Aylık arşivler: Haziran 2010

Futbolundan Yorumuna Kadar Kalitesi Düşük D.K.

Şimdi şunu baştan itiraf etmem gerekir ki 2010 Dünya Kupası benim açımdan pek de keyifli gitmiyor doğrusu. En azından şimdiye dek beklediğim kalitenin, sinerjinin, heyecanın ve coşkunun oldukça altında seyrettiğini söyleyebilirim kendi açımdan. Bu şekilde düşünüyor olmamın sebepleri arasında, benim gözümde bütün zamanların en andaval izleyici kitlesi ünvanını kazanan Afrikalılar’ ın çalıp durduğu vuvuzelayı, özellikle hatalı goller yiyen kalecilerin sürekli olarak eleştirdiği jabulaniyi, Afrika’ nın kendine has iklim şartlarını, stadlar arasındaki rakım farkllılıklarını ya da futbol kalitesinin küresel bazda bir düşüş içerisinde olmasını gösterebiliriz belki. Ancak bunların da ötesinde, söz konusu maçları takip ederken kendilerini de takip etmek durumunda kaldığımız TV yorumcularının da etkisini göz ardı etmememiz gerekir sanırım..

Şimdi bir maç yorumcusundan bir futbolsever öncelikle ne bekler? Kendi adıma cevap vermem gerekirse, oynanan maçta benim dikkatimi çekmeyen bazı atraksiyonları, çoğunluğumuzun göremediği bir takım detayları ya da alabildiğine teknik yorumlar falan beklerim ben. Ancak Güntekin Onay, Mert Aydın, Ersin Düzen gibi bir kaç yorumcuyu saymazsak diğerleri gerçek anlamda içler acısı vaziyetteler bana göre..

Mesela TRT’ nin canlı maçlardaki yorumcusu Ömer Üründül’ ü anlatmamıza gerek yok. Bazı maçlarda gerçekten de doğru tespitler yapıyor olmasına karşın kendi klişelerini hemen her maça yaymaktan geri kalamıyor. Şimdiki son trendi (onun nazarında) zayıf takımlara karşı takındığı “Oyun zekaları pek gelişmiş değil. Mesela son hareketi bir türlü yapamıyorlar di mi?” muhabbetinden ibaret. Gana maç boyunca girebildiği üç pozisyondan bir gol çıkaramayınca “Son hareketi yapamıyorlar” oluyor ama misal İspanya 15 pozisyondan gol çıkaramadığında bu tespitten nasiplenmiyor..

NTVSpor’ da Sergen Yalçın ise evlere şenlik. Onun gözünde herşey kendi kağıdının üzerindekinden ibaret. Sorulan her soruya “Şimdi şöyle de bir sıkıntı da var” girizgahıyla başlayan Sergen, sonrasındaysa “Mesela Hollanda takımı kağıt üzerinde baktığımız zaman öyle yıldız oyunculara falan sahip değil bence. Onların da böyle bir sıkıntıları var mesela” şeklinde devam ediyor. Gece yarısında TV’ de rüya yorumu yapan tayfadan tek farkı futboldan bahsetmesi. Sokak aralarında futbol oynayan çocukların isimlerini haykırıp durduğu birkaç dünya yıldızı haricinde tek bir yabancı futbolcu hakkında bilgisi olmadığını her programda açıkça belli ediyor oluşu da cabası..

Süper Lig maçlarında esip gürleyen Rıdvan Dilmen ise tıpkı futbolculuk döneminde olduğu gibi yorumculukta da Edirne’ den öteye geçtiği anda kuyruğu titretiyor. Neyse ki karşısında Güntekin Onay oturuyor da “Şu Uruguay forvetinde görev yapan uzun saçlı çocuk mesela. Kimdi o Güntekin?” sorularına cevap bulabiliyor. Geçenlerde Güntekin’ e gevrek gevrek gülerek “Johannesburg’ da rakım ne kadardı Güntekin? Sen bilirsin böyle şeyleri” kıvamında soru sorması bile durumunu özetliyor. Yani Güntekin’ in bildiği şeyler onun gözünde tırıvırı bilgi yığınından ibaret onun gözünde. Gene de Sergen ile yan yana oturduğunda Konfiçyus gibi kaldığı kesin..

Bir paragraf da TRT’ nin diğer yorumcularına ayırmadan geçemeyeceğim. Yani Hakan Can ve Feyyaz Uçar’ dan bahsediyorum. Konuşurken sanki gestapo tarafından sorguya çekiliyormuşçasına gergin ve tutuk bir tavır takınan Hakan Can’ ın hangi kriterler ışığında oraya götürüldüğünü ben hala anlayabilmiş değilim. Böylesi kösülük bir konsept ile hayatın anlamını anlatsan ne yazar yahu? Feyyaz da ona keza. Adeta bir android gibi ruhsuz, sevimsiz, mimiksiz bir adam. Maç sonrasında maçta yaşananlardan fazlasını anlatamayan ve önündeki kağıtlara bakarak vikipedik bilgiler okumaya çalışan Murat Demiryas‘ dan pek bir farkı yok. Şimdi bunca olumsuz etkenler ortadayken gel de doyasıya keyif al Dünya Kupası’ ndan..

Umarım ikinci tur sonrasında saha içindeki kalite alabildiğine artar da kalitedeki bu artış yorumculara da yansır. Bizler de dört senede bir yaşayabildiğimiz bu futbol şöleninden alabildiğine keyif almaya başlarız artık..

Çıkan Oyuncu Vittek, Giren Oyuncu Fenerbahçeli Stoch!


2010 Dünya Kupası’ nda 5 nci günün açılış karşılaşması olan Slovakya – Yeni Zelanda mücadelesini biraz önce izledim. Şu ana dek oynanmış maçlar arasında bana göre tartışmasız en renksiz ve en güdük olanı buydu herhalde. Ancak Slovak takımının sağ ve sol kanadında sıkça yer değiştirerek görev yapan 21 yaşındaki Weiss‘ ın etkileyici bir performans gösterdiğini söylemem gerek..

Ankaragücü’ nde forma giyen Vittek‘ in bir metre ofsayt pozisyonunda buluştuğu topu Yeni Zelanda ağlarına yollamasıyla öne geçen Slovakya, uzatma dakikalarında Reid‘ in gene ofsayt kokan pozisyonda attığı kafa golüne engel olamayınca karşılaşmadan beraberlikle ayrılmak zorunda kaldı. Dolayısıyla grubun halihazırdaki favorileri Paraguay ve İtalya’ nın da işine gelen bir skor ortaya çıktı..

Tabii ki bu karşılaşmada Fenerbahçe’ nin hafta içinde büyük fırtınalar koparan transferi Stoch‘ un göstereceği performans da hayli merak konusuydu. Ancak sahaya sürülen kadrolara baktığımızda Slovakya takımının ilkonbirinde Stoch‘ u göremedik. Sonradan öğrendiğimize göre sakatlığı sebebiyle riske edilmemiş Stoch..

Derken 83 ncü dakikada yapılan oyuncu değişikliğinde sahadan alınan oyuncu golün sahibi Ankaragüçlü Vittek olurken giren oyuncu ise Fenerbahçeli Stoch oluyordu. Maçı sunan TRT spikerinin bu enstantanedeki yorumu ise “Oyundan golün sahibi Vittek alınırken yerine Fenerbahçe’ nin yeni transferi Stoch giriyoor!” şeklindeydi..

Kısacası.. Yoruma gerek yok sanırım. Biraz daha hakkaniyetli davranmak zor olmasa gerek..

Hollanda 2-0 Danimarka


Turnuvanın ağır toplarından Fransa, Arjantin, İngiltere ve Almanya’ dan sonra bir başka favori Hollanda’ nın zorlu Danimarka karşısındaki performansı benim açımdan da hayli merak konusuydu. Arjantin’ den sonra turnuvalarda en fazla desteklediğim takım olan Portakallar’ ın Robben gibi bir silahtan mahrum olsalar da kupaya Johannesburg’ da galibiyet ile başlamasını temenni ediyordum doğal olarak. Tabii ki Hollanda’ dan beklentim sadece galibiyet değil, aynı zamanda kaliteli ve hücum zenginliği içeren bir performans ortaya koymasıydı. Sonuçta karşısındaki Danimarka’ nın da açık bir futbol ortaya koyacağını tahmin ediyordum..

Ne var ki karşılaşma hiç de beklediğim gibi başlamadı. Zira bu görüntüdeki en büyük etken, Danimarka Milli Takımı’ nın şimdiye dek hiç görmediğim bir şekilde tutuk ve defansif bir oyun ortaya koymasıydı. Adeta sahada Danimarka’ yı değil de bir başka kuzey Avrupa takımı Norveç’ i izliyor gibiydik. Oyunu tamamen kendi yarı sahasında kabul eden, ortasaha oyuncularını dahi defansif özellikleri yüksek oyunculardan oluşturan, tüm hücum organizasyonlarını sağ kanattaki Rommedahl‘ in bireysel çabalarına ve cezasahası içerisinde oluşacak karambollerde Bendtner‘ in kuracağı fiziki üstünlüğe bağlayan Danimarka’ nın bu ucuz stratejisi, Hollanda’ nın da tutuk futbolu ile birleşince ortaya Cezayir-Slovenya maçına benzer bir mücadele çıkardı ilk yarı boyunca. Bu devrede hafızalarda kalan tek önemli pozisyon, sağ kanattan Rommedahl‘ in yapmış olduğu mükemmel ortaya adeta eğilerek kafayı vuran Bedntner‘ in dışarıya gönderdiği toptu zaten..


Ancak ikinci yarının hemen başında gelişen Hollanda akınında Van Persie‘ nin rakip altı pas önüne gönderdiği top Simon Poulsen‘ in kafasına adeta bir taş gibi düşünce o kontrolsüz vuruş Danimarka kalesinde gole dönüşüverdi. Hiç hesapta olmayan bu şans golüyle skor avantajını eline geçiren Hollanda bu dakikadan sonra en iyi yapabildiği işi yapmaya, yani topu ayağında alabildiğine tutarak oyunu kontrol etmeye başladı. İşin ilginç yanı, Danimarka takımı oyunun bu periyodlarında dahi risk almaya yanaşmadı. Gene aynı kösülük futbol anlayışlarına devam ettikleri gibi kenardan yapılan emektar Gronkjaer hamlesi de hücuma hiçbir zenginlik katamadı. Maçın bu şekilde devam edeceği kesin gibi gözükürken 67 nci dakikaya dek sahada adeta yürüyen Van der Vaart‘ ın yerine giren Elia hem oyunu hem de skoru değiştiren adam oldu. 23 yaşındaki genç oyuncunun oyuna dahil olmasıyla Hollanda’ nın maç boyunca hiç işlemeyen sol kanadına büyük bir hareketlilik geldi. Oyuna girişinin ardından yarattığı üç tehlikeli akının sonrasında o dakikaya kadar sahada pek gözükmeyen Sneijder‘ in mükemmel pasına hareketlendi ve direğe çarptırdığı topu boş kaleye Kuyt tamamlayınca Hollanda zor geçebilecek bir maçtan net bir galibiyet ile çıkmayı başardı..

Açıkçası Hollanda benim beklentilerimin aşağısında bir futbol ortaya koymuş olsa da ortasahadaki dirençli futbolunun ve defanstaki sağlam görüntüsünün turnuvada kendilerine çok önemli bir avantaj getireceğini düşünüyorum. Ayrıca üçüncü bölgede pozisyon yaratabilme konusundaki kısırlıklarının Robben‘ in dönüşüyle büyük ölçüde giderileceğini tahmin ediyor olsam da bu maçta sonradan oyuna giren Elia ve henüz şans bulamayan Ryan Babel‘ in de kullanılması gerektiğini, zira bu iki futbolcunun da en az kendilerinin yerinde görev alan futbolcular kadar performans ortaya koyacaklarını düşünüyorum doğrusu. Sonuç olarak bir başka favori daha sürprize yer bırakmayarak kazanmasını bildi..

Arjantin 1-0 Nijerya


2010 Dünya Kupası’ nda biraz da duygusal davranaraktan favori ilan ettiğim Arjantin, ilk maçında Nijerya karşısındaydı bugün. Kaledeki genç isim Romero‘ nun önünde kurulu defansın sağına Gutierrez, soluna Heinze‘ yi yerleştiren Maradona, savunmanın ortasında Samuel ile Demichelis‘ i görevlendirmişti. Ortasahanın göbeğinde 35 lik emektar Veron ile Mascherano yer alırken, solda Di Maria, hemen önlerindeyse serbest adam rolünde Messi, Tevez ve en önde Higuain üçlüsünden kurulu hücum hattını izledik. .

Maçın genelinde pek etkili olamayan Nijerya’ nın zaman zaman zorladığı Arjantin savunmasında en çok aksayan isim bana göre sahanın en kötüsü Gutierrez oldu. Gerçi onun bu düşük performansında, önünde hiçbir Arjantinli oyuncunun bulunmayışının ve sağ koridordaki yükün tamamen kendi sırtına binmesinin de büyük etkisi oldu. Zira o bölgeye ara sıra Veron ve Tevez deplase olsalar da Nijerya’ nın sol kanat bindirmeleri Arjantin’ in sağ kanadına defansif anlamda oldukça sıkıntı verdi. Bu akınlarda Nijerya forvetleri Obinna ve Aiyegbeni biraz becerikli ve biraz da şanslı olabilselerdi Maradona‘ nın Arjantini daha ilk maçta büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilirdi..


Tabii ki Nijerya takımının saman alevi gibi parlayan atakları sonucunda yakaladığı pozisyonların çok daha elverişli olanlarını Arjantin forvetleri de yakaladı. Bütün atak organizasyonlarını neredeyse sadece Messi‘ nin yaratıcılığına ve Tevez‘ in enerjisine bağlamış bir görüntü çizen Arjantin takımı, bu atak varyasyonlarında özellikle Higuain ile tam üç net gol pozisyonunu heba etti. Messi‘ nin kendi çabasıyla yarattığı pozisyonlarda kaleci Enyeama‘ nın müthiş kurtarışlarını da eklersek en azından pozisyon bazında çok da kısır bir karşılaşma olmadığını söyleyebiliriz..

Ancak ne var ki kupanın favorisi olarak gördüğüm Arjantin takımını bu turnuvayı sürklase edecek bir tempoda bulamadım doğrusu. Bilhassa Veron, istatistiklere göre maçın en fazla koşan adamı gibi gözükse de çok konuşmasına rağmen hiçbir şey anlatamayan adam durumundaydı adeta. Kritik bölgelerde çok basit top kayıpları yaptığı gibi, enerjik Nijerya ortasaha oyuncularına karşı oldukça ağır kalarak defansif açıdan da bekleneni veremeyince göbekteki bütün yükü Masherano sırtlanmak zorunda kaldı. Turnuvanın yıldız adayları arasında göstermiş olduğum Di Maria‘ nın ise sol kanatta adeta kaybolmasının geride kalan maçlar öncesinde beni alabildiğine tedirginliğe sevketmiş olduğunu da itiraf edeyim..


Harcanan onca pozisyona karşın bir köşe vuruşundan gelen topa Heinze‘ ın mükemmel kafa vuruşuyla elde ettiği golle maçı kazanan Arjantin’ in şampiyonluk adına çok büyük umutlar vermese de iyi bir başlangıç yaparak ikinci tur için avantaj yakaladığı kesin. Ancak benim Maradona‘ dan öncelikli beklentim, bu maçta beklenenin çok altında performans gösteren futbolculara bir şekilde ivme kazandırmasından ya da onların yerine kulübedeki kaliteli isimlere şans vererek rotasyona gitmesinden ibaret. Gerçi Di Maria‘ dan hala umutlu olsam da Veron ve Gutierrez‘ in aynı düşük performanslarını sürdürmeleri halinde Arjantin’ in kupadaki dev rakipler karşısında şansının zor olduğunu düşünüyorum..

Sonuçta Maradona illa ki bizim gördüklerimizden çok daha fazlasını görüyordur ve önlemlerini de o nisbette alacaktır. Nijerya ise Yunanistan galibi G. Kore karşısında kazanmayı başarırsa bir üst tur için büyük avantaj yakalayabilir..

Glowacki Nihayet Trabzonspor’ da


G. Afrika’ daki Dünya Kupası heyecanının başladığı ilk günlerde ardı ardına gerçekleşen transferlere Trabzonspor’ un haftalardır ısrarla istediği Glowacki de eklendi. Sözleşmesi sona eren Song ile yollarını ayırıp Polonyalı Arkadiusz Glowacki ile ilgilenen Trabzonspor Yönetimi sonunda muradına erdi ve 3 yıllık anlaşma sağlandı..

Söz konusu yeni transferimiz hakkında yaşının 31 oluşu ve Wisla Krakov‘ da geçirdiği on yıllık dönem haricindeki pek gösterişli olmayan milli takım kariyeri ötesinde ne görsel ne de bilgisel anlamda çok fazla bilgimizin olmadığı gerçeği ortadayken hakkında fazlaca da yorum yapmayı uygun görmüyorum açıkçası. Zaten bu futbolcumuz hakkındaki “son derece doğal” şüphelerimi dile getiren bir yazı yazmıştım kısa süre önce..

Umarım biz futbolseverlerin bilmediği, görmediği bir çok olumlu özelliğini Glowacki‘ yi uzun süredir takip ettiği söylenen başta Şenol Hoca olmak üzere transferde yetkili diğer isimler izlemiş, görmüş, beğenmiş ve onaylamışlardır. Hayırlı olsun..