Aylık arşivler: Nisan 2011

Şenol Hoca’ ya Mektup Var

Öncelikle belirtmek isterim ki, ligin bitimine 6 hafta kala tüm camia şampiyonluğa odaklanmışken sana şu satırları yazma gereğini hissetmemin başlıca sebebi sana güvenimin tam olduğundandır. Bu güveni duymamızı sağlayan başlıca argümanın bize daha öncesinde birçok şampiyonluk yaşatmış olmandan gelmiyor olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Aksine senin yönetiminde birçok defa şampiyonluğa çok yaklaşmış olmamıza karşın son anda yaşadığımız aksiliklerle mutlu sona ulaşamadığımız gerçeğinin de, tarihin bir kez daha tekerrür edebileceği ihtimalinin de farkındayız. Ancak şunu da bilmeni isterim ‘ki zaten biliyorsundur’ bu taraftar 27 yıl daha şampiyonluk görmeyecek olsa dahi içindeki Trabzonspor sevgisi törpülenmek yerine katlanarak artmaya devam edecektir.

Dolayısıyla şampiyonluk payesini sana koşulan olmazsa olmaz bir ‘şart’ olarak değil, henüz geçtiğimiz sezon ligde yokları oynayan bir takımın başında göstermiş olduğun muazzam performansı ve bize yaşattığın şu yarışmacı takım taraftarı keyfini taçlandıracak bir ödül olarak algılamanı isterim ben kendi adıma. Gerçi tabii ki şu ülkeyi dünya üçüncülüğüne taşıdığın dönemde dahi seni ‘Şenol Güneş olmasaydı şampiyon olurduk’ gibisinden akıllara durgunluk veren bir üslup ile eleştiren güruhun nazarında şampiyonluğa ulaşsan da ‘Şenol Güneş’ e rağmen şampiyon oldular’ dan öteye gidemeyecektir bu başarın. Hatta Trabzonspor’ un şu kadrosunu olduğundan daha güçsüz ve yetersiz gösterip o yönde bir algı yaratarak takım üzerinde güvensizlik ortamı sağlayabilmek adına sana karşı samimiyetsiz bir ağızla ‘Şenol Hoca İstanbul’ un çıkmalarından gerçek bir takım yaratmış’ kıvamında methiyeler düzenler bile senin hiçbir zaman büyük bir hoca olamayacağını ancak iyi bir taktisyen olarak kalacağını zikredeceklerdir; emin ol.

Tüm bunların yanında şunu da kabul etmemiz gerekir ki, şampiyon olsak da olmasak da bazı ‘haklı’ eleştiriler de illa ki olacaktır. Devre arasında takıma yapılamayan kaliteli takviyeler, o takviyelerin yapılması hususunda gereken tavrın yeterince gösterilememesi, yapılan takviyelerden en azından şu ana dek pek verim alınamaması, basına yansıdıktan sonra takımı geriye götüren gereksiz polemikler ve o polemiklerin yeterince akilane bir tavırla yönetilememesi sonucunda senin de içerisine girdiğin travmatik ruh halini ben de kimi zaman eleştirmiştim. Gerçi sen de bizatihi kendine konuşma yasağı getirerekten benim gibi düşünenlere adeta hak verircesine son derece yerinde bir özeleştiri yaparak takımı tekrardan bir çıkış trendine sokmayı başarmıştın. Zaten benim gözümde seni diğer teknik direktörlerden ayrı yere koyan en büyük özelliğin bu naif ve mütevazi yapından kaynaklanıyor aslında. Çünkü ben bir futbolcu olsam kenarda senin gibi bir teknik adamı gördüğümde kendimi çok daha rahat hissederim. Teknik direktörlük yetilerin ve devasa tecrübenden öte kenardan takıma yüklediğin o muazzam sinerjidir zaten bizi hali hazırda şampiyonluğun en büyük adayı haline getiren. Çünkü gerek sahadaki, gerekse kulübedeki futbolcu her şeyden önce hocasının kendisine karşı adil olduğundan emindir ki bana göre bir takımın ‘takım’ olmasındaki en büyük etkendir bu hissiyat. Yani kısacası seni gözümde bir Mourinho’ dan bile değerli kılan şey, rakiplerin tarafından dahi saygı gören o eşsiz mizacındır.

Ancak gene de şu mektubun sonunda senden nacizane bir isteğim olacaktır hocam. Şampiyon oluruz, olmayız ayrı mesele. Senden ricam elindeki kadrodan şu son altı haftalık periyodda maksimum verim alabilmen adına elinden geleni yaptığını bize hissettirmenden ibarettir; fazlası değil. Bunu nasıl ve ne yönde yapacağın konusunda ‘her Trabzonspor taraftarı gibi’ benim de kendime dair fikirlerim, düşüncelerim olsa da bu hususta sana önerilerde bulunacak kadar bilgiçlik taslamak niyetinde değilim. Ancak sezon sonunda geriye dönüp de ‘Keşke şu futbolcumuzdan biraz daha verim almayı becerebilseydik’ demek istemiyorum be hocam! Zira bu şampiyonluk gelecekse elimizdeki bütün silahları azami derecede efektif kullanabilmemiz halinde geleceğinden eminim ben kendi adıma. Yani daha açık bir ifadeyle Yattara’ dan Engin’ e, Alanzinho’ dan Pawel’ e kadar bütün futbolcularımızdan maksimum verim almayı hedefleyecek bir mantaliteyi ben sahada gördüğüm sürece şampiyonluğu Fenerbahçe’ ye bir kez daha kaptırmayı dahi içime sindirebilirim rahatlıkla. Yeter ki senin o hassasiyeti gösterdiğini görelim, bilelim, hissedelim; gerisi teferruattan ibaret.

Sonuçta biz bu takımı her yıl şampiyon olduğu için değil, sürekli şampiyonluğa oynadığı için de değil, İstanbul hegemonyasına karşı dimdik ayakta durarak onurlu mücadelesine devam ettiği için sevdik, seviyoruz. 7 nci şampiyonluk gelse de gelmese de ben seninle 7 sene daha varım hocam. Son derece eminim ki bu taraftarın çoğunluğu da benimle aynı fikirde. Sonuç ne olursa olsun biz senin yanındayız, sen de bizim yanımızdan ayrılma. 

Çünkü biliyorum ki şampiyonluk bu camianın yaşama sebebi değil ödülü olabilir en fazla..