Aylık arşivler: Eylül 2010

Teofilo’ nun Yükselişi Şenol Hoca’ nın Dehasında Gizli

Geçtiğimiz sezon boyunca hayli tartışılmıştı Teofilo. Hatta bilhassa bendeniz tarafından sıklıkla eleştirilmiş ve büyük bir transfer hatası olduğu yönündeki endişelerimi açığa vuran onlarca yorumuma maruz kalmıştı. Peki bu kısa sürede ne değişmişti de Teofilo o birkaç ay öncesine kadar bizi ümitsizliğe sürükleyen görüntüsünün tamamen dışına çıkarak takımına hem oyunsal hem de skor bazında katkı yapan bir silah haline dönüşüvermişti? Böylesine somut bir gelişimi salt mental sebeplere ya da bu ülkenin havasına, suyuna, kebabına alışmış olduğu sanrısına bağlayabilir miydik gerçekten de? Ben kendi adıma bu derece basite indirgenmesini, dolayısıyla arkasında yatan çok daha bilimsel, teknik ve bir o kadar da spesifik sebeplerin bir nevi görmezden gelinmesini alabildiğine kolaycı bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum doğrusu..
Tabii ki ortaya bir tez atıyorsak altını da doldurmak gerekiyor. Önce Teofilo’ nun ilk patlamasını yapmış olduğu Süper Kupa Finali’ nden başlayalım. Şenol Hoca’ nın bu sene düşündüğü hücum formasyonunda çok önemli yer tutan Yattara, Jaja ve Umut gibi silahlardan yoksun biçimde Bursaspor karşısında çıkan takım, Teofilo’ nun atmış olduğu üç golle maçı kazanmıştı. O maç sonrasında Teofilo dahi kendi ağzından yayınlanan röportajda hocasına ilk yarıdaki yetersiz performansına rağmen kendisini sahada tuttuğu gerekçesiyle teşekkür etmişti. O gün ben de tribündeydim. Gerçekten de etkisizdi Teo, ancak attığı gollerle görevini fazlasıyla yapmıştı sonuçta..
Derken Süper Lig başladı. İlk maç A. Gücü deplasmanıydı ve sahaya sürülen ilkonbir hücum ağırlıklı bir kadro değildi. Teofilo dahil takımın tüm hücum gücü gene etkisizdi. Ta ki önce Yattara ve sonrasında Umut’ un oyuna girmesine kadar. Sağda Yattara soldaysa Umut ile A. Gücü defansının tüm dengelerini alt üst eden Trabzonspor Umut’ un iki asistinde topların boş kalaye itilmesi neticesinde galip gelebilmiş ve Teofilo gene görevini layığıyla yapan bir santrfor kimliğine bürünüvermişti..

Ardından sıra Fenerbahçe’ ye gelmişti ki bu maç takımın hücum gücünün etkinliği konusunda çok daha yararlı bilgiler edinmemize yardımcı olacak kapasitede bir karşılaşmaydı şüphesiz. Bu maçta hücum hattında Teofilo’ nun yanında Umut ve Jaja yoktu, Alanzinho ve Yattara ise aynı anda sahadaydı. Teofilo bu maçta gol atamadığı gibi çok efektif bir oyun da ortaya koyamamıştı. Fakat ilk yarıda son derece formsuz olan Alanzinho’ nun yerine Umut’ un oyuna dahil oluşunun ardından Trabzonspor ikinci yarıda adeta farkı kaçıran bir oyun ortaya koyarak rakibini sürklase etmişti..
Liverpool’ a içeride attığı tek gol dışında iki maçta da takımın geneli gibi vasat bir oyun ortaya koyduğunu düşünecek olursak Antalyaspor karşısında hafif sakatlığı sebebiyle görev alamayan Teofilo’ nun son sınavıysa Sivasspor’ a karşı olacaktı. Şenol Güneş’ in son haftalarda ısrarla üzerinde durduğu “ultra ofansif” kadrosunda Colman’ ın haricinde Jaja, Umut ve Yattara ile aynı anda sahadaydı Teofilo. Özellikle Yattara’ nın ve ardından oyuna dahil olan Alanzinho’ nun adeta şov yaptığı bu karşılaşmada Teofilo da gardı çoktan düşmüş rakibe iki gol atmakta hiç zorlanmamıştı doğal olarak..
Şimdi sadete gelelim. Yukarıda fazlaca yorum içermeden elimden geldiğince somut örneklerle yapmış olduğum değerlendirme ışığında Teofilo‘ da gözlemlenen bu ani gelişimindeki asıl etkenin Şenol Hoca‘ nın taktik dehasında ve futbolcularından maksimum verim alabilme yetisinde saklı olduğunu düşünüyorum ben. Sonuçta benim de kendisini eleştirirken sıklıkla üzerinde durduğum hava hakimiyeti, sürat, çeviklik ve fiziki açıdan bir takım yetersizlikleri konusunda gözle görülür bir aşama kaydetmemiş olmasına rağmen kazanmış olduğu bu ivmenin mantıklı bir açıklaması olmak zorundaydı..

Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısı boyunca gerek ilkonbirde görev aldığı gerekse sonradan oyuna girdiği istisnasız tüm maçlarda iki stoper arasında sıkışıp kalan ve bırakın skor üretmeyi gol pozisyonuna girebilmekte dahi zorlanan bir futbolcunun bu sezon farklı bir görüntüye bürünmesindeki asıl etken Şenol Hoca‘ nın yeni hücum ağırlıklı kadro formasyonundan başkası değildir. Sol çizgide Umut‘ un İspanya’ daki Villa‘ nın kullanılış biçimine benzer bir dış forvet şeklinde kullanılması, sağ kanatta Yattara‘ nın müthiş formu ve hemen arkasında değişmeli olarak görev alan Alanzinho ile Jaja‘ nın yaratıcıklarına Selçuk Colman ikilisinin de oyun zekaları eklendiğinde Teofilo çok daha rahat bir hareket alanı bulabildi kendisine. Artık onun yetersiz olduğu özellikler sahada kamufle edilirken asıl maharetlerini sergileyebilme yönünde alabildiğine özgür bir ortam sağlanıyordu. İleriye gönderilen uzun topları alıp ayağında bekletmeden sağına soluna servis edebiliyor, rakip defansın odaklanmakta güçlük çektiği diğer ofans oyuncularının varlığı nedeniyle daha geniş bir alanda oynayabiliyor, gerektiğinde bir ortasaha oyuncusu gibi orta yuvarlağa kadar gelerek hücuma zenginlik katabiliyordu artık..
İşte Şenol Hoca açıkça bunu başarmıştı. Kullandığı tek taşla hem Teofilo‘ yu kısmen de olsa kazanmış hem de kendisiyle adeta rakipmiş gibi gösterilen Umut‘ un sırtında birikip duran gol stresini üzerinden alarak onu taraftarın zihnine yerleşen “bal yapmayan arı” yakıştırmasından arındırmıştı. Bu gelişim, hakkının verilmesi gereken bir teknik adam dehasıydı ve görmezden gelinerek basit duygusal çıkarımlar ile harcanmasına gönlüm razı olamazdı doğrusu..

Trabzon’ da Şok İstifa (İki Cambaz Bir İpte Duramadı)


Trabzonspor’ da ne zaman her şey yoluna girmeye başlar, mutlaka bir maraza çıkar ortaya. Şimdi de takımın istim üzerinde olduğu bir dönemde Asbaşkan Hayrettin Hacısalihoğlu’ nun istifa ettiği haberi gündeme düştü. Edinilen ilk haberlere göre Trabzonspor’ un yönetiliş anlayışında farklılıklar ve fikir ayrılıklarının bu istifada etkin rol oynadığı bildiriliyor olsa da zaman içerisinde bu kararın altında yatan başka gerçekler olduğunu da öğreneceğimizi düşünüyorum ben kendi adıma..

Zira aralık ayında gerçekleşecek Seçimli Genel Kurul’ a kısa bir zaman kala aniden ortaya çıkan böylesi şok bir gelişmenin yegane sebebinin salt fikir ayrılıklarından kaynaklandığını düşünmek fazlaca safdillik olur doğrusu. Hacısalihoğlu‘ nun kafasındaki planın kendi adaylığı üzerine mi yoksa başka bir adaya vereceği destek üzerine mi şekilleneceğini hep birlikte göreceğimizi tahmin ediyorum..

Bu istifanın Trabzonspor camiası üzerinde bırakacağı etkiye gelirsek. Kendi adıma Yönetim’ in bu olaydan olumlu yönde etkileneceğini düşünüyorum. Çünkü Hacısalihoğlu her ne kadar başarılı ve çalışkan bir yönetici imajı çizerse çizsin taraftar ile yıldızı hiçbir zaman barışmamış bir adamdı. Ayrıca kulüpte büyük ikilik yaratan Fatih Tekke sendromunun da baş aktörlerinden biri olduğunu düşünecek olursak, Yönetim’ i ve özellikle Sadri Şener‘ i yıpratabilmek adına sürekli olarak Fatih kozunu kullanmakta çekince görmeyen muhalif kanadın da elini zayıflatacak türden bir gelişme olduğunu ve bunun da ötesinde Trabzonspor Yönetimi’ nden genel anlamda memnun olan, en azından şikayetçi olmayan büyük bir kesimin sürekli olarak dillendirdiği “Şu Hacısalihoğlu da olmasa bu yönetimden memnunum aslında amma..” şeklinde uzayıp giden eleştirilerin de büyük ölçüde son bulacağını düşünebiliriz rahatlıkla..

Açıkçası ben kendi adıma bu istifanın Trabzonspor’ a kısa ve uzun vadede güç katacağını düşünüyorum. Hesapta olmayan başka faktörler devreye girmediği takdirde yanılacağımı da sanmıyorum doğrusu..

Şenol Hoca’ dan Schuster Mantalitesi

Brezilyalı Jaja’ nın takıma adapte edildiği Antalyaspor maçından sonra kendini göstermeye başlayan bir eğilim olsa gerek bu. Dörtlü savunmanın önünde defansif adam olarak sadece Selçuk’ u bırakıp onun yanında ve önünde ofansif gücü yüksek 5 oyuncu kullanan Trabzonspor, muhtemelen bu akşam da Sivas karşısında aynı sistemi deneyecek gibi gözüküyor..
Selçuk’ un hemen yanıbaşında defansif yönü ofansif yönünden biraz daha zayıf olan Colman’ ı görevlendireceği anlaşılan Şenol Hoca’ nın hemen önlerinde Jaja’ yı gene serbest olarak oynatacağını düşünürsek sağ kanadı Yattara’ ya sol kanadıysa Umut’ a emanet edeceğini tahmin edebiliyoruz. En öndeyse son haftaların formda futbolcusu Teofilo oynayacak gözüküyor..
Ceyhun’ un son haftalardaki formsuzluğuna, Engin’ in hazır olamaması ve Barış’ ın tecrübesizliği de eklenince Şenol Hoca’ nın bu tür bir formasyon düşüncesine girmesini anlayışla karşılamak gerekir tabii. Sonuçta kazanır ya da kaybederiz; bir şey diyemem ancak bu akşam bol pozisyonlu ve keyifli bir maç izleyeceğimizden eminim kendi adıma..
Bu karşılaşmada takım savunması açısından bazı sıkıntılar yaşayabilmemiz ihtimalinden de hareketle maçla ilgili en büyük çekincelerimden bir tanesi de, gelişecek Sivasspor akınlarının büyük bir çoğunluğunun en zayıf gözüken sol kanadımızdan gerçekleşmesi olasılığıdır. Umarım Cale bu akşam göstereceği performansla beni yanıltmayı başarır ve kazanan taraf biz oluruz..