Teknik Direktör Kavramının İçi Ne Kadar Dolu?

Şu devasa futbol literatüründe en çok kafamı kurcalayan ve içerisine hak ettiğinden çok daha fazla anlam yüklediğimizi düşündüğüm teknik direktörlük kavramı üzerine bir şeyler söylemek istedim..

Mevzuuya ilk olarak kendi ülkemiz üzerinden bir göz atalım. Türkiye liglerinde kapı kapı dolaşıp duran ve gitmiş oldukları birçok takımda elle tutulur bir başarı elde edemeyen ancak bu duruma rağmen en fazla birkaç ay içerisinde bir başka takıma gene “Kurtarıcı” olarak getirilen onlarca teknik adam mevcuttur; malumunuz..

Son 20 yıla baktığımızda adeta kısır döngüyü andıran bir rotasyon ile sürekli olarak hemen hemen aynı teknik direktörlerin Türkiye Ligleri’ nde dönüp dolaştıklarına şahit oluruz..

Dünya’ nın hiçbir sektöründe başına yetkili sıfat ile geçmiş olduğu bir oluşumu başarısız duruma getirip hemen akabinde bir başka kurumda aynı yetkiler ile donatılan bir yönetici profili göremezsiniz ancak bu teknik adamlık her nasıl bir meslekse artık, küme düşürdüğü ya da düşmek üzereyken bırakıp kaçtığı kulüp sayısı iki elin parmak sayısını geçmiş olan adamlar her sezon bir şekilde kendilerine iş bulmakta zorluk yaşamamaktadırlar. Biri ekonomik kriz mi dedi? Geçiniz onu..

Şöyle bir araştırmaya kalksanız, neredeyse 25 yıla dayanan teknik adam kariyerlerindeki başarıları, alt ligden üst lige iki üç takım çıkarmak ya da hasbelkader bir iki Türkiye Kupası finali görmekten ibarettir çoğunun..

Açıkçası ben bu işin biraz fazla büyütüldüğünü, gereğinden fazla önemsendiğini, içerisine o kadar da derin anlamlar yüklenilmemesi gerektiğini, teknik direktörlük mesleğinin abartıldığı kadar ulvi meziyetlere sahip olunması gereken bir kavram olmadığını ciddi ciddi düşünüyorum ve hatta buradan iddia da ediyorum..

Bir teknik adamı eleştirdiğimizde “Yahu sen ondan daha mı iyi biliyorsun sanki” şeklinde bir cevap almamızı gerektirecek kadar spesifik sonuçları olan işler çevirdiklerini de düşünmüyorum..

Ha tamam. Hiç etkisi yok değildir tabii. Mesela bir teknik adamın takımına olumlu yöndeki etkisi bana göre en fazla % 10 ya da 20 olabilecekken, olumsuz yöndeki etkisi % 80 leri bile bulabilir. (bknz. Ziya Doğan)

Yani öyle mendebur bir teknik adama denk gelirsiniz ki, kadro seçimlerini ya da oyun içerisinde yaptığı değişiklikler gibi göreceli teknik detayları geçtim; iki tane yıldız oyuncunuz ile kapışarak onları futboldan soğutur, takım içerisindeki huzuru bitirir, futbolcusu ile sidik yarıştırır, taraftar ile birbirine girer, yönetim ile kavga eder, medyaya saçmasapan demeçler verir ve bunların sonucunda da elindeki takımı darmadığın bir enkaza dönüştürebilir tabii ki (bknz. Broos)

Şimdi burada şu soru ortaya çıkıyor. Kötüsünü anladık ama bir teknik direktörü iyi yapan kriterler nelerdir?

Bana göre çok basit. Az buçuk da olsa insan psikolojisinden anlayan komplekssiz, kibirsiz, mülayim ve sevecen bir insan olmak. Yani iyi bir insan, iyi bir teknik direktör olabilmek adına en büyük erdemlerden birine sahiptir zaten(bknz. Lucescu, Zico, Güneş)

Eh tabii futbol bilgisi de senden benden kötü olmayacak izninizle. O mevkiiye getirilmeye ve onca parayı hak etmeye layık görülecek kadar da kafası çalışan, kendisine uzatılan mikrofonlara karşı iki lafın belini bükebilecek kadar da kıvrak zekası olacak mümkünse..

Mesela küçük örnekler de verelim. Geçen sezon Fenerbahçe’ nin başında teknik adam olarak bendeniz olsaydı, Fenerbahçe sıralamada daha kötü bir yerde olabilir miydi?

Bizim mahallede futbol ile yatıp kalkan ve sabah akşam kulağındaki radyosuyla bütün spor haberlerini takip eden görme engelli işportacı abimiz Barcelona’ nın başında olsa, alabileceği en kötü derecenin lig ikinciliğinden ibaret olması neredeyse kesin değil midir? Kaldı ki bu takımlar sezonu ikinci kapadıklarında teknik adamı şutlarlar genelde..

Daha dün jübilesini yapan Guardiola’ nın, yılların duayeni Ferguson’ u ve futbol dünyasının bir numaralı teknik adamı olarak görülen Mourinho’ yu iki final değeri taşıyacak maçta dalga geçercesine yenmiş olması teknik direktörlük kavramını sorgulatmaya yeterli sebeplerden sadece bir tanesi değil midir?

Mesela kötü bir takımla küme düşen, klas bir takım ile imrenilesi başarılar kazanan ama vasat üzeri bir takımda daha şimdiden sorgulanmaya başlayan Rijkaard’ a baktığımızda bu paradox daha bir netleşmiyor mu gözümüzde?

Neyse, çok da uzatmak istemiyorum; sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır. Sonuç olarak bu adamların tamamen gereksiz olduklarını düşündüğüm sonucu çıkmasın sakın. Ancak, hak edilenden çok daha fazla önemsendiklerini ve iyisine denk gelinmesinden ziyade kötüsünden uzak durulması gerektiğini vurgulamaya çalışıyorum..

Bu arada konuyla ilgili olarak nacizane küçük de bir kehanet ekleyeyim. Futbolu bıraktıktan sonra ne yapar, eder bilemiyorum ama mesela Harry Kewell’ ın ideal bir teknik adam olacağını düşünüyorum..

Yukarıda saymış olduğum insani meziyetlerin hemen hemen hepsine fazlasıyla sahip. İlla ki bizlerden “biraz daha fazla” futbol bilgisi de vardır mutlaka..

Teknik Direktör Kavramının İçi Ne Kadar Dolu?” üzerine 2 düşünce

  1. Alper S.

    Fenerbahçe'nin başında ben olsam, Barca'nın başında ben olsam mantığı hala var ya blog yazarlarında daha ne diyeyim bilemiyorum.

    Bir önerme yapıyorsunuz, belirli bir dayanak dahi noktası yok, "iyi insan olursanız teknik direktör olabilme erdemlerinden en büyüğüne sahip olursunuz" demek abesle iştigaldir.

    Görme engelli (?!) işportacıyla Rijkaard'ı veya Pep'i bir tutmak zaten ayrı bir post konusu olur. İki – iç maçla Pep, Ferguson'dan daha iyi olduğunu kanıtlamadı elbette diyeceğim ama konu uzayacak.

    Kısacası nereden tutsanız elinizde kalacak bir post olmuş. İlgiyle takip ettiğim bu blogda bu tarz yazıların olması üzücü.

    Üstadlara devam..

    Cevapla
  2. Great White

    Bir kere teşbihte hata olmaz..

    Onlar sadece vurguyu artırmak adına kullanılan uç örneklerdi ki yazıdaki asıl mevzuuyu anlayabilen anlamıştır zaten:)

    Guardiola tabii ki iki üç maç ile o iki teknik adamdan iyi olduğunu kanıtlayamaz. Yazıda da vurgulanmak istenen o aslında..

    Önce kadro kalitesi ve futbolcular ile olan diyaloğun etkisi önemli. Mesela Rijkaard örneği de aynı şekilde..

    Rıza Çalımbay'ı getirmek adına milyon dolarlar ödenerek yollanılan Del Bosque' nin şu anda İspanya' nın başında olması gibi anlamını yitiren çelişkiler yumağı..

    İstesem yüzlerce daha örnek verebilirim hangi teknik adamın hangi kriterlere göre dünyada değer verilip verilmediği tartışmaları hakkında..

    Bu arada şu postta elinde kalan tek şey sadece bahsettiklerinden ibaretse yapacak bir şey yok..

    Yani Hıncal Uluç gibi yapıp, GS nin başına gelen istisnasız her teknik adam hakkında söylediği gibi "Ben ondan daha iyi biliyorum" "Bu adam teknik direktör falan değil" demeye kalksak elinizde daha çok şey kalacak:)

    Selametle..

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir