Aylık arşivler: Ağustos 2010

Antalyaspor 0-0 Trabzonspor (Harala Gürele Bir Maç)

Muhtemelen Şenol Hoca ligin ilk haftasında Fenerbahçe ile oynayan ve koca 90 dakikayı pres yapmadan, rakibe basmadan ve kayarak tek bir müdahalede dahi bulunmadan tamamlayan Antalyaspor’ un aynı yumuşaklıkta oynayacağını düşünmüş olmalı ki, sahaya Colman’ ın önünde dört ofansif oyuncuyla çıktı. Antalyaspor’ un hocası Mehmet Özdilek de Tita, Djiehua ve Necati’ yi aynı anda sahaya sürerek ofansif ve ısırgan bir futbol ortaya koyacaklarının sinyallerini vermişti zaten. Dolayısıyla keyifli, bol gol pozisyonlu bir maç bekledik doğal olarak..

Ancak ilk yarı boyunca göbekteki Colman-Selçuk ikilisinden bilhassa Colman‘ ın belki de en kötü performanslarından birini sahaya yansıtması ve defansif olarak da hayli aksaması agresif Antalyaspor ortasaha oyuncularına karşı Trabzonspor’ un orta alanda pas trafiğinin aksamasına ve Yattara-Alanzinho ikilisini efektif bir şekilde kullanamamasına yol açtı. Sahada ilk kez 90 dakika şans bulan Jaja ise gene çok kötü bir gününde olan Umut‘ un partneri olarak sahaya sürülmüş olsa da göbekteki zaaaafiyet sebebiyle maçın genelinde ortasahaya yakın bölgelerde topla buluşabildi. Burada kendisine küçük bir parantez açmak gerekirse ben ilk maçı olmasına karşın Jaja‘ nın oyununu çok beğendim. Sırtı dönük oynayabilmesi, fiziğini etkili kullanışı, adam eksiltebilme yeteneği ve şutör özelliğiyle forvetin arkasında serbest görev aldığında çok önemli işler yapabileceği izlenimini verdi..

Trabzonspor’ un ikinci ve üçüncü bölgelerinde işler Şenol Hoca‘ nın planladığı gibi gitmemiş olmasına rağmen topla daha fazla oynayan Antalyaspor’ un maç boyunca pozisyon zenginliği üretememiş oluşunu defansın göbeğinde görev yapan Egemen-Giray ikilisinin kusursuz sayılabilecek performansına bağlamak yanlış olmasa gerek. Artık söylemekten usanmaya başlasam da, Serkan‘ ın savunduğu sağ kanattan tek bir akın dahi geliştiremeyen Antalyaspor ataklarının neredeyse tamamı her zaman olduğu gibi Trabzonspor’ un en zayıf halkası olarak göze çarpan Cale‘ nin bulunduğu bölgeden geldi maalesef. Topla sahanın herhangi bir yerinde buluşan Antalyasporlu oyuncular istisnasız bir şekilde topu sürekli olarak o kulvara yönlendirdiler. Trabzonspor’ un sol kanadını adeta otobana çeviren Antalyaspor’ un o kanattan geliştirdiği sayısız atağa karşın yeterince pozisyon üretememesinin en büyük sebebi Milli Takım’ a hala layık görülmeyen Egemen‘ in müthiş performansıydı pek tabii ki. Sadece kendi bölgesini değil, sürekli açık veren sol kulvardaki gedikleri de kapamaya çalışan bu derece formda bir oyuncu nasıl olur da Sabri‘ nin, Hakan Balta‘ nın, Gökhan Zan‘ ın dahi davet edildiği Milli Takım’ da yer bulamaz; inanılır gibi değil..

Maçın 39 ncu dakikasında gerçekleşen ve tam 27 dakika süren elektrik kesintisine kadar bizi adeta abluka altına alan Antalyaspor’ un oyunun durmasının ardından hızının hayli kesilmiş olduğunu da eklemek gerek bu arada. Aksi halde ilk yarıyı gol yemeden kapayabilmekte hayli zorlanacağımız ortadaydı. Fakat gene de maçın geneline baktığımızda Djiehua‘ nın ilk yarıda hasbelkader önünde kalan topa vuruşu ve Onur‘ un kurtarışı haricinde tek pozisyonu dahi yokken kötü günündeki Trabzonspor Egemen, Alanzinho, Umut ve Jaja ile toplamda 5 net pozisyona girmeyi başardı..

Şenol Hoca’ dan ilerisi adına öncelikli en büyük beklentim, yıllardır aksayan ama son dönemlerde iyiden iyiye kronik bir sorun halini alan sol bek mevkiine kalıcı bir çözüm bulmasından ibaret. Genç Ferhat‘ a mı şans verir, yoksa alt yapıdan oyuncu mu çıkarır bilemiyorum yalnız bildiğim şu ki, o bölgede kim oynarsa oynasın şimdikinden daha fazla sorun yaşamayacağımızdır. Ayrıca her frikik organizasyonunda mahalle maçındaki çocuklar misali kendi aralarında kavga eden, trip atan futbolcu aksiyonları görmekten bıktık artık. Şenol Hoca duran topları kimlerin kullanacağı konusunda futbolcularını bilgilendirmeli ve profesyonellik ile uzaktan yakından alakası olmayan bu sahneleri izlemekten bizleri kurtarmalı artık..

Takımdaki herkes ne yaptığını bilsin ki bizler de ne izlediğimizi bilelim..

Suçlu Gene Ayağa Kalkmadı!

Trabzonspor’ un belki de en çok tartışılan oyuncusu Umut Bulut‘ un Toulouse’ a transferi sürecinde oluşan karmaşaya birkaç gün öncesinde değinmiş ve hayati önem taşıyan Liverpool rövanş maçını da etkisi altına alan kaos ortamı konusunda taraftarın kafasında gelişen bir takım soru işaretlerini masaya yatırmıştık..

Ancak aradan geçen dört güne rağmen ne kulüpten ne de Umut‘ dan herhangi bir basın açıklaması gelmedi henüz. Ajanslara düşen çeşitli haberlerdeyse Şenol Hoca‘ nın Umut ile yüz yüze görüştüğü ve kendisini affettiği şeklinde bilgiler var. Yani 34 yılın rövanşında takımın tüm kimyasını bozan ve o maçta çok önemli rol oynayacak tipte bir forvetin kadro dışında kalmasına dahi yol açan böylesi önemli vaka bir kez daha örtbas edilmiş gibi gözüküyor maalesef..

Sakatlığını bahane ederekten Liverpool karşısına bilerek çıkmadığı şeklinde haberler yapılarak bir anlamda taraftarın önüne atılan Umut Bulut ya da ihmali olan bir başkası böylesi bir ilkesizlik karşısında cezalandırıl(a)mıyorsa, insanın kafasında burada asıl suçluların ceza verme konusunda yetkili kişiler oldukları ihtimali canlanıyor haliyle..

Neyse artık. İşler en azından skor bazında iyi gidiyor nasılsa, fazla da irdelemeyelim şimdilik! Lakin istisnasız her önemli futbolcumuzun transfer hikayesi böylesine çetrefil ve spekülatif piyastoslara sahne oluyorsa birilerinin bu mevzuu üzerine oturup düşünmeleri gerekiyor sanırım..

Zira sahada elde edilecek başarılı sonuçlar bazı yanlışları maskeleyebiliyor olsa da kokusunu asla gizleyemiyor maalesef..

Sergen Yalçın İftarda Ne Yiyor?

Ne zamandır yazacağım son anda vaz geçiyorum. Fakat dün akşam Ersin Düzen ile birlikte ligin üçüncü haftasının ardından büyük takımların durumunu değerlendiren Sergen Yalçın’ ı izlerken gene irrite oldum doğrusu. Belki de ben takıntı yaptığım için çok dikkatimi çekiyor bilemem yalnız bir insan program boyunca en az 15-20 kez kimi zaman yüzünü dahi ekşiterekten sessiz ve derinden geğirip durur mu yahu?

İftar yemeklerinde Sergen ne yer ne içer bilemeyiz ancak yediği her neyse artık program boyunca midesinden dışarı çıkmaya çalışıyormuşçasına bir izlenim veriyor gerçekten. TV başında da insan “alien” filmi izliyormuşçasına geriliyor açıkçası. Hani gastrit, ülser, reflü gibi sağlık sorunları varsa bir şey diyemem. Bence bir baktırsın midesine. Kendisine de yazık, bize de..

Umut Bulut ve Transfer Fiyaskosu Üzerine

2006-2007 sezonunun başında Fatih Tekke gibi her yönüyle komple bir forvetin Zenith’ e transferinin ardından Ankaragücü’ nden Trabzonspor’ a getirildiğinde omuzlarına yüklenecek büyük yükün kendisi de farkındaydı. Bu yük sadece efsane golcümüzün yerini almış olmaktan ibaret değil, Trabzon’ un zor bir şehir olması ve kariyerinde ilk kez iddialı bir takımda forma giyecek oluşundan dolayı da ağırlaşıyordu..

Ancak bütün bu dezavantajlara ve Trabzonspor gibi bir takımın tüm gol yükünün sırtına bindirilmesine rağmen geçirmiş olduğu 4 sezon boyunca şu güne dek sakatlık ya da disiplin sorunu yaşamadan toplamda 61 gol atıp 21 de asist yapmayı başardı Umut. Son vuruşlardaki basiretsizliği sebebiyle kimi zaman acımasızca eleştirilse de sahadaki özverili mücadelesi, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ve gol atabilmek adına gösterdiği müthiş hırsıyla kendisini teknik açıdan eleştirenlerin dahi takdirini kazanmayı bildi çoğu zaman..

Tam dört sezon süresince kendisinin yanına ya da yerine gerçek anlamda pivot özellikleri barındıran bir santrforun alınmayışı ve takımdaki tek gol umudunun kendisinden ibaret tutulmasına yol açan bilinçsiz transfer politikaları sebebiyle taraftarın tüm eleştiri okları sürekli olarak onun üzerine odaklanıyordu. Geçen sezon transfer edilen Teofilo’ nun hayli geç de olsa form tutarak gol atmaya başlaması, bu sezon başında takıma kazandırılan Jaja’ nın da bu bölgede etkili bir alternatif üretecek olması tam da onun üzerinde biriken baskıyı azaltmak ve kafaca daha rahat bir Umut Bulut izleyebilme şansını yaratmışken transfer sezonunun bitmesine günler kala tam da tarihi Liverpool maçının rövanşına denk gelen zamanda Toulouse’ dan gelen teklif ortalığı karıştırdı..

27 yaşına gelmiş ve futbolunun en verimli dönemlerini yaşayan her futbolcunun hayalidir kariyerine bir Avrupa macerası sıkıştırmak. Hele ki yıllar boyunca en ağır eleştirilere maruz kalmasına rağmen görevini kısıtlı meziyetlerinin elverdiği ölçüde özveriyle gerçekleştiren bir futbolcunun kolay kolay reddedemeyeceği türden bir teklif gelmişti Umut’ a. Söz konusu takım Fransa’ nın vasat sayılabilecek takımlarından (ancak bu sezona çok iyi başladılar) bir tanesi de olsa, Gignac gibi yegane yıldızını 18 milyon avro karşılığında son şampiyon Marsiya’ ya da satmış bulunsa Batı’ nın en batısında forma giymek fikri cazip olabilirdi pek tabii ki. Fakat işler bir anda Yattara’ nın Katar transferinde yaşanan kaos ortamına benzer bir karmaşaya dönüştü ve dün Resmi Site’ den yapılan açıklama ile Umut’ un takımda kalacağı bilgisi sunuldu kamuoyuna..


Şimdi gelinen bu noktada mevzuu hakkındaki detaylar ile ilgili kulaktan dolma dedikodular haricinde spesifik bilgilere sahip olamadığımız gerçeğinden hareketle ilgili merciilere cevaplanması gereken birkaç soru yöneltmek gerekiyor haliyle..

1. Madem Umut’ un elden çıkarılması düşünülmüyordu, Toulouse’ dan yapılan teklif ilk anda neden direkt olarak geri çevrilmedi?

2. İlk teklif yapıldığında transferi düşünülüyorsa bile eğer sonradan bir takım ödeme ya da fiyat konusunda anlaşmazlıklar çıkmasının ardından vaz geçilmişse, bu görüşmeler Umut’ un son derece efektif bir rol oynayabileceği hayati Liverpool maçı sonrasına bırakılamaz mıydı?

3. Takımın son derece önemli bir maça çıkacağı gün Şenol Hoca’ nın tabiriyle tesislerde cirit atan ve Umut’ un kafasını sürekli olarak meşgul eden menajer tayfasına herhangi bir önlem alınamaz mıydı?

4. Her futbolcu Avrupa’ dan teklif geldiğinde gitmek isteyebilir; eyvallah. Fakat tam dört yıldır sakatlık sorunu yaşamayan bir takım kaptanının tam da Liverpool maçı öncesinde ve transfer teklifi geldiği günde sakatlığını bahane ederek oynamak istemediği şeklinde geçilen haberler gerçeği yansıtıyor mu?

5. Bu kakafoninin tam ortasında kalan ve sadece işini en iyi şekilde yapmaya çalışan Şenol Hoca’ nın mükemmel giriş yaptığı bir sezonun başında bütün sinirlerini bozan asıl mesele Umut Bulut’ dan mı yoksa Yönetim’ den mi kaynaklanıyor?

İşte bu soruların açık yüreklilikle yanıtlanabilirse şampiyonluk adına mükemmel bir başlangıç yaptığımız şu sezonun sonunu çok daha rahat getirebiliriz sanırım..