Karamsarlıktan Ümide!


Geçen sene tam da bu zamanlarda Türkiye Kupası’ nı kazanmış, ligde Şenol Hoca’ nın gelişinden sonra büyük bir yükselme trendi yaşayıp son hafta Fenerbahçe’ ye karşı onurlu bir mücadele ortaya koyarak kapadığı sezonun ardından önümüzdeki sezonla ilgili taraflı tarafsız herkesin gözünde şampiyonluk yolunda en büyük favori olarak gösterilen bir takıma sahiptik. Ki o takım da zaten kendisinden beklenen performansı fazlasıyla göstererek ligi futbol tarihimizde görülmemiş bir 18’ de 17 galibiyet istatistiği yakalamış olan Fenerbahçe ile aynı puanı toplayarak ikinci bitirmişti. Ancak şu gün itibarıyle topyekün camia olarak geçen yılki heyecan ve beklentiden hayli uzak kaldığımızı kabul etmemiz gerek..

Bir önceki sezon hayranlıkla izlediğimiz ama oscar ödülünü kıl payı kaçıran filmin jönlerinden Selçuk ve Egemen’ in başkanlık seçiminde Sadri Şener’ in koz olarak kullandığı sözleşmelerini uzatacakları yönündeki vaadlerine rağmen adeta göz göre göre serbest kalarak rakiplerimize gitmesiyle başladı tüm terslikler. Ardından bizde şans bulduğu dönemlerde kendisinden bekleneni fazlasıyla verememiş olmasına karşın genç yaşı, joker olarak kullanılma özelliği ve üstün fizik gücü ile kadro derinliğine katkıda bulunan Ceyhun da ceketini alarak çekip gidiverdi. Takımdaki yaprak dökümü bunlarla da sınırlı kalmadı. Sonrasında her ne kadar disiplinsiz ve umursamaz bir yapısı olsa da geçtiğimiz sezon takımın hücumda inisiyatif kullanan en önemli kozu olan Jaja ve kenarda bekliyor oluşuyla dahi taraftara bir galibiyet anahtarıymışçasına ümit pompalayan Yattara Arabistan yarımadasının yolunu tuttu. Yattara’ ya hak ettiği uğurlamayı yapmak bir yana adeta sınır dışı edilmiş bir mülteci gibi uğurlamış olduğumuza daha önce değinmiştik zaten. Bu arada Sadri Başkan’ ın transferini yaptığı gün “Adam kendine o kadar güveniyor ki sözleşmesine 12 milyon avro getirirsem serbest kalırım maddesi koydurmak istedi, ben de kabul ettim” dediği Jaja’ nın o söz konusu parayı getirmeden neredeyse maliyetine satıldığını da not düşelim. Kadroda çok önemli yer tutan bu beş oyuncu haricinde takımda adeta bir fenomen haline gelen, son beş yılımızın tüm gol yükünü tek başına sırtlanan, aslında tam bir Kuyt olması gerekirken aynı zamanda takımın Torres’ i de olması beklenen Umut Fransa’ ya gönderilince geçen sezonun o rüya takımının iskeleti tamamen bozulmuş olduğu gibi yepyeni bir yapılanmanın da önünü açmış oldu..
Takım içinde gerçekleşen tüm bu aksiyonların haricinde saha dışında da keyifli gelişmeler olmadı ne yazık ki. Kendilerini Trabzon aşığı olarak lanse eden, Trabzonspor’ a hissettikleri sevgi nemalandıkları ceplerden beslenen, Avni Aker’ in rakipler için bir cehennem değil adeta bir cennet bahçesi haline dönüşmesine sebep olan, küfürlü kavgalı tribün olaylarında baş rol oynayan, işlerine gelmeyen durumlarda siyasete karşı olup işlerine geldiğindeyse en tiz sesli siyasî enstrüman haline gelen, hobisi değil mesleği taraftarlık olan bir güruhun ön plana çıktığı bir genel seçim sonrasında Avni Aker’ in her iki kale arkası tribünleri adeta peşkeş çekilerekten malûm kesime hibe edildi. Açık söyleyeyim, gözler önünde cereyan eden sırf şu olay dahi beni Trabzonspor’ dan da memleketim Trabzon’ dan da soğutmaya yetebilirdi belki ancak Looking For Eric’ deki ‘Dinini, ideolojini, hatta karını dahi değiştirebilirsin ama takımını asla’ repliği bir çok şeyi açıklamaya yeter herhalde..

Yetmedi; Türkiye Futbol Federasyonu’ nda Trabzonspor’ u temsil edecek isimlerin belirlenmesi konusunda yaşanan plansızlık ve ardından patlak veren yakışıksız ithamlar, öncesinde tam destek olunmasına karşın sonrasında karşı karşıya gelinen federasyon ile iplerimizin gerilmesine yol açtı. Yeni sezon formalarıyla ilgili büyük ümitler vaad ederek taraftarın beklentisini yükselten Yönetim’ in katalog ürünlerinden seçtiği, Man. United’ dan Ofspor’ a kadar farklı takımlar tarafından kullanılmış forma dizaynlarını resmî siteden adeta kendi özgün tasarımızmışçasına sunması da ayrı bir talihsizlik örneği olarak yerini aldı. Tabii bunu belirtirken Kuruçeşme’ de gerçekleştirilen forma lansmanını gerek organizasyon, gerekse tanıtım açısından hayli başarılı bulduğumun da hakkını vermeden geçmeyeyim..
Yeni sezon öncesinde tadımızı kaçıran bunca faktörün üzerine taraftarın camiadaki en güvendiği isim olan Şenol Güneş’ in de basın toplantısında kendi mülayim mizacı ve peygamberlere taş çıkartacak derecedeki sabrıyla tezat oluşturan ruh haliyle zikretmiş olduğu demeçler devreye girince işin ciddiyeti daha da net bir biçimde ortaya çıkmış oldu. Dünyaya pempe gözlüklerle bakmayan her insanın rahatlıkla algılayabileceği gibi Şenol Güneş mütevaziliğinde bir adamın sarf edebileceği en sert konuşma bu olurdu ancak. Şenol Hoca açıkça hem giden hem de gelen transferlerden memnun olmadığını söylüyordu. Daha sezon öncesinde dile getirilen bu isyan Sadri Başkan’ ın “Ben Miller’ ı alacaktım ama Şenol Hoca Brozek’ i istedi” demecine de dolaylı bir yanıt anlamına geliyordu muhtemelen. Çünkü Şenol Hoca’ nın ısrarla istediği bir oyuncuyu aylarca kadro dışında bırakmasının imkansızlığını Burak örneğinden çok iyi biliyoruz hepimiz.. 


Tabii yazıyı buraya değin okuyanlar eminim ki “Ulan gudubet kuşu gibi içimizi kararttın. Hiç mi güzel şeyler olmuyor burada” diye veryansın edebilir. İlla ki en azından ümit verici şeyler de olmuyor değil; onları da yazalım..

Mesela Zokora’ nın mental ya da şehirsel sorunlar yaşamazsa çok büyük katkı yapacağına inanıyorum. Adrian için her ne kadar Polonya ligi tarihinin rekor transfer bedelini ödemiş olsak da belli standartın altına düşmeyeceğine eminim. Henrique ise benim bu sezon öncesinde performansını en fazla merak ettiğim ve aynı derece de önemsediğim bir adam. Zira bu sezon başarılı olabilmemiz bana göre öncelikle onun hücumda göstereceği performansa bağlı. Çünkü Brozek’ den pek fazla ümidim olmadığı gibi Halil’ in de yeni bir Burak patlaması yapmadığı takdirde Umut’ dan daha efektif olacağına pek fazla şans vermiyorum. Ayrıca takıma yeni katılan Sercan, Eren ve Aykut gibi genç isimlerin de olumlu birer takviye olduklarını ekleyelim. Tüm bunların yanında Yönetim’ in transfer sezonu bitmeden çok iyi bir stoper ve bir sol kanat oyuncusu takviyesi daha yapacağı ümidimi koruduğumu da belirteyim..

Fakat taraftarın yeni sezondan bir şeyler ümit edebilmesi adına bir takım makûl sebepler hâla var. O sebeplerin başında da hiç şüphesiz Şenol Güneş geliyor. Neredeyse kendisine verilen her tahta parçasından bir Pinokyo çıkarması beklenen Geppeto Usta misali o gene tezgahının başında, bıçkısı ve rendesi elinde bekliyor neyse ki..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir