelerin ne derece gerisinde kalmışsa ülkemizdeki büyük futbol kulüplerimizin de Avrupa’ daki vaziyetleri pek farklı değil aslında..

Özellikle 4 büyüklerde de tıpkı Türkiye’ de olduğu gibi taraftar ya da halk tarafından seçilerek göreve gelen baş(ba)kan, geldiği ilk gün mutlaka bir “Enkaz devraldım” edebiyatı yapar ve kendisinden önce görev yapmış olan diğer baş(ba)kanlara göndermelerde bulunur..

Ancak ne var ki, bir önceki iktidardan ya da yönetimden devralınan ve şikayetçi olarak veryansın ettikleri o borç batağı kendi dönemlerinde azalmak bir yana dursun daha da artar..

Ülke ekonomisi git gide dışa bağımlı hale gelip dış finans kuruluşlarının faizli borçlarına bel bağlanırken kulüplerin ekonomisi de federasyondan gelecek olan katkı paylarına ya da bahis şirketlerinden gelecek olan paralara endekslenir..

Ülke ürettiğinden fazlasını tüketen bir yapılanma içerisinde git gide batağa doğru sürüklenirken, bu “güzide” kulüplerimiz de ilginç bir benzerlikle alt yapısından neredeyse hiçbir değer çıkaramadan sürekli olarak dışarıdan getirilen futbolcuların gösterecekleri performanslara bel bağlarlar..

Türkiye’ de ithalat tavan yapıp ihracat ise neredeyse taban yaparken bu büyük camialarımızda da durum değişmez ve yapılan tek tük futbolcu ihracatlarından elde edilen paralar amatörce bir zihniyet ile transfer edilen bazı futbolcu ve teknik adamlara adeta peşkeş çekilmeye devam edilir..

Ülke ekonomisinin kötüye gidişini absorbe edebilme adına sırtına vergiler yüklenilerek yaşam standardı gitgide düşürülen ortadirek vatandaş modeli, salt şampiyonluk olgusundan edecekleri manevi kazanımları uğruna takımlarına destek vermeye çalışan ve kombine ücreti, maç bileti, lisanslı kulüp ürünleri, telefon hattı kampanyaları, forma alımları vb. yollardan takımlarına katkı sağlamaya çalışan cefakar taraftar modeliyle birebir örtüşür..

Ülkeyi idare eden iktidarlar göreve geldiklerinde ilk iş olarak kadrolaşmaya giderek önemli görevlere kendi adamlarını yerleştirirken söz konusu kulüplerde de bu eğilim büyük bir benzerlik arz eder. Önceden yapılan bir takım doğru hamlelerin üzerine konulması prensibinin yerine eski yapılanların topyekün imhası gerçekleştirilir ve her şeye tekrar sıfırdan başlanır..

Her gelen iktidar vatandaşından Avrupa standartlarında bir ülke yaratacağı vaadiyle en az 3 sene süre isterken kulüp yönetimleri de bu konuda geri kalmazlar. Lakin istenilen 3 sene sonunda vaad ettikleri Avrupai standartlar ve global başarılar bir türlü gelmez..

“Devletin malı deniz” zihniyeti büyük kulüplerimiz söz konusu olduğunda adeta bir okyanus kadar genişler. Ülke ekonomisini günü kurtarmaya yönelik eğilimler eşliğinde canlandırmayı marifet edinen oluşumlar memlekette para edecek her bir değeri dış mihraklara peşkeş çekmekte herhangi bir beis görmezken bu kulüplerde de işler ekonomik anlamda zora girdiğinde sıcak para girdisi adına budanarak adeta kuşa çevrilen futbolcu kadroları imdada yetişiverir..

Ülkeyi yönetenler dış borçlanmayı akılcı ve tasarruflu hamleler ile hafifletmeye çalışmak bir yana dursun git gide artırırken, söz konusu kulüplerimiz de var olan ve zaman geçtikçe devasa boyutlara ulaşan borçlarını aynı şekilde artırmaya devam ederler..

Ülke yönetimlerinden şikayetçi olan halk bunu protestoya döktüğünde provakasyon yaptıkları gerekçesiyle , takımlarının başarısızlıklarını eleştirerek tepki gösteren taraftarlar ise baskı yaptıkları gerekçesiyle hor görülür..

Vatandaş küresel kriz ortamında adeta yaşam savaşı verirken kendi lükslerinden, astronomik maaşlarından, aşırı kişisel giderlerinden hiçbir şekilde taviz vermeden arap şeyhi kıvamında sefa süren iktidar mensupları, dünyadaki hemen her sektörün büyük bir buhrana girdiği ortamda bazı futbolculara hiç çekinmeden trilyonlar yatırmakta herhangi bir çekince görmeyen büyük kulüp yöneticileriyle bu konuda da hayli benzeşirler..

Tıpkı türlü yalanlar ve pembe vaadler ile uyutularak sömürülen vatandaşlar ile bir gün dünya takımı olacakları hayaliyle yüz yıldır ağızlarına kendi ligindeki şampiyonluklardan ibaret balın çalındığı taraftarların biribirleriyle bu derece açık bir şekilde benzeştikleri gibi..

Great White