Ne Susmayı Becerdik Ne Konuşmayı!

Kulüpten yapılan resmi açıklamaya göre Trabzonspor Kulübü konuyu bir kez daha değerlendirmiş, ligde kritik maçların oynandığı ve derbi haftalarına girilen süreçte tansiyonu arttıracak eylemlerin fayda getirmeyeceği fikrine vararak tartışmayı sonlandırmış..
Daha bir hafta öncesinde sanki mevcut fikstürden haberleri yokmuş gibi ortalığı yıkan, Beşiktaş’ı dahi peşine takan ve hemen akabinde Fenerbahçe’ nin tepkisinden sonra gereken cevabı pazartesi günü vereceklerini açıklayan Yönetim ne yazık ki kelimenin tam anlamıyla tornistan yapmıştır..

Yani daha açık bir ifadeyle Sadri Başkan ve Yönetim susmayı da konuşmayı da maalesef becerememiştir..

Tıpkı Şenol Güneş’ in Aykut Kocaman ile girdiği polemikte olduğu gibi resmen çuvallanılmış ve camia bir kez daha zor durumda bırakılmıştır..
Bir hafta sonrasını dahi göremeden yapılan fevri çıkışın hemen ardından çark edebilen zihniyetin geleceği görecek vizyonu olamayacağı gibi bundan sonraki gerçekleşecek olası bir haklı isyanda dahi herhangi bir inandırıcılığı ya da ikna kabiliyeti tamamen ortadan kalkmış olacaktır..
Hep söylüyorum, ısrarla da söylemeye devam edeceğim. Kaybedeceğin ya da sonuçta cevapsız kalacağın bir polemiğe baştan girmeyeceksin. Daha bir hafta önce yazdığımız gibi ağzına geleni değil, aklına geleni konuşacaksın. Bırakın bir haftayı, birkaç sene sonra dahi pişman olacağın bir hareketi asla yapmayacaksın. Hele ki bu davranışları kendi adına değil de milyonları temsil ettiğin bir makamda yapıyorsan çok daha dikkatli olacaksın..
Çünkü bu tür kritik polemikler bir nevi satranç gibidir. Doğru hamleyi yapmadan önce rakibinin senin hamlene nasıl bir karşılık vereceğini de çok iyi ve detaylı bir şekilde düşünmek zorundasındır. Satrançtaki gibi birkaç hamle sonrasını tahmin edemesen dahi en azından bir hamle sonrasını hesaplayabilecek ciddiyete ya da zekaya sahip olmalısın. Nacizane ben şu blogda dahi birisiyle polemiğe girdiğimde ona yazdığım cevabı göndermeden önce o postu çürütebilecek herhangi bir argümanı bizzat kendim arıyorum ve ancak bulamadığımdan emin olduğumda o postu gönderiyorum. Kaldı ki kendi adıma değil de koskoca bir kulübün başkanı olarak böyle bir polemiğe girecek olsam her kelimem için en az iki gün düşünürdüm ben sanırım. Oysa buradaki ciddiyetsizlik dayanılır gibi değil!
İşin daha da vahimi böylesi şekilde sonuçlanan bir politikayı dahi mazur görüp bir de üzerine biribirinden samimiyetsiz ifadelerle süsleyerek neredeyse başarıymış gibi göstermeye çalışan “yalaka” zihniyetin varlığıdır. Küçük hesaplarla birilerine şirin gözükmek dürtüsü ya da birileriyle papaz olmamak korkusundan olsa gerek eleştiri kültüründen bi’ haber olan ve şimdilik deşifre etmediğim bu şakşakçıların varlığı Trabzonspor camiası adına da bir utanç kaynağıdır. Gönül verilen takımın her daim yanında olup desteklenmesi olgusuyla, yapılan her türlü hatayı adeta görmezden gelircesine sineye çekerek bir de üzerine güzellemeler yapan yanaşma zihniyet arasındaki kalın çizgiyi ihlal edenlerden tiksinmemek elde değil açıkçası..

Bu son gelişmeler de bir kez daha göstermiştir ki şu kadro şampiyon olacaksa Yönetim’ in hem transferdeki hem de kriz ortamındaki yanlış politikalarına rağmen eldeki futbolcuların üstün gayretiyle bunu başaracaktır. Her ne olursa olsun mevcut futbolcu kadrosu her türlü olumsuzluğa ve takviyesizliğe rağmen şampiyonluk yarışını son haftaya kadar kovalayabilecek kalitededir ve bunu sezonun ilk yarısında gösterdiği performansla da ispatlamıştır. Yeter ki o kadrodan maksimum verim alacak akıl ve otorite, işini düzgün bir şekilde yapsın, dönen tekere durduk yere taş koymasın..
Kısaca üstad Diyojen’in tabiriyle “Gölge etmeyin yeter, başka ihsan istemez”!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir