Aylık arşivler: Ağustos 2010

Kamikaze Schuster (Beşiktaş 0-2 İstanbul BB)

İnönü Stadyumu’ nda Beşiktaş ile İstanbul B. B. arasında oynanan STSL ikinci hafta mücadelesini az önce izledim. Maç yazısı falan yazmaya niyetim yok, zira Beşiktaş’ ı yazan arkadaşlar bu maçı zaten enine boyuna tartışacak, analizler yapacak, futbolcu ve teknik adam performanslarını detaylıca masaya yatıracaklardır..

Benim bu maç ile ilgili dikkatimi çeken ve gene bana göre tüm Beşiktaş camiasının sezon boyunca öncelikle düşünmesi gereken bir sorunu olarak gördüğüm nokta, teknik direktör Bernd Schuster’ in oyun mantalitesinden ibaret..

Öncelikle Schuster Türkiye Ligi’ ni bir Portekiz ya da İskoçya ligi segmentinde mi görüyor tam olarak emin eğilim. Zira Real Madrid’ in başındaki bir hocanın La Liga’ da başını ağrıtabilecek kapasitede takım sayısı belki bir elin parmaklarını geçmeyebilir ancak Süper Lig’ de Beşiktaş’ ın hocası olarak görev yapıyorsa kendisini zorlayacak en az on takım olduğunu görmesi ya da birilerinin ona hatırlatması gerekir..

Türkiye’ nin en iyi top yapan takımlarından olmasının yanı sıra kontra atağa da çok etkili çıkabilen ve özelikle büyük takımların başına adeta bela olan İ.B.B karşısındaki Beşiktaş’ ın ilk onbirine bir bakalım..

Cenk, Erhan, Ferrari, Ersan, İ. Üzülmez, Ernst, Delgado, Hilbert, Quaresma, Nihat, Holosko

Koyu fontlar ile belirtmiş olduğum beşli grup defansif açıdan zaafiyeti olan isimlerden oluşuyor. İşin ilginç olan yanı, yedek kulübesinde oturan ortasaha oyuncularından da sadece Necip’ in defansif özelliklere sahip oluşu. Diğer iki isim Guti ve Tabata’ dan ibaret..

Kaleciyi saymazsak sahaya sadece beş defansif adam ile çıkan bir takımın top rakipteyken topsuz oyunda etkili olabilmesini bekleyemezsiniz. Schuster’ in nasıl bir fantezi peşinde koştuğunu bilemiyor olsam da defansif ortasaha popülasyonunun bu derece kısır olduğu bir kadroda bilhassa İ. Toraman dönene dek Necip’ i bir şekilde kazanıp takıma monte etmesi gerektiği kaçınılmaz gözüküyor..

Aksi takdirde bu sene Beşiktaş’ ın gerek galibiyetlerde gerekse mağlubiyetlerde skandal sayılabilecek sürpriz skorlara imza atması kimseyi şaşırtmamalı. Eminim ya da umarım Schuster de bu sorunu en az bizim görebildiğimiz netlikte görüyordur.

Vurduğunuz Gol Olsun!

Maç öncesi konuşmak her zaman en zor olanıdır. Hele ki taraf olduğun bir takım hakkında konuşuyor ya da yazıyorsan çok daha zordur. Zira takımın teknik direktörünü sahaya çıkacak olan kadro üzerinden eleştirmek oynanıp bitmiş bir maçtan sonra hayli kolaydır. Hani derler ya “Yedekteki futbolcu her daim haklıdır” diye; işte o hesap..

Sakatlıktan kurtulan Torres’ i Trabzonspor maçına yetiştirmeyi başaran ve sahaya tam kadro çıkacağı anlaşılan Liverpool karşısında Şenol Hoca’ nın Anfield Road’ a süreceği kadro her ne kadar kesinlik kazanmış olmasa da açıklanmış..

Onur
Serkan – Glowacki – Egemen – Cale
Selçuk – Ceyhun
Burak – Alanzinho – Colman
Teofilo

İki gün önce Liverpool’ u imha planı başlıklı yazımızda Şenol Hoca’ nın sahaya nasıl bir kadro süreceği hususunda biraz beyin jimnastiği yapmıştık. Görünen o ki tek forvet olarak düşünülen Teofilo tercihi haricinde beklediğim kadro sahada olacak gibi gözüküyor..

Oysa ben kendi adıma Liverpool’ un fizik olarak hayli dirençli ve uzun olmalarına karşın çok da süratli sayılmayacak stoperlerine karşı en uygun seçimin Umut Bulut olacağını düşünüyordum açıkçası. Hatta yeni transfer edilen ve henüz bordo mavili forma ile hiçbir maça çıkmamış olan Jaja’ yı dahi Teofilo’ dan daha önce düşünebilirdim doğrusu. Umuyorum ki Teofilo’ nun son iki maçta yapmış olduğu patlama sonrasında ortaya çıkan gazın etkisi bize pahalıya patlamaz. Ayrıca fizik-kondüsyon açısından son derece güçlü olan Liverpool’ a karşı fiziki açıdan fazla yeterli olmayan Colman Alanzinho – Teofilo üçlüsünün aynı anda sahada olması biraz düşündürücü gözükse de umarım kaygılarımda yanılırım. Dedim ya; maçtan önce konuşmak gerçekten de zor..

Ancak asıl önemli olan şu ki, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonsporumuz’ a bu gece oynanacak zorlu karşılaşmalar öncesinde yürekten başarılar dileriz..

Vurduğunuz gol olsun!

Liverpool’ u İmha Planı

Öncelikle bu yazının başlığının bir hafta önce CNNTürk sayfasında yer alan haberden esinlendiğini belirteyim. Yoksa işimizin hayli zor olduğunu daha önce de belirtmiştik. Teknik direktörümüz Şenol Güneş Liverpool deplasmanında rövanş öncesi avantaj sayılabilecek bir skor edebilme üzerine planlar yaparken bizim kafamızda da Liverpool’ u en azından durdurabilme planları canlanıveriyor haliyle..

Tabii öncelikle akla gelen ilk soru Şenol Hoca’ nın 19 Ağustos akşamında Anfield Road’ a nasıl bir kadro formasyonu süreceği olsa gerek. Rakibin bizimle yapacağı maçtan sonra oynayacağı ilk maç olan Manchester City karşılaşmasının 23 Ağustos tarihinde gerçekleşeceğini de göz önünde tutacak olursak bu karşılaşmada bazı yıldız oyuncularını dinlendirme olasılığını da göz önüne almak gerekebilir. Ayrıca Trabzonspor’ un Liverpool deplasmanından sonraki ilk maçı olan Fenerbahçe karşılaşmasının da 23 Ağustos’ da oynanacağını belirtelim. Yani her iki takım da maçtan sonra ligde zorlu rakipler ile oynayacaklar..

Premier Lig’ deki ilk maçını ezeli rakibi Arsenal’ a karşı oynayan ve talihsiz bir kaleci hatasıyla son dakikalarda galibiyeti kaçırarak beraberlikle yetinen Liverpool takımı, bizlere yansıtılanın aksine oldukça formda ve güçlü bir yapıda gözüküyor aslında. Özellikle yeni transferler Joe Cole ve Jovanovic’ in de katılımıyla Torres’ in yokluğuna rağmen hücum hattına oldukça önemli takviyeler yaptılar. Gene de Liverpool’ un göze çarpan en büyük kozu olarak Mascherano, Gerrard, Cole ve Kuyt gibi yıldızlardan kurulu ortasahası gözüküyor. Üçüncü bölgede etkili gol vuruşlara sahip son derece hareketli forvetler olan Jovanovic ve N’gog da defansımızı hayli uğraştıracak gibi. Ancak ortadaki tablo o kadar da ümitsiz değil. Zira Liverpool defansı hakkında aynı şeyleri söylemek biraz zor. Arsenal önünde forma giyen iki stoper Skrtel ve Agger’ in Selçuk ve Colman vasıtasıyla arkalarına gönderilecek toplarda bolca kademe hatası yapabilme olasılıkları var. Yılların Liverpool emekçisi Carragher’ in ise eğer Şenol Hoca şans verirse Yattara karşısında hayli zorlanacağını düşünmek pek de yanlış olmasa gerek. Her ne kadar defansın sağında görev alan Johnson’ ın yüksek formu söz konusu olsa da Trabzonspor’ un o kanattan fazlaca bir üretkenlik sergileyebileceğini de düşünmüyorum açıkçası..

Liverpool’ u bu şekilde incelediğimizde Trabzonspor’ un bilhassa ortasahasında hem dirençli hem de kalabalık olması gerektiğini söyleyebiliriz sanırım. Yani dörtlü defansın önünde çift önliberolu bir sistem ile hemen önlerinde oyunu çift yönlü oynayabilen üç ortasaha oyuncusu ve tek forvetten oluşan 4-2-3-1 formasyonu en mantıklı seçim olsa gerek. Defansta Onur Serkan, Glowacki, Egemen, Cale’ nin görev alacağını farz edersek savunmanın hemen önündeki iki defansif ortasaha oyuncusundan biri Ceyhun, diğeriyse Selçuk olacak gibi. Fakat ortasahada Colman’ ın yanındaki iki oyuncunun ve santrforun kimlerden oluşacağını doğrusu ben de çok merak ediyorum. Hatta defansın sağında Barış ya da Giray‘ ı kullanarak Serkan‘ ın enerjisinden ortasahada da faydalanılabilir..

Yattara ve Alanzinho’ nun Liverpool gibi bir deplasmanda aynı anda sahaya sürülmesinin hayli riskli olduğunu, Jaja, Gabric ve Engin’ in de hazır olmadıklarını varsayarsak ortasahada Colman ile birlikte görev yapacak iki oyuncudan bir tanesinin Yattara olacağını tahmin ediyorum. Gerçi Şenol Hoca ilk onbirde Alanzinho tercihini yaparsa da hiç yadırgamam; orası ayrı. Geriye forvetin arkasındaki diğer isim kalıyor ki asıl mesele bu bence. Alternatif olarak eldeki isimlerden en şanslı olanlar ise Burak ve Barış Ataş’ dan ibaret. Barış’ ın tecrübesizliği göz önüne alındığında Burak fizik gücü ve süratinin de avantajıyla biraz daha şanslı gözüküyor. Ancak Şenol Hoca son haftalarda gollerini peş peşe atmaya başlayan Teofilo ile Umut Bulut’ u yan yana sahaya sürecek olursa Burak Yılmaz’ ın oynama şansı ortadan kalkabilir. Tabii ki burada Şenol Hoca’ nın tek forvet ile sahaya çıkarsa hangi futbolcusuna şans tanıyacağı da merak konusu. Bana kalsa fizik açıdan hayli kuvvetli olan ama çok da hızlı olmayan Liverpool savunmasına karşı Umut Bulut‘ un enerjisi ve hırsını kullanırdım. Teofilo‘ nun o savunma arasında hele ki tek forvet olarak oynatılırsa kaybolacağını düşünüyorum..

Ne diyelim? Şenol Hoca bizden çok daha iyisini düşünecek ve ümit ediyorum ki en uygun kadroyu sahaya sürecektir illa ki. Yeter ki sahaya çıkan kadro doksan dakika boyunca elinden gelenin en iyisini yapsın..

22 Milyon Fenerbahçe’ yi İzleyecek!

Tabii ki başlıktaki 22 milyondan kasıt taraftar ya da okuyucu sayısı değil, Fenerbahçe’ nin biraz da plansız programsız şekilde harcamış olduğu avroların çok büyük ihtimal ile sezon boyunca sahaya hiçbir şekilde yansımayacak olan bedeli..

TFF tarafından 6 as, 2 yedek, 2 safra şeklinde yürürlüğe sokulan yabancı sınırlamasının daha ilk sezonda nasıl bir fiyaskoya ve bir o kadar da müsrifliğe dönüştüğünü gösteren bir tablo bu aslında. Zira kadrosunda “+2” statüsünde sayılamayacak derecede yüksek maliyet içeren toplam 10 yabancısı bulunan Fenerbahçe’ nin lig maçlarında görev verebileceği futbolcular az çok belli zaten..

Defansın göbeğinde uyumlu bir ekip haline gelen Bilica-Lugano ikilisinin bozulmayacağını ve savunmanın solundaki Dos Santos’ un alternatifsizliğini hesaba kattığımızda bu üç futbolcunun da yeri sağlam gözüküyor. Ortasahada Alex, Stoch, Dia ve Christian’ ın, forvet hattında ise son transfer Niang’ ın en azından kadroda yer bulacakları da kesin. Hatta bu sekiz futbolcudan iki tanesinin de kulübede oturmak zorunda kalacağı gerçeği de cabası..

Geriye “safra” olarak iki futbolcu kalıyor. Bu isimler de büyük bir sürpriz olmazsa 17,5 milyon avro maliyeti olan Güiza ile 4,5 milyon avro maliyetli Deivid olacak. Yani Fenerbahçe’ nin tam 22 milyon avrosu kulübeye dahi giremeyerek tribünde oturarak Fenerbahçe’ yi izleyecek. Üstelik saha içine adım atmadan kazanılacak olan yıllık astronomik ücretler de üzerine katmerlice eklenerekten..

Fenerbahçe kadar olmasa da başta Beşiktaş dahil bir çok takımımızın da sorunu haline gelen bu çarpık tablonun oluşmasındaki asıl suçlunun Federasyon mu yoksa Fenerbahçe mi olduğu konusu ise tartışmaya açık olsa gerek..

A. Gücü 0:2 Trabzonspor (Sükseli Başlangıç)


Yazıya öncelikle Teofilo ile başlamak lazım. Şu sayfalarda bilhassa bendeniz tarafından hayli eleştiri alan bir futbolcu olarak en azından bu kadarını hak ettiğini düşünüyorum. Önce Süper Kupa finalinde attığı üç gol, ardından dün akşam oynanan ve ST Süper Lig 2010-2011 sezonunun ilk maçı olan Ankaragücü deplasmanında atmış olduğu 2 gol ile bir anda fırsatçı golcü kimliğine bürünmüş olması hem takımı hem de kendi adına kayda değer bir gelişme olsa gerek..

Son iki önemli maçta atmış olduğu toplamda beş golün dördünü adeta boş kaleye yuvarlamış olması her ne kadar “O golleri kim olsa atardı” benzerindeki eleştirilere muhatap olsa bile bir golcüdeki en önemli meziyetlerden bir tanesi olan “doğru zamanda doğru yerde bulunma” yetisine ve önsezi bilgisine sahip olduğunu bizlere göstermiş oldu Teofilo. Ancak gerek Bursaspor ile oynanan final maçının, gerekse dünkü Ankaragücü karşılaşmasının ilk yarılarında oldukça pasif bir görüntü sergilemiş olmasına karşın ikinci yarılarda çok daha etkili olarak gollerini sıralamış olmasını dikkatli okumak lazım..

Dün akşam Şenol Güneş’ in sahaya sürdüğü kadrodaki defans hattı Glowacki-Song değişikliği haricinde geçen sezonun klasikleşmiş kurgusuydu. Serkan sağ bekte her zamanki çalışkan ve faydalı görüntüsünü sergilerken soldaki Cale fiziki açıdan eksiklerini pek de fazla giderebilmiş gibi gözükmedi gene. Defansın göbeğinde form durumu yüksek ve son derece güçlü bir görüntü sergileyen Egemen’ in partneri olan ve özellikle Süper Kupa Finali’ nde müthiş bir oyun çıkaran Glowacki ise bu performansını sezona yaymayı başarabilirse çok büyük fayda sağlayacaktır eminim. Tabii ki Trabzonspor defansının dün yeteri kadar zorlanmamış oluşunda Ankaragücü’ nün etkili forveti Vittek’ den yoksun sahaya çıkmasının da payı büyüktü kuşkusuz..


Dün akşam Trabzonspor’ un defans hattında işler iyi giderken ortasahada bilhassa ilk yarıda üretkenlik vasatın altında kaldı. Defansın önünde oynayan Ceyhun’ un gününde olmayışı ve ilk yarı süresince Selçuk ve Colman’ ın defans bloku ile olan bağlantısını sağlayamaması sonucu orta alanda Ankaragücü takımına oyunsal anlamda üstünlük kurulamadı. Kalabalık bir orta saha kurgusu ile oynayan rakip takıma karşı Selçuk ve Colman’ ın yeteri kadar topla oynayamaması gerek Burak Yılmaz’ ın gerekse Alanzinho’ nun da üretkenliğini düşürdü. Alanzinho defans ile ortasaha mesafesini bir hayli daraltan rakip yarı alanda istediği topları alamazken Burak neredeyse hiç etkili olamadı. Dolayısıyla geriden ve kanatlardan beslenmediği sürece sahada takımını bir kişi eksiltecek kadar etkisiz olan Teofilo ilk yarıda sönük kaldı..

Ancak ikinci yarının hemen başında gerçekleşen Yattara – Ceyhun değişikliği Ankaragücü’ nün bütün dengesini bozdu. Tüm dikkatini Alanzinho’ ya odaklayan rakip savunmanın bütün konsantrasyonu sağ kulvarda alternatif bir tehditin de devreye girmesiyle tamamen bozuldu. Bu travmaya Yattara’ nın rakip savunmayı ekslterek dengesini bozduğu gibi moral olarak da yerle bir eden çalımları eklenince Trabzonspor hücum üstünlüğünü ele geçiriverdi. Elde edilen hamle üstünlüğüne karşın üçüncü bölgede hala pozisyon zenginliği sağlanamıyor oluşu karşısındaki sorunu Şenol Hoca 67 nci dakikada Umut – Burak değişikliğiyle çözdü. Bu hamle zaten sallanmakta olan Ankaragücü savunmasını tam anlamıyla paralize ederken son 20 dakika Trabzonspor dominasyonu altında geçti. Yeteneklerini çok daha özgürce kullanabileceği boş alanlar ortaya çıkınca gerçek kimliğine bürünen Colman’ ın gönderdiği ara paslara öldürücü deparlar atarak pozisyon zenginliği yaratan Umut’ un biri şuttan seken iki asistiyle Teofilo topları kaleye itiverdi..

Takımdaki kadro derinliğinin yanısıra, hücumda hem Teofilo‘ nun etkinlik kazanması, hem Yattara‘ nın muhteşem dönüşü, hem de Jaja‘ nın transferiyle oyuncu alternatiflerindeki zenginliğin artması bu sezon çok daha renkli bir Trabzonspor izleyeceğimizin garantisi gibi gözüküyor. Bu isimlere Engin ve Gabric‘ in de eklenmesi halinde çok keyifli bir Trabzonspor izleyeceğimiz ve izlettireceğimiz kesin. Güzel başladık, güzel de bitiririz umarım..