Etiket arşivi: Ankaragücü

A. Gücü 0:2 Trabzonspor (Sükseli Başlangıç)


Yazıya öncelikle Teofilo ile başlamak lazım. Şu sayfalarda bilhassa bendeniz tarafından hayli eleştiri alan bir futbolcu olarak en azından bu kadarını hak ettiğini düşünüyorum. Önce Süper Kupa finalinde attığı üç gol, ardından dün akşam oynanan ve ST Süper Lig 2010-2011 sezonunun ilk maçı olan Ankaragücü deplasmanında atmış olduğu 2 gol ile bir anda fırsatçı golcü kimliğine bürünmüş olması hem takımı hem de kendi adına kayda değer bir gelişme olsa gerek..

Son iki önemli maçta atmış olduğu toplamda beş golün dördünü adeta boş kaleye yuvarlamış olması her ne kadar “O golleri kim olsa atardı” benzerindeki eleştirilere muhatap olsa bile bir golcüdeki en önemli meziyetlerden bir tanesi olan “doğru zamanda doğru yerde bulunma” yetisine ve önsezi bilgisine sahip olduğunu bizlere göstermiş oldu Teofilo. Ancak gerek Bursaspor ile oynanan final maçının, gerekse dünkü Ankaragücü karşılaşmasının ilk yarılarında oldukça pasif bir görüntü sergilemiş olmasına karşın ikinci yarılarda çok daha etkili olarak gollerini sıralamış olmasını dikkatli okumak lazım..

Dün akşam Şenol Güneş’ in sahaya sürdüğü kadrodaki defans hattı Glowacki-Song değişikliği haricinde geçen sezonun klasikleşmiş kurgusuydu. Serkan sağ bekte her zamanki çalışkan ve faydalı görüntüsünü sergilerken soldaki Cale fiziki açıdan eksiklerini pek de fazla giderebilmiş gibi gözükmedi gene. Defansın göbeğinde form durumu yüksek ve son derece güçlü bir görüntü sergileyen Egemen’ in partneri olan ve özellikle Süper Kupa Finali’ nde müthiş bir oyun çıkaran Glowacki ise bu performansını sezona yaymayı başarabilirse çok büyük fayda sağlayacaktır eminim. Tabii ki Trabzonspor defansının dün yeteri kadar zorlanmamış oluşunda Ankaragücü’ nün etkili forveti Vittek’ den yoksun sahaya çıkmasının da payı büyüktü kuşkusuz..


Dün akşam Trabzonspor’ un defans hattında işler iyi giderken ortasahada bilhassa ilk yarıda üretkenlik vasatın altında kaldı. Defansın önünde oynayan Ceyhun’ un gününde olmayışı ve ilk yarı süresince Selçuk ve Colman’ ın defans bloku ile olan bağlantısını sağlayamaması sonucu orta alanda Ankaragücü takımına oyunsal anlamda üstünlük kurulamadı. Kalabalık bir orta saha kurgusu ile oynayan rakip takıma karşı Selçuk ve Colman’ ın yeteri kadar topla oynayamaması gerek Burak Yılmaz’ ın gerekse Alanzinho’ nun da üretkenliğini düşürdü. Alanzinho defans ile ortasaha mesafesini bir hayli daraltan rakip yarı alanda istediği topları alamazken Burak neredeyse hiç etkili olamadı. Dolayısıyla geriden ve kanatlardan beslenmediği sürece sahada takımını bir kişi eksiltecek kadar etkisiz olan Teofilo ilk yarıda sönük kaldı..

Ancak ikinci yarının hemen başında gerçekleşen Yattara – Ceyhun değişikliği Ankaragücü’ nün bütün dengesini bozdu. Tüm dikkatini Alanzinho’ ya odaklayan rakip savunmanın bütün konsantrasyonu sağ kulvarda alternatif bir tehditin de devreye girmesiyle tamamen bozuldu. Bu travmaya Yattara’ nın rakip savunmayı ekslterek dengesini bozduğu gibi moral olarak da yerle bir eden çalımları eklenince Trabzonspor hücum üstünlüğünü ele geçiriverdi. Elde edilen hamle üstünlüğüne karşın üçüncü bölgede hala pozisyon zenginliği sağlanamıyor oluşu karşısındaki sorunu Şenol Hoca 67 nci dakikada Umut – Burak değişikliğiyle çözdü. Bu hamle zaten sallanmakta olan Ankaragücü savunmasını tam anlamıyla paralize ederken son 20 dakika Trabzonspor dominasyonu altında geçti. Yeteneklerini çok daha özgürce kullanabileceği boş alanlar ortaya çıkınca gerçek kimliğine bürünen Colman’ ın gönderdiği ara paslara öldürücü deparlar atarak pozisyon zenginliği yaratan Umut’ un biri şuttan seken iki asistiyle Teofilo topları kaleye itiverdi..

Takımdaki kadro derinliğinin yanısıra, hücumda hem Teofilo‘ nun etkinlik kazanması, hem Yattara‘ nın muhteşem dönüşü, hem de Jaja‘ nın transferiyle oyuncu alternatiflerindeki zenginliğin artması bu sezon çok daha renkli bir Trabzonspor izleyeceğimizin garantisi gibi gözüküyor. Bu isimlere Engin ve Gabric‘ in de eklenmesi halinde çok keyifli bir Trabzonspor izleyeceğimiz ve izlettireceğimiz kesin. Güzel başladık, güzel de bitiririz umarım..

Atalay’ dan “Kardeşlik” Türküsü

Son zamanlarda duyduğum en saçmasapan demeçti şu..

“Tüm kalbimizle Bursaspor’ un şampiyonlugunu istiyoruz. Bunun için çalışacağız, Fenerbahçe’ yi yeneceğiz, dualarımız bu yönde”

Aynen bunları söylemiş Ankaragücü Asbaşkanı Ayhan Atalay. Kendisi belki format olarak türkücüyü andırıyor olsa da röportaj boyunca ortalığa saçıp durduğu sözlerinin içeriği Mahsun’ un Kardeşlik Türküsü ile taban tabana zıt maalesef..

İnanılır gibi değil yahu. Koskoca bir kulübün asbaşkanı olmuş bir adamın konuştuğu lafa bakın. Gün boyu kahve köşelerinde pinekleyen vandal, fanatik ve bir o kadar da boş beleş apaçilerin dahi zikretmeyeceği cinsten bir açıklama ne yazık ki. Yani şu kelamları TV ekranından söyleyen bu adamı izlerken adeta Fenerbahçe sempatisi pompalandı bünyeme. Hatta günahım kadar sevmediğim ve MHK üzerinde açıkça baskı kurduğundan emin olduğum Aziz Yıldırım bile gözümde mesih gibi yüceldi şu adamı izlerken..

Bursaspor’ un şampiyonluğunu tabii ki isteyebilirsin, mesela ben de isterim ki olsunlar. Fazlasıyla hak ediyorlar da zaten. Fakat sen bir yönetici olarak bu derece fütursuzca nasıl alenen taraf olursun? Sen şu ana dek hangi maç öncesinde çıkıp da böyle bir demeç verme ihtiyacı duydun ki? Şu ana dek oynadığınız diğer takımlara karşı neden aynı derecede bilenme gereğini duymadınız? Bir takıma bilerek gevşek oynamak ile bir başka takıma ekstradan motive olmak arasında ne kadar fark var ki ayrıca? En azından vicdanen..

Bir de hep birlikte dua ediyorlarmış. Müezzininiz kim? Babasının adeta bir doğum günü hediyesi kıvamında kendisine verdiği Ankaragücü Kulübü’ nün gencecik başkanı Ahmet Gökçek mi? Muhabbete bak..

Ankaragücü ve Bursaspor gibi iki köklü güzide kulübümüzün karizmalarını ve tüm sempatisini, yıllar öncesine dayanan hazin bir anı üzerine inşa edilmiş olmasına rağmen son zamanlarda salt iki tribün grubundan beslenen bir “kardeşlik” mevzuusu üzerinden yerle bir ediverdiniz ya; helal olsun size!!

Hem sonra neyin kardeşliğiymiş ki bu böyle? Kan (dökmek) kardeşliği gibi bir şey mi? Kime karşı, ne amaçla birleştiniz arkadaş? Neden sadece ikiniz kardeşsiniz ki hem? Aranıza başka bir kulübün sevgisi, sempatisi giremiyor mu? Diğer kulüplerle de kardeş olamıyor musunuz? Bu derece büyük bir aşk ile mi bağlandınız birbirinize? Mesela Bursaspor Trabzonspor ile de kardeş kulüp olmaya niyetlense yasak ilişkiye mi girer bu? Ankaragücü kıskanır mı bizi?

Yoksa bu kardeşlik dürtüsü, her iki tribünden yirmi otuzar kişilik çetelerin birleşip başka takımlara ait mekanlara döner bıçaklarıyla baskın yapabilmek adına kurulmuş bir ittifaktan ibaret mi? Peki bu durumda Ayhan Atalay gibi piyonlara ne oluyor? Bu durumda sizler kimin kuklasısınız yahu?

Daha doğrusu tepedeki “Master of Puppets” kim ki acep?

Berbat Zemin Harika Samba

Şiddetli yağmurun zaten berbat olan zeminini iyiden iyiye ağırlaştırdığı 19 Mayıs Stadı’ nda ilk yarısı son derece zevksiz bir mücadele izledik. Ankaragücü’ nün yoğun pres yaparak alan daraltan bir futbol ortaya koyması, sahanın futbola elverişli olmayan zeminiyle birleşince top tekniği yüksek ortasaha oyuncularından kurulu Trabzonspor bu devrede hayli zorlandı..

Ancak ikinci yarıya öyle bir tempoyla başladık ki golün geleceği erkenden kendini belli etti. Önce Engin, sonra Alanzinho rakip kaleyi yokladı. İlk yarıda silik bir görüntü veren Colman’ ın sazını eline alışıyla takım da oynamaya başladı.

Bazı futbol yobazlarının salt bir şovmen olarak lanse etmeye çalıştıkları Alanzinho, topla beraber yaptığı 50 metrelik ölümcül deparıyla önce Umut’ a “Al da at” dedi. Ardından gene Colman’ dan aldığı topta Ankaragücü savunmasıyla adeta maytap geçercesine öyle muhteşem bir gol attı ki yaratıcılık olarak bu golün bir benzerini geçen sezon Kocaelispor’ a da atmıştı zaten..

Lakin her ne kadar Alanzinho bu maçta bir kez daha yıldızlaşmış olsa da ilk golün sahibi Umut Bulut için de bir şeyler söylemek lazım. Aşırı sert ve agresif bir savunma yapan Ankaragücü defansını kelimenin tam anlamıyla tek başına ezdi geçti bu gece. Tepesinde dikilen iki stoper ile maç boyunca boğuştu, özellikle Baki Mercimek’ e sahayı dar etti. Hatta uzatma dakikalarında pres yaptığı rakip savunma oyuncusunun kalecisine göndermek zorunda kaldığı topu bile sonuna dek kovalayarak ne derece hırslı bir futbolcu olduğunu gösterdi. Kısacası resmen gövde gösterisi yaptı..

Rakip Ankaragücü ise arzulu ve sert futboluna rağmen maç boyunca hiçbir üretkenlik sergileyemedi. Koca maçta tek bir pozisyon dahi yaratamadılar. Özellikle Hürriyet’ in eksikliğini net bir biçimde hissettiler..

Son söz de hakem İlker Meral için. Ne yaptığını bilmez tavırları, Egemen ve Sezer’ e gösterdiği anlamsız sarı kartları, sağa sola tekme sallamaktan başka bir halta yaramayan Baki’ yi ikinci sarı karttan ihraç etmemesi gibi saçmasapan kararlar ile gelecek adına hiç mi hiç güven vermedi doğrusu..

Sonuçta takım oyunu anlamında mükemmel gözükmesek bile yıldızlar sayesinde de olsa kazanmak güzeldi..