Önce Hizmet Sonra Kombine


Her yeni sezon öncesinde bazı yöneticilerin sıklıkla dile getirdiği bir mevzuudur şu kombine biletler ile ilgili söylemler. Kombine biletlere taraftarın ilgisinin fazla olmadığı zamanlardaysa genellikle serzeniş şeklinde cereyan eder. Bu demeçler vasıtasıyla taraftarın dikkati çekilir, taraftarlık bilinci hatırlatılır ve hatta yeni yapılacak transferlerin gerçekleşmesi olasılığı dahi kombinelere gösterilecek alakayla ilişkilendirilir. Yani amiyane tabirle “Madem icraat bekliyorsunuz, önce paraları görelim” mesajı verilir. Yapılması beklenen yeni transferlerin yanısıra verilmesi zorunlu hizmetler dahi taraftarın sırtına ve onların taraftarlık sorumluluğuna yükletilir bir anlamda..

Bir kere bu zihniyetin, ne günümüzün ekonomik ve iktisadi gerçekleriyle ne de mantık çerçevesinde açıklanabilecek hiçbir tarafı olmadığını belirteyim kendi adıma. Sonuçta bu kulüpler her ne kadar sportif faaliyet gösteriyor olsalar da, gelir-gider dengeleri olan, kar-zarar tabloları bulunan ve ticari faaliyetler de göstererek profesyonelce yönetilen oluşumlardır. Bu durumda taraftarlar da var olan takım sevgilerinin yanısıra hiçbir ticari kazanım imkanları olmayan ve söz konusu kulüplerin müşterisi durumundaki olgulardır. Bu somut gerçek açık ve net bir biçimde ortada olmasına rağmen sporseverlerin kendi takımlarına duydukları sadakatin her sezon başında bu türden demeçler ile pervasızca sorgulanıyor olmasını asla kabullenemiyorum..

Oysa bu devinimin tamamen aksine işlemesi gerekmiyor mu? Burada ilk hamleyi yapması gerekenlerin taraftarlar değil de kulüpler olması gerektiği açıkça ortada değil mi? Yani dükkanlarının vitrinlerine müşterileri çekecek ürünleri koyması gerekenler kulüp yöneticileridir tabii ki. Hele ki bir önceki sezonu açık ara şampiyon bitirmiş olan kulüpler dahi her yeni sezon öncesinde taraftarının ilgisini cezbeden ve onlara heyecan veren transferler yapma zorunluluğunu hissederken, ilk hamleyi taraftardan bekleme aymazlığı alabildiğine antipatik bir yaklaşım olsa gerek..

Mesela Fenerbahçe Kulübü, Saracoğlu Stadyumu’ nun son derece modern bir görünüme kazandırılması sonrasında kombine satışlarında muazzam bir artış trendi yakalamıştı. Çünkü önce hizmet kalitesini, sonrasındaysa doğal olarak satışı artırmışlardı. Hatta Trabzonspor‘ da Albayrak ve Şener Yönetimleri’ nin ilk dönemlerinde gerçekleştirdikleri taraftarları fazlasıyla heyecanlandıran transferler de buna benzer olumlu bir etki meydana getirmişti. Dolayısıyla buradan şunu net bir şekilde görüyoruz ki, Kulüp Yönetimleri’ nin taraftarın ilgisini çekmeye yönelik yapmış oldukları bütün yatırımların karşılığı kendilerine bir şekilde dönmektedir. Yani parasını peşin verdikten sonra hizmet beklemek durumunda olan taraftara nazaran mali risklerinin alabildiğine düşük olduğunu dahi söyleyebiliriz rahatlıkla..

Sonuç olarak, yeni transferler ya da hizmet içeren bir takım hamleler yapılsa da yapılmasa da taraftarlık yükümlülüklerini kayıtsız şartsız yerine getiren ve takımlarına büyük bir sadakat ile bağlı olan bir çok taraftarın varlığını görmezden gelmesek de taraftarın bu karşılıksız sevgisinin bu şekilde suistimal edilmesini de uygun bulmuyorum kendi adıma.

Her ne kadar “İstediğim şu oyuncular getirilmezse kombine almam” ya da Şu futbolcudan kurtulmadığımız sürece tribüne gitmem” tepkisini de pek sağlıklı bulmuyor olsam da kısacası, önce Yönetimler kendilerine düşen görevi layığı ile gerçekleştirecek, sonrasını taraftardan bekleyecek..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir