Yapan Değil Bozan Kazandı (Barca 1-0 Inter)

Dünkü maçı tek bir cümle ile ifade edebilecek türden iki farklı başlık aklıma gelmişti. Bir tanesi “Defans Sanatı” diğeriyse buydu. Ben futbolda defans yapmayı sanat payesiyle ödüllendirmeyi kabul etmeyen biri olarak diğerini uygun gördüm. Her ne kadar Inter’ in maç boyunca ortaya koyduğu insanüstü defansif performansı bir sanat olarak görülecek olsa da ben bir futbolsever olarak kendi adıma böyle sanatın içine ederim arkadaş..

Sonuçta bizler birer futbolseverden fazlası değiliz yahu. Ben aklıselim hiçbir futbol aşığının maçı izlerken “Ulan benim takımım ne de güzel defans yapıyor bee” şeklinde böbürlenebileceğini hiç sanmıyorum. Rakip senin kolunu bükmüş, yüzünün üstüne yatırarak sırtına çullanmış, sana nefes dahi aldırmıyorken “Stoperlerim nasıl da savaşıyor, kalecim ne muhteşem toplar çıkarıyor” gibisinden coşkuyla maç izleyeceklerini de zannetmiyorum..

Dünyada ruh sağlığı iyi durumda olan hiçbir taraftar (mazoşist falan değilse), bir maçın 90 dakika boyunca kendi cezasahasının çevresinde oynanmasını arzulamaz. Gene hiçbir taraftar kendi hücum oyuncularının değil, kendi defans oyuncuları ve kalecilerinin yıldızlaştığı bir maçtan asla keyif almaz. Dolayısıyla taraftarlığı geçtim, herhangi bir futbolseverin hücum yapan bir takımı izlemek ya da desteklemektense defansı mükemmel yapan bir takıma sempati duyuyor olmasını da kabullenemiyorum; yalan yok..

Mesela Mourinho. Bence de dünyadaki en antipatik teknik adamların başında geliyor. Sadece o şımarık duruşuyla da değil, kendini her şeyin üstünde gören narsist demeçleri, megaloman tavırları ve başına geçtiği her takımda istisnasız yapan değil, bozan taraf olması sebebiyle son derece itici bir adam. Burada bozmaktan kasıt, kendi oyununu oynamaktan ziyade rakibinin oyununu bozmak tabii. Hele ki karşısında Guardiola gibi toy bir teknik adam olunca dün akşam çok daha zor geçebilecek bir maçtan tulum çıkarmasını bildi maalesef..

Maç hakkında uzun uzadıya detaylı yorumlara girmeyeceğim ama Inter’in bu zaferinde defansif kurgusunun mükemmelliğinin haricindeki en büyük etkenlerden bir tanesinin Pep Guardiola‘ ya ait ölümcül hataların varlığının etkisi olduğunu düşünüyorum. Hatta daha da abartayım; maçı İlker Yasin‘ in yanında yorumlayan ve ülkemizde “Taiwan malı Fatih Terim” konseptinden öteye gidemeyen Hikmet Karaman, Guardiola‘ nın yerinde Barca kulübesinde olsaydı dün akşam çok daha mantıklı hamleler görebilirdik belki de..

Başlama düdüğünden itibaren oyunu kendi cezasahasının çevresinde kabullenen Inter daha maçın 30 ncu dakikasında 10 kişi kalmasına rağmen hala Toure ve Busquets gibi iki defansif adam ile oynaması ve o dakikalarda yapması gereken müdahaleyi ikinci yarının başında da yapmadan maçı bizim gibi izleyen Guardiola tam bir teknik adam faciasına imza atmıştır. O uzun ve kalıplı Inter savunması arasında boğuşan Ibrahimovic‘ i oyundan alıp iki pırpır forvet tipiyle Inter savunmasını karıştırma düşüncesi her ne kadar bir mantık çerçevesinde değerlendirilebilse de Ibra‘ nın her zaman bir gol şansı olduğu gerçeğini göz ardı etmemesi gerekirdi..

Son bir söz de hakem Bleeckere için. Belki Motta‘ nın ikinci sarı karttan atıldığı pozisyonda da biraz insafsız davranmış olduğunu söyleyebilsek dahi uzatma dakikalarında Barcelona’ nın attığı nizami golü vermeyişi ölümcül bir hataydı. Yaklaşık bir metrelik mesafeden hızla gelen bir topun Toure‘ nin adeta vücudunun içine sokmaya çalıştığı kolouna çarparak Krkiç‘ in önüne düşmesine “elle oynama” kararı vermesi tam bir skandaldı. Hal böyle olunca, maçın başından sonuna kadar kenarda inim inim inleyen ve kıçta durmaz osuruk misali yerinde duramayan Mourinho‘ nun zafer turu da kaçınılmaz oldu..

Bir tespit de şu “İtalyan Savunması” geyiği üzerine yapayım nacizane. Dün akşamki Inter kadrosunda başta hocası olmak üzere sonradan oyuna girenler de dahil tek bir İtalyan oyuncu dahi yoktu. Yani bu “defans harikası” takımın İtalyan ekolünden ziyade Mourinho ekolünden kaynaklandığını söylemeye gerek yok sanırım..

Sonuçta kazanan her daim haklıdır haklı olmasına da her kazanan güzel olmuyor işte. Kimi zaman çirkinler de kazanabiliyor..

Yapan Değil Bozan Kazandı (Barca 1-0 Inter)” üzerine 22 düşünce

  1. Beytullah

    Barca futbol oynayarak finale çıkmak istedi, İnter ise sadece finale çıkmak istedi…

    Nou Camp'a çıkmışın bir kere de rakip sahayı görseydin be adam…

    Cevapla
  2. Zlatan Muratanovic

    Murinho'nun iki alternatifi vardi, ya Arsene Wegner gibi top oynamaya calisip dort yiycekti, ya da gecen sene Hiddink'in yapamadigini yapip finale cikcakti.. O finale cikmayi tercih etti.. Sonucta 10 kisi Nou Camp'ta atak oynayacak hali yoktu..

    Ofans yapmak nasil bir futbol sanatiysa, defansta oyledir.. Barca gibi bir takima, son on dakikaya kadar nerdeyse pozisyon vermediler, bu az birsey degil. Ve bunu 10 kisi yaptilar.. Evet, mac ceza sahalarinin onunde oynandi, ama o ceza sahasinin icine top girmedi, o boslugu vermediler Barca'lilara, son dakikaya kadar motivasyonlarindan birsey kaybetmediler..

    Bizim Eskisehirspor macina cok benziyor.. Biz de 60 dakika 10 kisi oynadik, ama kac tane pozisyon verdik. Onur olmasa fark olabilirdi. Inter gibi kapanmaliydik demiyorum ama eger 0-0 ve hatta 0-1 isine yariyorsa kapanacaksin.. Ve bunu zekice yapacaksin, yapabiliyorsan…

    http://bohemfutbol.blogspot.com/2010/04/barca-1-inter-0-hiddinkin-yapamadgn.html

    Cevapla
  3. Bülent ŞİRİN'in Blogu

    Kimi zaman değil Soner, ne yazık ki çoğu zaman çirkinler kazanıyor. Böyle bir defans anlayışını geçebilmenin yüzde yüz garantili bir formülü bulunmuyor. Döneminin en iyi takımları bile bu oyun anlayışı karşısında çaresiz kalabiliyor. 1978'de Trabzon'da oynanan TS-FB maçında FB iki kere santrayı geçmiş, maç da 0-0 bitmişti. Yani maç FB ceza sahası civarında oynanmıştı ama golü bulamamıştı ev sahibi takım. O sene de FB şampiyon olmuştu. Nasıl olmuştu ayrı mesele, üzerine kitap bile yazarım ama şimdi esas konumuz değil.

    Soner, kadroda bir tek İtalyan bile bulunmasa bu basbayağı bir İtalyan savunmasıdır, adlı adınca Katenaçyo'dur. Sırrı nedir bilmiyorum ama oyuncular değişse bile bazı fikirler hiç ölmüyor, kötü ruh gibi bedenden bedene girebiliyorlar. Mesela Juventus. (Bakma bu aralar durumları iyi değil ama toparlar onlar.) 35 senedir takip ederim, sanki hep aynı oyuncular, hep aynı taktik varyasyonlar devam ediyor.

    Sonra bazı yorumlarda "E ne yapsın adam, Barcelona'yla oynuyorsun. Hücuma mı çıksaydı?" minvalinde yazılar okuyorum ve yakışıksız bir organımla gülüyorum, af buyursunlar. Bu kendinden güçlü, normal oyununuzla asla yenemeyeceğiniz takımlara karşı uygulayabileceğiniz bir stratejidir. Yani şu durumda Barcelona'nın İnter'den üstün bir takım olduğu, İnter'in de böyle çamura yatarak onları ancak yenebileceğini kabul etmiş olmuyor mu bu arkadaşlar? 🙂

    Morinho'ya gelince… Rahmetli babaannemin dediğini diyeceğim. "Kalbimden geçen O'na yeter"..:))

    Cevapla
  4. Ömer Faruk

    Abi Renktaşlarımıza çok üzüldüm özellikle nizami golün sayılmaması sonucu.

    Bu arada Dün gece Nou Campta olsa idim maçtan sonra sahaya atlar Şovmen Mourinhoya kafa göz dalardım.:))

    Cevapla
  5. Great White

    Bülent abi, durumu çok iyi ve net bir şekilde açıklamışsın aslında..

    Yahu yazımda da açıkça yazdım zaten. Mükemmel defans sanatı, muazzam takım oyunu vs. diye..

    E iyi de bana ne? Ben futboldan tamamen amatörce keyif alan bir adamım ve sahada tabii ki hücum futbol görmek isterim..

    Yani Etoo' nun sol bekte çaresizce cebelleşmesini görmek değil, rakip cezasahasında ceylan gibi sekiyor olmasını izlemektir benim beklentim..

    Tabii ki kazanan haklıdır dedik zaten. Ama çirkinlik, estetik olamamak başka bir şey..

    İki boksör var. Bir tanesi diğerini adeta emanet mandayı döver gibi marizlerken diğeri maç boyunca sünepe gibi sürekli gard alıyor ve bütün yumrukları savuşturup aradan salladığı bir aparkatla maçı alıyor..

    Sonra da o boksörü alkışlıyorlar, "harikasın" diye..

    Ben diğer boksörü seviyorum arkadaş. İki büklüm gardını alanı değil..

    Cevapla
  6. Beytullah

    180 dakika boyunca defans yapıp açığını bulunca saldırmayı sinsilik olarak görüyorum, sanat olarak değil…

    Cevapla
  7. trabzonizm

    yaziyi okurken kendi adima birazdaha farkli bir bakis acisi bekliyordum… ister istemez barcelona fanatigi gibi bir yazi olmus belkide 10 kisiden 8i dun aksam barcelonayi tutuyordu bu yuzden en az bir turk takimi yenilmis kadar uzuldu turk izleyicilerden cogu.. ama bir gercek var ki o da morihyonun bercolanayi cok iyi etud ettigi inanilmaz derecede yaratici sekilde dusunulmus savunma anlayisi ve 4+4 lu capraz hareketli benim ilk defa izledigim bir savunma taktigi vardi..
    eger hucum sanati diyorsak bence morinhoyun yaptigida savunma sanatiydi oynanmasi gerektigi gibi oynadi ve istedigni elde etti.. futbolu cirkinlestiriyor gibi basit kurgulanmis yorumlara kendi adima katilmiyorum benim cok zevk alarak izledigim maclardan oldu, keske o kadar sevdigimiz barcelona ilk mactada morinhoyun bu macta yaptigi savunmanin yarisini yapsaydida 3 yemeseydi..
    bu yaziyi elestirmek en buyuk hakkimiz eger yorum kosesi siteye koyuluyorsa ve yoruma acik bir yaziysa bu.. .
    guardiola yi elestiri yaparken hatta hikmet hoca bile olsaydi daha degisik seyler olurdu gibi bir mantik yurutebilmek basli basina bir basaridir. bu takima hic bir faydasi olmasa bile adama sormazlarmi bir mactan sonra elestirip butun yaptiklarini gormezden gelip ve dahasi turkiyede takim bulmakta zorlanan gecmisteki yaptiklariylada zor hatirlanan bir antrenorle kiyaslamak hangi futbol anlayisiyla bagdasir.. futbol yorum yapmakla guzellik kazanir ama is bole diye de abartmamak lazim..

    Cevapla
  8. Great White

    trabzonizm

    Ben herkesin beklediği bakış açısına göre yazı yazamam ki. Ayrıca öyle bir kaygım da yok doğal olarak..

    Hem ben Barca' nın elenmesine neden üzüleyim yahu. Benimle ne ilgisi var Barca' nın? Yazımda detaylıca belirttiğim üzere bir futbolsever olarak hücum futbolu oynayan ve futbolu "bana göre" çirkinleştirmeyen her takımın kazanmasını isterim..

    Kaldı ki defans sanatı tabirini ben kullandım yukarıda. Ama ben ofans sanatına saygı duyarımi defans sanatına değil..

    Hikmet Karaman konusunda nacizane "abartı sanatı" kullanmaya çalıştığımı çeşitli öneklerle de açıkça vurguladığım halde bu şekilde algılamış olmana da çok şaşırdım doğrusu..

    Mesela Robert de Niro' nun büyük bir aktör olması onun rol aldığı her filmi başyapıt yapmıyor sonuçta..

    Futbol tabii ki yorumlarla güzellik kazanır ama dikkatli okunarak yorumlandığı sürece..

    Cevapla
  9. bigben

    Otto Rehhagel'in Yunanistan'ı Avrupa Şampiyon'u olurken tüm takım kendi yarı sahasında oynuyordu. Belki bir duran top belki de sağlam bir kontra atak…

    M. Lucescu'nun BJK'yi 2003'te şampiyonluğa taşıması: Cordoba-Zago
    -Ronaldo ve Guinti başrolde! Yani defans adamları… 70-80 dk. top rakipteydi…

    Veya Spaletti'nin Roma'daki santraforsuz 4-6-0'ı…

    Bunların hepsi başarılı oldu; ama başarı sadece kazanmaksa (muhteşem oynamıyorlardı yani)…

    Gelin görün ki geçen sene yer aldığı tüm kategorilerde kupaya giden Barcelona, sadece sonuçlarla değil maç boyunca rakibe "ortada sıçan" muamelesi yapmasıyla dikkat çekiyordu.

    2010'un başında, takım oyunun önüne geçen birşey vardı artık Barca için: "Messimania"

    Uzaylı geyikleri son bulur mu bilinmez lakin gerçek olan şu ki artık Barcelona da elenebilir(dünyalı) bir takımmış…

    Saygılarımla

    Cevapla
  10. Bülent ŞİRİN'in Blogu

    Trabzonizm’e katıldığım noktalar var. Elbette katılmadıklarım da… Evet, Barcelona çok seviliyor, beğeniliyor filan ama tam aksini düşünen geniş bir kitle de sezinliyorum ben. Bizim toplum öyle seri ve yoğun başarı dönemlerini yaşayanları sevmez. İstanbul’a 1981’de geldim ve inanılmaz bir Trabzonspor antipatisiyle karşılaştım. Sokakta, okulda, her yerde üç İstanbul takımı taraftarları hep bir ağızdan olur olmaz gerekçelerle Trabzonspor’a ağza alınmayacak küfürler savuruyorlardı. Korolar halinde hem de. Aklım almamıştı bu durumu, çünkü Trabzon’da yaşarken bütün Türkiye’nin Trabzonspor’a büyük bir sempati beslediğini sanıyordum. Çünkü Trabzonspor 1. Lig’de geçirdiği 7 sezonda tam 5 şampiyonluk elde etmişti ve “artık yeter”di. O atmosferi görmeyenler inanmakta zorluk çekebilir ama manzara aynen böyleydi. Bunun sosyo-psikolojide bir ismi vardır elbet ama ben bilmiyorum.

    Morinho ve İnter’in oynadığı futbolda bir illegalite yok. Bu sabah NTV’de Mehmet Demirkol’un düz mantıkla söylediği gibi adamlar oynadılar, iki maçta attıklarından az yediler ve finale çıktılar. Bizim (en azından benim) itirazımız daha derin. Ben diyorum ki bu mantık kazanır ve kazanmak tek amaç olursa bir süre sonra futbol kurallarına ameliyat bile yapmak gerekiyor. Hatırlanırsa 80’lerin sonuyla 90’ların başında bir dizi kural değişikliğine gidilmişti. (Kaleciye pas, 6 saniye vs.) Neden? Çünkü 1982’de İtalya şampiyon olmuş ve emsal teşkil etmişti. Tıkanmıştı futbol.

    Uzun yıllar sürse de Brezilya 1982’den ders aldı ve sanki laboratuarda ürettiği futbolcularla hücum zenginliğinin yanına defans gücünü de kattı. Ne mutlu ki Brezilya’nın futbolu da çirkinleşmedi. Şimdi hem güzel oynuyorlar hem de savunmada 82’deki kadar komik hatalar yapmayıp kazanıyorlar.

    Barcelona’nın da yapması gereken bence budur. Yani Trabzonizm’in “Barcelona ilk maçta da Morinho’nun bu maçta yapığı savunmanın yarısını yapsaydı da 3 yemeseydi.” İfadesi haklılık kazanmaktadır.

    Guardiola ve Barcelona kurmaylarının önümüzdeki gün ve gecelerde kafa yormaları gereken konu budur, İbrahimoviç transferi misali hovardalıklar değil. Onun yerine Eto'o oynasa ne olurdu acep?

    Cevapla
  11. Great White

    Bülent abi, ilaveten şunu da söyleyeyim..

    "Barcelona ilk maçta da Morinho’nun bu maçta yapığı savunmanın yarısını yapsaydı da 3 yemeseydi" ifadesinin doğruluğu beni ya da seni haksız çıkarmıyor ki.

    Ben zaten kabul etmişim adamın başarısını ve defansif kurgusunu falan..

    Amiyane tabirle beğenmiyorum yahu. Pavarotti' nin büyük sanatçı olduğunu kabul ediyorum ama gidip de asla dinlemiyorum. Bana hitap etmiyor çünkü..

    Yani Mourinho' nun yarattığı ya da Inter' in ortaya koyduğu futbolu beğenmiyor olmak neden bu kadar garip geliyor anlamak mümkün değil 🙂

    Benim gözümde Mourinho' nun ördüğü duvar "Utanç Duvarı" dır. Ama bir başkasına keyif verebilir; itiraz edemem..

    Cevapla
  12. aydın

    Barcelona tarihi boyunca tek yönlü oynamıştır.Bu yüzden müzesinde epi topu 3 kupa vardır, ikisi son 3 yılda olmak üzere son 20 yılda gelmiştir hepsi.
    Onlar bu maçtaki görüntüyü kabullenerek geliyorlar.
    Sonuç alınca bir senede 6 kupa, sonuç alamayınca eller boş kupalara veda.
    Evet kafiye yapmak için kastırdım.

    Cevapla
  13. s'ius

    vakti evvelinde zikredilmiş bir plesenk sözü hatırlatmak isterim; "hücum maç kazandırır, defans kupa!" sanırım bu barcelona'nın neden finalde olmadığını özetler.. herşeyi interin defansif yapısınada bağlamak yanlış olur tabi ki.. guardiola kafasının içine biras yumurta kırsaydı sabah maçtan önce.. barça finalde olurdu çoktaaaan.. bizde messi'yi büyük kupa öncesi ağız tadıyla izleyebilirdik.. tek üzüntüm bu oldu gerçekten.. yoksa içten içe interin kazanmasını istiyordum :p her sene sıkıcı olurdu manchester-barça gibi takımların finali… şimdi bakalım ne göstericek bize inter-münih.. yoksa finalde oynayan 2. türk ünvanına kavuşması muhtemel hamittemi hüsranla ayrılacak.. bakalım görelim 🙂

    Cevapla
  14. ahmet arif

    Arkadaşlar yapmayın Allahaşkına. Ne sanatı, ne olağanüstü defansı. Siz değilmisiniz top bir o kalede bir bu kalede olan maçları beğenen. Siz değil misiniz Barcelona – Inter maçını izlerken bol pozisyon, inanılmaz çalımlar görmek isteyen ve bu sebeple bu maçı izleyen. Hakem o ikinci golü verse; yahu Barcelona gibi bir takıma bütün maç cezasahası yayının oralarda defans yaparsan illa ki bu golü yersin, yemeden maçı bitiremezsin diyecektiniz çoğunuz. Öyle insanüstü, bilinçli bir savunma filan yoktu. "Kazmaca, sindiren ve biraz da çirkefçe bir savunma vardı". Bizler futbolseveriz. Güzel bir maç izlemek isteriz. Kaliteli bir maç izlemek isteriz. Ama maalesef çarşamba gecesi futbol kaybetti kazmalık kazandı. Mourinho ne kadar büyük teknik direktördür ki Etoo yu sol bek Militoyu da bir ara sağ bek oynattı ve istediğini aldı demeyin sakın. Gözünüzde büyütmeyin bu adamı !!!

    NOT : Bunu genele vurmuyorum. 3-5 tane sığ düşünceli insana ithaf ediyorum.

    Cevapla
  15. ilnevyA

    Maçta Inter'in tek şutu Chivu'nun 40 küsür metreden kaleye bi şutumuz olsun bari düşüncesiyle çektiği şut olması da iyiydi Very Happy

    İlker Yasin denen adam Messi'yle Maradona'yı kıyasladı ve Messi'nin maçtaki etkisizliğinden bahsetti. Ulan senin dediğine göre Maradona'nın her maçta etkili olmuşsa bile defansif futbol oynayan takımda olmuş. Yani alıp alıp geniş alanda götürmüş adam. Ki o zamanın savunma futboluyla şimdikinin kıyası ne derece doğru. Dünkü maçta sahaya kimi koyarsan koy tek başına bişey yapamazdı o defansa. Yanında Keita, Busquets, Toure gibi kazmalarla olmazdı o iş. Iniesta olsa değişirdi belki.
    Futbolu bu kadar bilen Xavi'ye bıkmadan usanmadan 30 kere Iniesta diyen adamdan spiker oluyo 20 senedir. Hayret.

    Inter yapması gerekeni yaptı ve başarılı da oldu. Ama son dakikada da hakem buz gibi golü yedi.

    Cevapla
  16. Great White

    Baldur;

    Ben sahada görev alanları kastetmiştim. Yoksa 18 kişilik kadroda illa ki italyan vardı..

    İlnevya;

    Hasan, ben Maradona konusunda İlker Yasin' e tamamen katılıyorum..

    Maradona bir futbolcudan çok daha fazlasıydı. Hatta bu klişe karşılaştırma ile ilgili bir şeyler de çiziktirmeyi düşünüyorum aslında:)

    Cevapla
  17. ilnevyA

    Yine de İlker Yasin'in söylem tarzı ile ona katılacağını sanmıyorum Soner Abi 🙂 Sanki Hasan Şaş'tan bahseder gibi bahsediyordu adam Messi'den.

    Maradona'yı izleme fırsatım olmadı döneminde ama sonuçta o zamandan bu zamana futbol da çok değişti. Artı olarak böyle kıyaslamaları da yersiz buluyorum. Döneminin en büyük futbolcuları vardır. Farklı dönemlerde değişen futbolda bu kıyaslama yersiz geliyor bana.

    Cevapla
  18. trabzonizm

    ahmet arif

    3-5 tane sığ düşünceli insandan biriyim sanirim. hic bir zaman top o kalede top bu kalede oldugu maclardan zevk almadim.7 tane gol izlemekte futbol olarak doyurmadi beni! savunmanin ve hucumun ayni anda iyi oldugu maclari izlemekten zevk almisimdir kayseri trabzonspor gibi yenildigimiz macta bile cok buyuk zevk almistim izlerken. morinho hayraniyim da diyebilirim portoya iki kupa kazandirmak chelsea yi chelsea yapip interi buralara gedirmek gercekten basit bir olaysa evet ben gercekten morinhoyu gozumde buyutuyorum.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir