Ölen Yoksa Aynen Devam!

Galatasaray – Ankaragücü maçında Ali Sami Yen tribünlerinde iki taraftar arasında geçen olay günlerdir konuşuluyor. Gördüğümüz kadarıyla lafla atışma şeklinde başlayan bu kavga neticesinde sarı kırmızı kıyafetli taraftar siyah beyaz kıyafetli diğer taraftarı tabiri caizse emanet mandayı döver gibi bir güzel marizliyor. Amansız dayağı yiyen eleman linç olmaktansa kendisini bir alt tribüne atarak kurtarma yoluna gidiyor. Ardından bu münferit olay neticesinde Galatasaray Kulübü’ ne 185 bin TL para cezası geliyor. İşin ilginç yanı bir sonraki hafta Ali Sami Yen Stadı’ nda Fenerbahçe derbisinin oynanacak olması tabii ki. Doğal olarak tartışmalar da bu noktadan sonra alevleniyor..

Bir kere şunu baştan söyleyeyim. 25 bin kişinin bulunduğu bir ortamda 5 dakika süren bir kavga sonucunda o adam tribünden aşağıya düşüp hayatını kaybetmiş olsaydı dahi bu olaydan dolayı Galatasaray Kulübü’ nin sahasını kapatmayı bırakın, para cezası vermek bile son derece anlamsız bir karardır nazarımda. Zira söz konusu talihsiz taraftar biraz daha ters düşse muhtemelen ölümcül bir kaza gerçekleşmiş olacak ve Ali Sami Yen büyük bir ihtimal ile kapanacaktı..

Fakat ortalıkta dolaşan tartışmalara şöyle bir bakıyorum da, Galatasaray cephesi çıkıp da “Kardeşim, iki adam tribünde biribirini yedi diye koca camiayı cezalandırmak da neyin nesi? Asıl olayı çıkaranlar cezalandırılmalıdır” diyemiyor yahu. Bunu söylemek yerine garip bir şekilde “Adam oradan kendisi atladı, atılmadı. Ahanda videodan da görüyoruz” gibisinden komik savunma şekilleri geliştiriyor..

Aslında bana kalırsa bir adamın tribünden atılmasından daha trajik olan şey, o yükseklikte bir yerden atlamayı dahi kurtuluş olarak görmesine sebep olacak korku ve paniği hissetmiş olmasıdır zaten. Sen adamın oradan aşağıya atlamasına sebebiyet verecek kadar büyük tehdit oluşturmuşsan bu daha vahim bir haldir yani. Bir de “Orada dayak atan adam aslında diğerinin atlamasını engellemeye çalıştı” diyenler var ki onlar ayrı komedi. “Adamın aşağıya atlamasını engellemek için biraz zor kullanmak durumunda kaldı” deseler daha mantıklı olacak neredeyse..

Ama diyorum ya, kimse kalkıp da bu bireysel olayın camianın geneline etki edecek bir yaptırıma muhatap olmaması gerektiğini söylemiyor nedense. Ortada yazılanlar, dolaşanlar bir nevi kayıkçı kavgasından öteye gidemiyor haliyle tabii..

Şimdi biraz daha açıklayıcı olabilmek maksadıyla spesifik bir örnek verelim. Haziran ayında İnönü Stadı’ ndaki dev konserlerde stadyuma en az 50 bin kişi akın edecek. Onları taraftar olarak düşünelim. Mesela Rammstein tayfası ile Megadeth fanatikleri bir şekilde biribirlerine dalsalar söz konusu müzik gruplarına herhangi bir ceza verebilir misiniz? Orada bir yaralanma gerçekleşirse ceza alacak taraf, olayı çıkaranlar ile organizasyonu düzenleyenler olacaktır tabii ki. Şimdi bu örnekteki organizatörü futbola uyarlarsak kime denk geliyor? Tabii ki Türkiye Futbol Federasyonu’ na . Ya da şöyle bir örnek de olabilir. Misal, Federer ile Nadal arasındaki maçta iki kişi kavga edip biribirini yaralasa iki tenisçiye herhangi bir yaptırım uygulanır mı? Hiç sanmıyorum. Eğer uygulanıyorsa o da alabildiğine saçma bir karar olmaz mı?

E daha neyi tartışıyoruz o zaman? Var mı futbol ile diğer iki örnek arasında kabaca bir fark? Bence yok. Sadece uygulamalar farklı nedense..

Bir de şu var. Genelde yapılan eyleme değil de sonucuna göre cezalar veriliyor. Tamam, adam öldürmek ile teşebbüs arasında bir fark vardır illa ki ama bu derece de olmaz ki. Tribünden yüzlerce sert cisim atılıp isabet sağlanmazsa maç devam ederken, bir tanesi isabetli atılıp da kafayı yardığında maç tatil edilebiliyor. Bu işte bir mantık görebilen varsa beri gelsin arkadaş..

Ölen Yoksa Aynen Devam!” üzerine 9 düşünce

  1. Melik Başgöze

    Tek kelimeyle mükemmel bir tespit, ekleyecek bir şey bırakmamışsın fakat işin diğer bir enteresan noktası ise emniyetin, gözaltına aldığı şahsı serbest bırakması.

    Cevapla
  2. Erdem Karakuş

    "Adam oradan kendisi atladı, atılmadı. Ahanda videodan da görüyoruz" gibisinden komik savunma şekilleri geliştiriyor..

    Söylediğin cümlenin aynısını yazdım birkaç yerde, birkaç yerde de okudum. Ha keyfimden mi yaptım bunu? Hayır değil. Bir kulüp resmi sitesinden "adam atmak" diye yazıyorsa, bu kulübün taraftarı da olmadığını bile bile "sahaya adam atıldı" diye ortalarda dönüyorsa, ve bunu da sırf ezeli rakibi (aslında düşmanı) ceza alsın, mağdur olsun diye yapıyorsa, ben o adama aptala anlatır gibi anlatırım, hem de defalarca. Ha sana komik gelebilir doğrudur. Bana bunları insanlara anlatmak zorunda olmak acı geliyor. Sen bunun savunma şekli olduğunu düşünürsün, ama neden bu insanların bunu savunma gerekliliği gördüğüyle ilgilenmezsin. İşin kara mizahıyla ilgilenip "ben bunlara gülüyorum" mesajı verirsin, ama insanların aslında ne kadar üzücü bir durumda olduğuyla ilgilenmezsin.

    Eğer amacın sosyal tespit yapmaksa insanların neden futbola bu kadar tutkun olduğunu, neden böylesine sarıldığını, neden gözlerini karartıp fanatikçe bir takıma aidiyet hissettiğini araştır. Sen direk olarak en son aşamaya gidiyorsun, görmesi en basit durum olan fanatizme vurgu yapıyorsun.

    Sahada bir adam diğeriyle kavga etmiş, birisi aşağı düşmüş.
    Düşen adam niye küfür etmiş arkadaş, bu adamın amacı nedir? Bununla ilgili bir yorum göremiyorum. Bir Galatasaray tribününde bir Fenerbahçe'li bağırsa "şampiyon Fener" diye linç edilecek belki. Neden diye soruyor musun? Hayır. Sadece "sosyal tespit" adı altında rating malzemesi konudan güzelce bir post çıkarıyorsun, olay budur işte.

    Galatasaray 185.000TL ceza almış. Bunun 100.000TL'si bu olaydan dolayı. Ama araştırmaya tenezzül etmemişsin bile, çünkü işin orasında değilsin. Popüler malzemeden post çıkarıyorsun da, neden araştırmıyorsun diye sorarım ben sana o zaman.

    Hadi tamam olayı de inceleyelim senin hatrına.
    1. Alkollü taraftar stada nasıl girer?
    2. Bir taraftar neden küfür eder?
    3. Bir insan diğerine niye ölesiye dayak atar?
    4. Güvenlik görevlileri neden bu olaylara müdahale edemez?
    5. Bir taraftar neden tribünden aşağıya atlar?

    Bunlardan 1 tanesini yazıyorsun, diğerleri ortada yok. Senin yazdığını herkes yazmış zaten, bana farklı birşey gösterebilir misin? Hayır, yok yani.

    Ben gülmüyorum bu olaylara, insanların nasıl bu duruma geldiğini algılayamıyorum çünkü, bir insan nasıl bu kadar kör olur aklım almıyor. Ama kimse orada değil, varsa yoksa herkesi birbirine düşürme gayreti, alttan alta taraftara verilen "sizin hakkınız yeniyor, onlara kıyak geçiyor, haydi saldırın" mesajı. Başka da birşey yok, ne medyada ne bloglarda.

    Cevapla
  3. Great White

    @Melik Başgöze

    Al işte. Alenen suç işleyen adam cezasız kalırken alakasız kişi ya da kurumlar bir şekilde mağdur ediliyor. Bilgi için eyvallah..

    @Erdem

    İyi de arkadaş, benim bu olaydan sosyo-psikolojik bir takım tespitler yapmak gibi bir çekincem yok ki zaten. Derdimi anlayan anlamıştır illa ki ama kısaca tekrar özetleyeyim..

    Benim nazarımda münferit olaylar, gene münferit yaptırımlara maruz kalmalıdır. Ben özetle bu şekilde düşünüyorum ve düşüncemi de elimden geldiğince örnekler de vererek aktarmaya çalıştım yukarıda. Katılırsın, katılmazsın; orası ayrı..

    Yani olaya bu açıdan baktığımda ortadaki tartışmalar bana gereksiz küçük detaylar üzerinden dönüyormuş gibi geliyor doğal olarak. Yoksa bana ne, adamın hangi kafayla oraya gelip, hangi triplere maruz kaldığından. Belki de aşağı atlayan herif diğerinden on kat daha suçluydu. Ne önemi var ki bunun şimdi?

    Ayrıca herhangi bir reyting kaygımız da yok neyse ki. Zaten öyle bir düşüncem olsa bu olayı 3 gün sonra yazmak yerine herkesin mevzuu hakkında bir şeyler geveleme ihtiyacı hissettiği ilk günde tahrikkar bir içerik ile yazardım.

    Emin ol, bunu da çok iyi yapardım..

    Cevapla
  4. aydın

    Bunu çeyreğinin Fenerbahçe tribünlerinde olduğunu düşünüyorum:
    Koro nasıl hazır olurdu.Hem de bir değil iki cenahtan.Bunlara göre Fenerbahçe taraftarı Yüzüklerin Efendisi'ndeki Orclardır zaten.
    Ama Galatasaray olunca nasıl felsefi açılımlar geliyor:
    Şahısların yaptığından kulübün ne suçu var?
    Adam kendisi atladı vs vs..
    Basket maçında da suçlu olan orta parmak gösteren kadın oldu.Kadın da durup dururken o hareketi yaptı sanki.
    Şimdi Erdem Karakuş'a sormak lazım:
    Nasılmış?
    Ele verin talkımı, kendiniz yiyin salkımı.Bak nasıl şikayetçi oluyorsunuz adamın atıldığı yöndeki iddialara.
    Üstelik burada adamın yazıda olduğu gibi tek çaresi atlamak.
    Mecbur.Geri dönse onu kim çıkaracak sağ salim?
    Dayak yediği aynı tribünden bir daha geçecek.
    Bunu adı artık Karma mıdır İlahi Adalet midir bilmem, birincil önceliği kayıtsız şartsız rakiple uğraşıp çamur atmak olan sizin ve diğer kulübün sırtı bir türlü doğrulamıyor.

    Cevapla
  5. Great White

    Bu arada söylemeden geçemedim..

    Blogun kontrol panelinde "Bir yorum var" gözüküyor. Yorumu tıklıyorum onay vereyim diye ama görüntülenmiyor bir türlü:S

    Yani birinin yorumu yayınlanmıyorsa sebebi ben değilim. Sadece belirtmek istedim:)

    Cevapla
  6. Master

    Soner Abi, yorum gözükmüyor suan kontrol ettim.

    Yazıda yine iyi ve yerinde tespitler var. Derbi seyircisiz oynanamaz, temaşa oyunu bu diyerek alınmış bir karar..

    Kısacası yine saçmalıklar sarmış 4-1 yanımızı

    Cevapla
  7. Uzunoğlu

    Soner az çok tribün ortamını bilen birisi olarak söyleyebilirim ki bu münferit olayda Galatasaray'ın ihmali söz konusu. Orada aşağı atılan veya atlayan elemanın hangi takım taraftarı olup olmadığını bir anlık unutalım. Galatasaray taraftarı bir başka Galatasaray taraftarını oradan atmış sayalım.Bu olay sıradan bir sokak kavgasında dahi olabilir. Buna kimse itiraz edemez ama aklıma başka sorular gelir o noktadan sonra.

    O stadyumda özel güvenlik görevlileri ne iş yapar?

    O stadyuma özel güvenlik görevlileri kim tarafından yerleştirilir?

    Güvenlik açısından bir problem olunca sorumluluk İç İşleri Bakanlığı'nı mı yoksa spor kulübünü mü bağlar?

    Verilen ceza bu bağlamda bırak lüzumsuz olmayı yeterli olmuş mudur?

    Cevapla
  8. bigben

    Mevcut sorunların ortadan kaldırılması için birçok yöntem kullanılabilir. Kimi otokratik süreçler sonunda sert tedbirler alınabilirken, başka makamlar olayları göz ardı edebilecek kadife eldiven davranışları sergileyebilirler.

    Rasyonel insan, duygularını bastırabilse dahi zihninde hep bir sorgu yaşatır: ADALET!

    Bana verilen cezalar benzer olaylarda başkalarına ne şekilde uygulandı?

    Başkalarının ödüllendirildikleri yerde ben es geçiliyor muyum?

    Ve bu noktada devreye GÜVEN girer.

    Siz, güvenmediğiniz kurumlardan adalet sağlamasını bekleyemezsiniz.

    Sahadaki hakemlerin uygulamaları ve maç sonrası yorumlar bu şekilde gelişmiyor mu?

    Veya milli takıma futbolcu seçilirken verdiğimiz reaksiyonlar?

    İşte disiplin kurulu cezalarının sorgulanmasının sebebi de budur!

    TS'li, bjkli, gsli, fbli… vicdan muhsabesi yapamıyoruz.

    Geçtiğimiz hafta Ali Sami Yen'de yaşananların ardından gsnin ceza almamasını savunabilen zihniyet, 15 ağustos 2007 tarihindeki TS-Sivas maçı sonrasında TS'nin saha içindeki galibiyetini de aynı hassasiyetle savunmuş muydu?

    Ağır tahrik sebebi Musa Aydın, Mehmet Yıldız'ı eleştirebilmiş miydi?

    Maç sonrası olayın amacını çarpıtıp Arap-Yahudi ilişkisine çekmek isteyen M. Odyaknaz ve B. Uygun'un saçmalıklarını kınamış mıydı?

    Ülkemizde canı yananın sesi çıkıyor.

    Başkasının hakkının yenmesi kimsenin umrunda değil!

    Gözümüz sokakta para, futbolda puandan başka birşey görmüyor!

    İkiyüzlülük, aslı reddetme sıradan-olağan bir hal almış.

    Küfür etmek, o kadar kolay ki iki dudak arasından sinkaflar dökülüyor.

    Hepsi bir kenara, "adamı atmadık, kendisi düştü" gibi izansız açıklamalar yapanların komikliğine diyecek söz yok. Zaten onlara kalsa adam kendi kendini dövüyordu. Bundan GS'ye neydi!?

    Yine aynı takımın yani gsnin formasını giyen bir emek hırsızı terbiyesizin hafta sonunda Avni Aker'deki acizliğini tüm Türkiye gördü. Su damlacıklarıyla sakatlanabilecek kadar kondisyon yoksunu(!) Keita'yı da savunurlar.

    Ezeli rekabet, ebedi dostluk martavallarıyla geçiyor yıllar.

    Ben şahsen bu dostluğu reddediyorum.

    Adalet dağıtıcıların adaletsizliği, İstanbul takımlarının masa başı bizans vari oyunları var olduğu sürece hiçbirinin gülen yüzüne kanmam.

    – "Oyunu kuralına göre oynama" deyimi günahların gizlenmesi için geçerlidir diye düşünmüşümdür. Hile yapmayı meşru kılar. Ama görünen o ki bu koşullarda, rakiplerin kuralları geçerliyse tüm Trabzonspor camiasını özünü yitirmeye ve onların analadıkları dilden konuşmaya davet ediyorum.

    Saygılarımla

    Cevapla
  9. Cezasahasi

    Acaba bu adam ölseydi gerçekten neyi konuşuyor olacaktık Erdem, sanırım tüm bu sosyal çıkarım arayışları yerini "her koyun kendi bacağından asılır" anlamı taşıyan özetlere bırakacaktı. "Kendi Etti, kendi buldu" ya da "Su testisi su yolunda kırıldı" gibi.

    Ortada bir güvenlik zaafiyeti var ve Türkiyenin Diyarbakırdan daha az güvenli bir yeri varsa futbol maçlarında, orası da istanbuldur. Her türlü rezilliği görürsünüz burada. Sahaya adam girer, Rakip futbolcunun burnunu kırar, ama sahaya yalnızca "Trabzonda" futbolcu girmiş bilir bu insanlar(Beşiktaş – Sakaryaspor, dövülen oyuncu: Serdal Kurt) Tribünde adam öldürülür, sanki hadise Bizans yönetimindeki İstanbul'da gerçekleşmişcesine vurdumduymaz olurlar yine aynı kişiler. Sahaya Allahın yağmurlarını kıskandıracak bir ahenkle pet şişe su yağar, "Rahmettir" der geçerler. Mevzuulara kafa yoranları da genellikle ortalığı bulandırarak saf dışı bırakırlar. Halbuki ortada bir gerçek vardır. Bu gerçektir, üzerine konuşmak basittir, yapılması gereken adil davranmak ve bu hadiselerin en kestirme yoldan önüne geçmektir. Dünyada sosyolojik açılımı yapılabilecek binlerce şey vardır ama bu açılımların öncesinde önlemler yoksa biz burda istediğimiz kadar kafa yoralım. Birileri, ki birincil suçlu olan birileri, hep başka örnekleri sulandırarak, saptırarak kendilerini temize çekeceklerdir.

    Roman açılımı, daha doğrusu çingene açılımı işte tam olarak kitleyi kapsamalıdır.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir