Şampiyonluktan Daha Değerli (İnter 0-1 Trabzonspor)

Baştan söyleyeyim bu bir maç yazısı değil. Zaten böylesi tarihî bir maçtan sonra uzun uzadıya detaylı analizler, teknik adam ve futbolcu performanslarıyla kafa şişirmeye de gerek olduğunu düşünmüyorum doğrusu. Benim burada değinmek istediğim konu 2011-2012 Trabzonspor kadrosunun kalan beş Şampiyonlar Ligi maçında göstereceği performansla ilgili kendi öngörülerimi içerecek. Fakat gene de şu takımı var olan kalitesinin çok daha ötesine taşıyan Şenol Hoca‘ yı bi’ kez daha yürekten tebrik edelim. Ardından başta Colman‘ ın insanüstü soğukkanlılığı ve özgüveniyle süslü kendinden emin futbolunun, tecrübe ve agresiflikle harmanlanmış Zokora ile bütünleştiğinde İnter’ in en güçlü bölgesi olan orta alandaki hakimiyetlerini tamamen bertaraf ettiğini not düşelim. Tabii inanılmaz kurtarışlar yapan Tolga ile gerek defansta yaptığı kritik müdahaleler ve gerekse attığı harika gol ile tarihe geçen Celustka başta olmak üzere tüm futbolcuların da hakkını verelim..

İnter’ den önce oynadığımız Benfica ve A. Bilbao maçlarını Trabzonsporlu renkdaşlarla topluca izlerken onlarla paylaştığım kendimce önemli iki tespitim vardı. Bunlardan biri, geçen yıla oranla çok daha dirençli bir takım haline gelmemize, kendimizden güçlü takımlara karşı muazzam bir motivasyonla direnebilme kabiliyetimize rağmen bizim domine etmemiz gereken ve gole ihtiyaç duyduğumuz maçlarda yeterince üretkenlik sağlayamayacak bir kadro yapısına sahip olduğumuz görüşüydü. Nitekim Benfica, bir kişi eksik oynadığımız Bilbao ve sonrasında İnter maçlarında gösterilen muazzam direniş ile eksik oynayan Manisa karşısında yetersiz kalan hücum organizasyonları bu tezimi henüz erken olsa da destekler nitelikteydi. Yani kısacası mükemmel bir kontra atak takımı görüntüsünde olmamıza karşın basketbol tabiriyle oyunu sete çevirdiğimizde gerekli aksiyonları yapamayan ve hücum bölgesinde topu koruyamayan bir izlenim veriyor olmamızdı..

İkinci görüşüm ise hâla bana göre devam ediyor olan stoper eksiğiyle birlikte şu takımın gerçek golcüsünün belirsizliğini koruyor oluşuydu. Daha çok uzak forvet olarak başarılı da işler çıkaran Halil-Henrique ikilisiyle tek başına bir santrafor değil de iyi bir forvetin mükemmel partneri olabilecek Burak dışında mevcut kadroda bu görevi layığı ile yapabilecek tek adamın sakatlık ve maç eksiği gibi ciddi riskleri olan Vittek oluşu göze çarpıyor. Şayet Vittek maç eksiğini giderebilir ve müzmin sakatlık sorunları yaşamazsa Şenol Hoca‘ nın ileri uçta Burak ile birlikte onu değerlendirmesi halinde bana göre hücumdaki üretkenliğimiz biraz daha artacaktır. Zira Vittek elimizdeki forvetler arasında sırtı kaleye dönük oynayabilen ve ayağında topu saklayarak duvar olabilen tek adam pozisyonunda şu an. Dolayısıyla Şenol Hoca‘ nın içeride oynayacağımız ya da mutlak kazanmamız gereken maçlarda öncelikle onu kullanacağını ümit ediyorum..

Bu arada Slovak transferlere zamanında verilen tepkilerle ilgili yapılan bazı imâlı eleştirilere de muhatapları ve kendim adına cevap vereyim. Söz konusu transferlerle ilgili gerek twitterda gerekse geçen pazar konuk olduğumuz Bugüntv’ deki Canlıgool programında aynen şunları söylemiştim..

Programda “Son anda aldığımız Slovak futbolcular yedek kulübemizde bekleyen bütün oyunculardan kalite olarak yüksek olsalar da Yönetim’ in taraftar üzerinde gereksiz yere yükselttiği beklentinin gölgesinde bırakılmışlardır. Şayet bu futbolcular transferin ilk günlerinde getirilmiş olsalardı belki hiçbir taraftar bu tepkileri vermezdi ama ŞL müjdesi ve onca süslü yıldız vaadlerinden sonra bu futbolcular da taraftarın gözünde bu intibayı bırakmışlardır” demiş, peşine de “Gelen tepkiler Slovak futbolculara değil, bu futbolcularla transferin kapatılmasınadır” cümlesini eklemiştim. Son olarak da Yönetim’ in en baştan “Biz bu parayla Trabzonspor’ un geleceğini inşa edeceğiz. Bu kaynağı altyapıya, amatör branşlara, borçlarımızın kapatılmasına ve daha mütevazi, akılcı transferlere harcayacağız” demesi gerektiğinin çok daha akîl ve dürüst bir davranış olacağına dikkat çekmiştim..

Sonuç olarak şu anki mevcut kadromuzun geçen yıla oranla fizikî ve mental direncinin daha yüksek ancak hücum varyasyonları ve çeşitliliği açısından daha kısır olduğu şüphesini hâla korumaktayım. Bu kısırlık Vittek‘ in benim görüşüme göre kendisinin rakip savunma önünde duvar olabilme özelliğiyle aşılabilir. Fakat ara transfer dönemine kadar geçen sürede devamlılık sağlayamazsa bir stoper haricinde bir de santrafor eksikliğinin tekrardan su yüzüne çıkması kaçınılmaz olacaktır. Sonuçta böylesi muhteşem galibiyetler dahi bizi yanıltmamalı ve bazı eksiklerimizi görmezden gelmemize sebep olmamalı. Rakipleri domine etmemiz gereken maçlardaki oyun şeklimiz ve bazı eksiklerimiz de göz önüne alınmalı, ayaklarımız yere sağlam basılmalı ki sonrasında beklenmedik hayal kırıklıkları yaşanmasın..

Bu arada yazıyı bitirirken dün gece Bostancı’ da 50′ yi aşkın bordo mavi yürekle izlediğimiz maçın coşkusuna değinmeden bitirmek istemedim. Celustka‘ nın attığı golden sonra cafeden doğruca bahçeye fırladığım için içeride kopan gümbürtüyü tam olarak algılayamadım. İçeri döndüğümdeyse sehpaların üzerindeki bardakların yerlerde olduğuna ve onlarca taraftarın biribirlerine sarılarak golü kutluyor olduklarına şahit oldum. Neyse ki mekan sahibi anlayışlı çıktı ve bu ufak zaiyatı görmezden geldi. Sonrasında çocukların Bostancı sahilinde durdukları horon, yakılan meşaleler ve Kadıköy’ ü inleten “Bize her yer Trabzon” nidalarına yoldan geçen araçların da eşlik etmesi görülmeye değer güzelliklerdi..

Umarım bana göre şu ligde kazanılacak bir şampiyonluktan dahi çok daha değerli olan bu tarihî İnter zaferi bir başlangıç olur ve artık grupta sadece üçüncülük değil, gruptan çıkma hesapları da yapabilmemizin önünü açar. Hep söylediğimiz gibi, sonuçta Şenol Hoca’ nın olduğu yerde her daim güneş vardır..

Şampiyonluktan Daha Değerli (İnter 0-1 Trabzonspor)” üzerine 2 düşünce

  1. winchester10

    Geçen sezonun ilk yarısında oynanan Eskişehirspor, ikinci yarısında oynana Antalyaspor, Ankaragücü ve yine Eskişehirspor maçlarını düşünüyorum da gol bulmamız gereken anlarda çok fazla üretken olmadığımızı anlıyorum. Kazanma alışkanlığını arkasına alan, Yattara gibi çizgiden oynayabilen tek futbolcusundan eksik Trabzonspor’un, gol atmak için tek silahının, Umut’un boşalttığı alanlara Burak’ın savunma arkasına atılan toplarla deplase olmasından başka bir yönteminin olmadığını anımsıyorum.
    Ligin ilk haftasındaki Manisaspor maçını düşünüyorumda maç 1-1 ‘ e geldikten sonra hiç değilse ceza sahasına yapılan ortalara dokunabildik.
    Yani uzun lafın kısası bu takımın daha doğrusu bu kadronun, oyunu domine etme anlamında geçen yılki takımdan bir eksiği olacağını düşünmüyor hatta o takımdan daha iyi olacağına inanıyorum.
    Eğer oyunu domine etme anlamında en kötü geçen yılki takım gibi olsunlara razıysan, çok fazla canını sıkma, biraz zaman beklediğin takımı seyredeceksin 🙂
    Şenol Güneş’in olduğu yerde her daim güneş vardır..

    Diğer tüm düşüncelerine katılıyorum üstadım.Eline sağlık.

    Cevapla
  2. Great White Yazar

    Eyvallah winchester, umarım öngöründe haklı çıkarsın..

    Ben senin haklı çıkma olasılığının yazıda da belirttiğim üzere daha çok Vittek’ in göstereceği performansa bağlı olduğunu düşünüyorum..

    Bekleyelim bakalım 🙂

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir