Etiket arşivi: Alanzinho

Kupa Beyi Alanzinho (Trabzonspor 2-0 Antalyaspor)

Öncelikle baştan belirteyim. Özellikle dün oynanan ve izlerken beni neredeyse uyutan Fenerbahçe – Manisaspor maçına nazaran bu tempo ve kalitede bir maç beklemiyordum ben açıkçası. Dört gün önce Galatasaray karşısında son derece yüksek bir tempo ile oynayarak kazandığımız maçın ardından, bir önceki turda Galatasaray’ ı elemeyi başaran Antalyaspor’ a karşı müthiş bir kazanma azmi gösterdi futbolcular. Tabii maçın bu denli hareketli ve keyifli geçmesinin bir diğer sebebi de Antalyaspor’ un ortaya koyduğu pozitif futboldu şüphesiz. Bilhassa ilk yarıda Ceyhun’ un da kötü oyunu neticesinde ortasahada çok iyi pas yaptılar. He ne kadar ofansta etkili olamasalar da kalelerinde de pek pozisyon vermediler. Ama mücadele ve tansiyon maç boyunca had safhadaydı..

Şenol Hoca son haftalarda adeta klasikleşen kadrosuyla sahaya sürdü takımı. Kalede Onur her zamanki gibi güven verirken Antalyaspor’ un tek etkili atağında Ali Zituni’ nin köşeye giden sert şutunu da çıkarmayı bildi. Onur’ un bana göre en başarılı yönü oyundan asla soğumaması. Koca maçta kalesinde bir kez dahi tehlike yaşasa kolay kolay çuvallamıyor. Daha da önemlisi asla hatalı gol yemiyor Onur..

Defansın sağında Serkan gene şimendifer misali çalıştı. Futbolcu olsam karşımda görmek isteyeceğim son adam olurdu herhalde Serkan. Çalımı yese dahi bir şekilde gene önüne geçerek rakibi karşılamayı başarıyor ve kene gibi de yapışıyor. Fakat defansın solundaki Cale her ne kadar risksiz oynasa da maalesef bir o kadar dirençsiz ve narin bir görüntü veriyor. Bu maçta da rakip genelde o koridoru kullandı zaten. Defansın göbeğinde Song ve Giray her zamanki gibi mükemmele yakın bir uyum ve konsantrasyon içerisindeydiler. Bu arada Song’ a yaşlı diyenlere de gerçekten anlam veremiyorum. Şu haliyle Sivok, Servet, Bilica gibi hantal adamların yanında atletik ve kıvrak yapısı ile yirmilik delikanlı kıvamında gözüküyor doğrusu. Alayından daha karizmatik oluşu da cabası..

Ortasahanın göbeğinde görev alan Selçuk son zamanlarda adeta kronikleşen vasat futboluna bu maçta da devam etti. Neredeyse her maçta istikrarlı bir şekilde 10 üzerinden 6 lık bir performans sergiliyor Selçuk. Ne 8 e çıkıyor ne de 4 e düşüyor. Açıkçası ben Selçuk’ dan daha fazlasını bekliyorum. Bir diğer beklentim de her frikik atışında topun başına geçmemesi gerektiği üzerine. En azından sağ çapraza yakın kazanılan atışlarda Alanzinho’ nun kendisinden çok daha etkili şutlar çıkarabileceğini düşünüyorum doğrusu. Bu bölgede Selçuk ile birlikte forma giyen Ceyhun ise belki de Trabzonspor’ a gelişinden bu yana en kötü performansı sergiledi. Neyse ki Şenol Hoca mükemmel bir hamle ile kendisini kenara aldı. Lakin yerine tercih ettiği futbolcunun Teofilo oluşu, ikinci yarının ilk dakikalarında ortasahamızın eksik kalmasına ve bocalamasına sebep olsa da bu durum fazla uzun sürmedi..

Burak ise oynadıkça hafiften Umut’ a benzemeye başladı sanki. Neredeyse Umut kadar koşuyor, mücadele ediyor, gol için iştahını var gücüyle ortaya koyuyor olsa da savruk ve kontrolsüz görüntüsünden bir türlü sıyrılamıyor. Oysa ki Colman‘ daki soğukkanlılığın yarısı onda olsa çok daha verimli olacağından eminim ben. Bir kere mükemmel bir fiziği ve kondisyonu var. Sahanın her mevkiisinde oynayabilecek joker özelliklerine de sahip. Mesela Colman’ da onun fiziki özelliklerinin hiçbiri olmamasına rağmen müthiş oyun zekası ve sakin oyun stili sayesinde çok daha verimli olabiliyor. Çünkü kafası ve ayaklarını büyük bir uyum içerisinde çalıştırıyor. Halihazırda bu ülkenin uzak mesafeye en isabetli paslar gönderen adamıdır Colman. Bu maçta da mükemmel olmasa da doğru zamanda doğru yerlerde olmayı başardı..

Son haftalardaki göz kamaştıran formuyla rakip defansları adeta maymuna çeviren Alanzinho bu maça da damgasını vurdu. Özellikle ilk yarıda kendisine yapılan bariz faulleri sistematik bir şekilde es geçen Hüseyin Göçek dahi onu durduramadı. Rakibin dengesini bozan koşuları, durduğu yerden ya da hareket halindeyken kalçadan çıkardığı ölümcül şutları, rakiplerinin başını döndüren hızdaki driplingleri, defansın arkasına gönderdiği zekice pasları ve attığı şık gol ile Antalyaspor’ u adeta tek başına dağıttı. Ofansif anlamdaki katkısının yanısıra bir çok kez rakibin ayağından top da çaldı ki bunu çok iyi başarıyor doğrusu. Rakip topu daha kontrol etmeye fırsat bulmadan bir anda yanıbaşında biterek pozisyonunu bozabiliyor. Topu kapamadığı anlarda ise baskı altındaki rakip oyuncu kontrolsüz oynamak zorunda kaldığı için gönderdiği savruk toplar gene bize geliyor ama bu enstantaneler istatistiklere top çalma olarak geçmiyor tabii ki..

Maça tek forvet başlayan ve hemen gerisindeki Alanzinho, Burak ve Colman desteğiyle gol arayan Umut için söylenecek pek fazla şey yok bu maçta. Gene son haftalardaki vasatın biraz üzeri futboluna devam ederken takımı ikinci maç öncesinde hayli rahatlatan golü atmayı başardı. Fakat Teofilo‘ ya bakınca Şeno Hoca’ nın Umut konusunda neden bu kadar ısrarcı olduğunu da anlayabiliyorum aslında. Bu adamın Kolombiya’ da leblebi gibi gol atmasının sebebi orada offside kuralının olmaması falan sanırım. Zira ikinci yarıda oyuna girdikten sonra çok acemice yakalandığı offside pozisyonları oldu. Bunlardan bir tanesinde dikkatli olabilse Umut’ un çektiği şutu tamamladığı pozisyon gol olarak değer kazanabilecekti. Neyse ki Alanzinho’ ya bir şekilde asist yapmayı başardı ve ikinci golde kendisini son anda Umut’ un önünden kaçırarak şut çekmesini sağlayabildi..

Son sözümüz de Engin‘ e. Bir futbolcuda olması gereken yetenek ve hırs gibi özellikler kendisinde ne kadar çoksa, olmaması gereken disiplinsizlik ve asabiyet de bir o kadar var. Kendisinin bu zaaafiyetini kullanarak sinsice onun üzerine oynayan bazı teknik adam ve futbolcuların da varlığı ortadayken, hala bu ayak oyunlarına kapılıp bu kafada devam ederse önce kendisine yazık edecek; Trabzonspor’ a değil..

Tanrı’ nın Kuzusu Alanzinho

Uzun süre sonra Trabzonspor’ un resmi internet sitesinde yüzümde biraz olun tebessüm uyandıracak bir habere rastlayabildim neyse ki. Haber aynen şöyle..

Brezilya’nın en büyük gazetesi O GLOBO, Alanzinho’nun Trabzonspor dergisine kapak olmasını okucuyularına duyurdu..


O GLOBO, ‘Eski Flamengolu, Tanrı’ya atıf yapan dövmesiyle kapak konusu’ başlığıyla verdiği haberde özetle şu ifadeleri kullandı: ‘Trabzonspor’un tek Brezilyalısı Alanzinho, derginin bu ayki sayısında ‘Tanrının kuzusu’ dövmesiyle kapak konusu oldu. Flamengo altyapısında yetişen oyuncu, kulübün kendisine yaptığı bu jest hakkında ”Kulübüm tarafından taraftarlara bu şekilde tanıtılmış olmak beni fazlasıyla mutlu etti. Böylece Türkiye’ye ve Trabzon’a uyum sürecimi anlattığım söyleşim, güzel bir görsel unsurla tamamlanmış oldu” diye konuştu.

Gerçi her ne kadar habere konu olan fotoda gözüken dövmede sadece Tanrı kavramına vurgu yapılmış olsa da kolundaki Agnus Dei dövmesi durumu açıklamaya yetiyor..
İncil’ de adı geçen Agnus Dei (Tanrı’ nın Kuzusu) kavramı, aslında Trabzonspor’ daki Alanzinho’ ya uymuyor da değil. Efsaneye göre Agnus Dei’ nin tüm insanlığa ait günahları kendi bünyesinde çektiği inancının hemen hemen aynını Broos döneminde Alanzinho da bir anlamda “Günah Keçisi” olarak çekmişti. Hatta o ızdırap biraz daha sürse çarmıha gerilmesi dahi işten değildi. Bu arada sırtına da keşke sadece God yerine Lamb Of God yazsaymış bence daha kıyak olurdu hani..

Sonuçta son zamanlarda hasret kaldığımız türden bu güzel habere vesile oldukları için hem Alanzinho’ ya hem de TS Dergisi’ ne teşekkürler..

Sihirli Değnek Alanzinho (3-0)

Hugo Broos’ un geride bıraktığı kasvetli havanın yerini “Güneş” li bir havaya bırakmasının ardından gelen iki haftayı, önce Eskişehirspor sonrasında ise Ankaragücü’ ne karşı Avni Aker’ de üst üste kazanılan altı puan ile çok iyi değerlendirdi Trabzonspor..

Bu altı puan, belki camiaya şimdiden şampiyonluk şarkıları söyletmeyecektir tabii ki ama ligin ilk yarısının bitimine az bir süre kala zirveye tutunabilmek ve devre arasında Yönetim’ in (artık bir zahmet) yapması gereken takviyeler sonucunda ikinci yarıda yarışmacı bir takım yaratılması adına taraftara bir nebze de olsa ümit verecektir mutlaka..

Bu arada şimdi gerek ulusal, gerek yerel medyada, gerekse türlü sanal platformlarda olsun Şenol Güneş’ in gelir gelmez takımı bir anda modifiye ettiği, takıma olağanüstü bir kazanma ruhu verdiği ya da taktik dehasını konuşturduğu gibisinden türlü söylemler üretilecektir muhtemelen ama ben iki haftada gelen altı puan ve ondan daha da önemlisi ortaya konulan olumlu futbolun sırrını kendi açımdan değerlendirerek söyleyeyim:

Mantıklı davranmak..

Evet, bence bu kadar basit.

Kompleksten, saplantıdan, inatlaşmadan, sidik yarışından uzak, son derece insani ve hatta bir o kadar da mütevazi bir tavırdan fazlası değil yani. Trabzonspor’ u uzaktan takip eden her insan evladının dahi rahatlıkla görebileceği gibi, “Gökhan”sız ve “Alanzinho” lu tek forvet üzerinden, biri ofansif serbest oyuncu olmak üzere beşli ortasaha bloku ile bu takımın çok daha kreatif bir futbol sergileyebilecek olması gerçeğinden ibaret aslında..

Şimdi kimileri kalkıp, bir çiçek ile bahar gelmeyeceğinden dem vurabilirler; ki haklıdırlar da. Ancak o tek çiçek, baharın müjdecisi olabilir pekala. Tabii Şenol Hoca bu kadro formasyonunu ve elindeki yıldızlardan maksimum fayda sağlamaya yönelik mental yapısını değiştirmediği sürece..

Bir süre evvel blogda eski teknik direktörümüz Hugo Broos’ un kendi sisteminde düşünmediğini zikrettiği ve bana göre bu bağnaz tutumunu açıkça gösterdiği Alanzinho hakkında “Küstürülen yıldız Alanzinho” başlıklı bir yazı yazmış, bu adamdan maksimum fayda sağlanması gerekliliğinin bir teknik direktörün en önemli görevlerinden biri olduğunu önemle belirtmiştik..

Bir dünya yıldızı olmadığını kabul etmekle birlikte şu an Türkiye’ de topla birlikte en süratli dripling yapan ve en çabuk şekilde adam eksilten oyuncu olduğunu buradan rahatlıkla iddia edebilirim. Nos ile upgrade edilmiş turbo otomobil misali topla fişek gibi uzayan, karşısındaki rakibini paralize eden, hatta o sürati sebebiyle kimi zaman ayağından açtığı toplarda pozisyon kayıpları da yaşamakla birlikte takımın hücum gücüne hatırı sayılır bir katma değer ekleyen bu yıldızdan sezon başından bu yana faydalanamadık ki, ben en çok ona yanarım..

Maça gelince.. Yaşanan enstantaneleri, golleri, önemli dakikaları satır satır yazmaya gerek duymuyorum açıkçası. Malum, her internet sitesinde text halinde uzun uzadıya yazılmıştır muhtemelen. Ancak futbolcuların performanslarına değinmeden geçemeyeceğim tabii ki..

Öncelikle kalede Onur için söylenecek pek bir şey yok; zira maç boyunca yere düştüğü tek bir pozisyonu dahi hatırlamıyorum. Ömer Aysan sağbek mevkiinde aranan kan olmayabilir belki ancak gösterişsiz ve soğukkanlı futboluyla güven verdiğini söyleyebilirim. Göbekte Song mükemmel işler yapıp, kaptanlığı sonuna dek hak ettiğini gösterirken, maalesef Egemen bazı pozisyonlarda panikatak hamleler yapmaktan geri kalmadı. Sol bekte Cale ise her zamanki gibi ne koktu ne de bulaştı ama görevini de iyi yaptı..

Orta sahaya gelindiğindeyse asıl farkındalık burada göze çarptı. Göbekte Selçuk ve Colman yan yana oynarken özellikle her ikisi de ilk yarı boyunca son derece tutuk bir oyun sergiledi. Ancak ikinci yarıda özellikle Selçuk çalışkanlığıyla göze batarken, üçüncü golde topu kaparak atağı başlatıp sonrasındaysa golü atan Colman, ara sıra basit top kayıpları yapsa da orta sahada topu dinlendirme ve atakları yönetme adına görevini başarıyla yerine getirdi..

Kanatlarda Serkan ve Gabric’ e görev veren Şenol Hoca, Serkan’ ın sağ kanattaki gayretli futbolu ve Umut’ a yaptığı harika orta sayesinde verim alırken sol kanatta Gabric’ den ilk yarı boyunca pek yararlanamadı. Zira Gabric koşarak orta yapmaktansa topu geri çekerek içeri kavisli ortalar yapması açısından çok daha etkili bir oyuncu bana göre. Neyse ki bu durumu iyi süzen Şenol Hoca Gabric’ i sağ kanada sürdüğü andan itibaren hem daha etkili bir oyun ortaya koydu hem de o jeneriklik gol geldi..

Alanzinho için fazla söze gerek yok zaten, yukarıda da yazdık. Ayağına aldığı hemen her topta rakiplerini sürklase etti, takımı üçüncü bölgeye taşıdı, rakibin sinirini bozan driplingler yaptı ve hatta bir çok pozisyonda kontra presler yaparak kritik toplar da çaldı..

Umut’ a gelince. Vallahi herkes kendisini nasıl biliyor ve tanıyorsa aynı şekilde oynadı. Hırs, mücadele, güç, pres hepsi vardı ama o son vuruş yetersizliği hat trick yapabileceği bir maçı, sonuçta enfes bir kafa vuruşuyla da olsa tek golle kapatmasına sebep oldu..

Sonradan oyuna dahil olan futbolculardan Ceyhun ve Ferhat vaziyeti idare ederken, Gökhan beni de fazlasıyla şaşırtan klas bir asist ile Colman’ a üçüncü golü attırdı ki, bu gol buram buram G. Amerika esintileri veriyordu doğrusu..

Ankaragücü’ nü ise açıkçası bu kadar dirençsiz ve etkisiz beklemiyordum. Gariptir, ilk golden sonra maçın ilk yarısının sonuna dek tek bir tehlike yaratamamış olsalar da ciddi bir baskı kurdular ancak ikinci yarının başından itibaren tamamen dağıldılar..

Son olarak, gecenin en göze batan ayrıntısı tribünlerde boy gösteren Fatih Tekke idi. Şenol Güneş’ e maç sonrasında Fatih Tekke’ nin tribünde olduğunun söylenmesi üzerine verdiği cevap ise çok manidardı:

“Umarım sahaya da iner. Kendisini bekleriz”

Küstürülen, Harcanılan, Bitirilen Yıldız.. Alanzinho..


Futbol hayatına Brezilya’ nın köklü kulüplerinden Flamengo’ da başlayan ve ardından Avrupa’ ya transfer olarak kendi fiziksel özelliklerine hiç de uymayan bir futbol yapısına sahip Norveç Ligi’ nde harikalar yaratarak Stabaek takımını şampiyonluğa taşıyan Alanzinho en son olarak geçen sezon Ersun Yanal’ ın da onayı ile tam 4 milyon avro gibi ciddi bir bedel karşılığında Trabzonsporlu olmuştu..

Kendisi için ödenen paranın astronomik olup olmadığı tartışmaları bir yana yarım yamalak şans bulmaya başladığı ilk maçlardaki görüntüsü ile Türk futbol kamuoyuna, bir takım oyuncusundan ziyade şova yönelik spektaküler bir futbolcu olduğu izlenimini verdi..

Ardından düzenli olarak şans bulmaya başladığında sadece şova yönelik bir futbolcu olmadığı, son derece kolay adam eksilttiği, asist ve gol yeteneğinin yüksek olduğu, kısa ve uzun alanlarda inanılmaz bir hıza erişebildiği, her iki ayağıyla da vasatın üzerinde bir şut yeteneğine ve rakiplerinin kart görmesini sağlayabilme özelliğine sahip olduğu ortaya çıkmaya başladı..

Geçen sezonun sonlarında hayli form tutan ve özellikle Galatasaray, Kocaelispor ve Eskişehirspor maçlarında son derece başarılı performanslar ortaya koyan bu futbolcunun şu an gelmiş olduğu nokta, sadece Trabzonspor’ un değil Türkiye’ de futbolun görsel yanından zevk alan tüm futbolseverlerin ortak sorunu olsa gerek..

Ancak ne var ki sezonun ilk maçında Sivas deplasmanında da mükemmel bir futbol ortaya koyan ama Diyarbakır yenilgisinden sonra bir kez daha ilkonbirde forma şansı bulamayan Alanzinho adım adım köreltilme ve adeta dışlanma sürecine girmiş gibi gözüküyor..

Haftalardır takımında şans bulamayan futbolcunun, İstanbul B.Ş.B. ile oynanan maçta daha 55 nci dakikada 5-1 galip durumda olan bir takımın 88 nci dakikasında oyuna sokulması yetmezmiş gibi son Gençlerbirliği karşılaşmasında 45 nci dakikada oyuna alınıp 25 dakika sonra oyundan tekrar çıkarılması gerek Alanzinho cephesinde gerekse taraftarın belli bir kısmında sabırları da doğal olarak taşırıverdi tabii ki..

Bir futbolcu formsuz olabilir, hatta bazı mental sorunları da bulunabilir. Asıl önemli olan, böyle kreatif özellikleri olan futbolcuları takıma kazandırmak ve onlardan alabileceğiniz verimi azamiye çıkarmaya çalışmaktır. Hele ki bu oyuncu kadrodaki en fazla maliyeti olan birkaç futbolcudan biriyse bu hassasiyet daha da artmalıdır..

Şans verildiğinde başarılı olduğu diğer maçlarını geçtim, daha birkaç ay önce oynanan GS maçında adeta şov yapan, topyekün GS savunmasını peşine takan, kimi zaman faullerle bile durdurulmakta zorluk çekilen böylesi bir yeteneğin şu anki performans düşüklüğünün ve bu derece silik görüntüsünün hesabını Hugo Broos birilerine vermelidir..

Sonuçta bu adamda yetenek var, hız var, teknik var. Disiplin ve kondüsyon konusunda bazı sıkıntılar varsa bunun sorumluluğu tamamen teknik heyete aittir.

Hugo Broos bu futbolcuyu kazanmak için herhangi bir çaba sarfetmek yerine aksine adeta futbolcuya sövercesine davranışlarda bulunmaya ve onu iyiden iyiye paralize etmeye devam ederse ipini çektiği Alanzinho ile birlikte bu girdapta boğulur gider..

Ama bu takımın asıl can yakan kaybı Hugo Broos olmaz, Alanzinho olur..

Bizden söylemesi..

Great White