Etiket arşivi: Avrupa Ligi

Sıra Trabzonspor’ da

TS - PSV (2)

Önce Şampiyonlar Ligi elemesi, sonra Avrupa Ligi, ardından tekrar Şampiyonlar Ligi grup maçları derken sonunda gene Avrupa Ligi ikinci tur ilk maçında kendi evinde Hollandalı rakibi PSV Eindhoven’ı ağırlayacak Trabzonspor. Rakip Avrupa arenasında her ne kadar Trabzonspor’dan tecrübeli bir takım olsa da Şampiyonlar Ligi grup maçlarında Inter, Lille ve CSKA Moskova takımlarına karşı sergilenen olumlu futbol, Trabzonspor’un son 16 ümitlerini canlı tutması için yeterli olsa gerek.

PSV teknik direktörü Rutten’in karşılaşma öncesinde vermiş olduğu kendilerinden son derece emin beyanatlar ve etkili oyuncuları Labyad’ın kadrodan son anda çıkarılmış olması, Trabzonspor için bir avantaj teşkil edebilir. Zira Şenol hocanın önde oynayan takımlara karşı daha etkili bir hücum organizasyonu olduğunu önceki maçlardan biliyoruz. Şenol hoca şayet göreceli ağır olan stoper ve defans hattını geride tutmak şartıyla özellikle Colman’ı kullanarak Burak’ı PSV defans hattının arkasında topla buluşturmayı başarabilirse içeride gol yemeden bir galibiyet çıkarma şansını yükseltecektir.
Hücumdaki en etkili isimler Olcan, Alanzinho, Halil ve Burak dörtlüsünden Alanzinho ya da Halil’i fizik gücü yüksek PSV orta sahasına karşı dirençli durabilmek amacıyla bu maçta kenarda bekletebilir. Ayrıca son haftaların formda oyuncusu Mustafa Yumlu ile Giray arasındaki uyum da maçın gidişatını etkileyecek faktörlerden olacaktır. Kısacası bu maç Trabzonspor açısından kazanılması mutlak bir maç olmasının yanı sıra gol yemeden tamamlaması gereken bir maç niteliği de taşımakta.  Dolayısıyla Şenol hocanın mevcut oyuncu yapısının da etkisiyle daha kontrollü bir oyun planlayacağını öngörebiliriz.


Teknik direktör Rutten’in maçla ilgili söylediklerine bakarak Hollanda ekibinin bu maça oldukça rahat çıkacağını tahmin etmek güç değil. Kültürlerinden kaynaklanan bu soğukkanlılığının yanı sıra grup maçlarında deplasmanda oynadıkları üç maçı da kazanmaları, PSV’li oyunculara ekstra bir genişlik getiriyor.
Kırmızı-beyazlı ekip, tipik Hollanda futbolunun bir yansıması olarak 90 dakika boyunca topa hakim olup hücum futbolu oynamaya çalışıyor. Stoperde görev yapan Derijck-Marcelo ikilisi, sürekli topla hücuma katılıyor ve önündeki oyunculara destek veriyor. Ancak bu maçta bunu ne kadar sıklıkla yapacaklarını kestirmek gerçekten çok güç; PSV teknik ekibi Trabzonspor’un maçlarını izlemiş ve Burak’ın attığı golleri görmüşse bu tür bir risk alacaklarını düşünmek yersiz olur.
Hafta sonu oynanan Groningen maçında sağ bekte bir dönem Trabzonspor’un transfer listesine giren Hutchinson görev yaptı. Aslında o bölgenin oyuncusu Manolev ancak Kanadalı oyuncu da bir orta saha oyuncusu olmasına rağmen bek olarak gayet olumlu bir oyun ortaya koydu. Bu akşam oynadığı takdirde Avni Aker seyircisiyle geç de olsa buluşmuş olacak ancak Rutten’in tercihini Bulgar oyuncudan yana kullanacağı hemen hemen garanti gibi.
Konuk ekibi en çok zorlayacak konu ise sol bekte kimin görev yapacağı. Milli oyuncu Pieters’in yokluğunda 17 yaşındaki Willems bu bölgede şans buldu ve oldukça etkili performanslar sergiledi. Ancak Rutten, bu sezon takıma dönen 33 yaşındaki Bouma’yı oynatabilir. Bu tür maçlarda tecrübenin daima +1 yazdığını biliyoruz.
Rutten’in tercih ettiği son derece ofansif orta saha kurgusu; rakibi hem göbekten, hem de kanatlardan delmeye yönelik. Merkezdeki Strootman-Wijnaldum-Toivonen üçlüsü, rakibi sürekli zorluyor; sol kanatta görev yapan Mertens ise devamlı içe kat ederek gol yollarına sızıyor. Özellikle Toivonen’in ikinci forvet rolünde orta saha ile forvet arasındaki bağı kurduğunu belirtmek gerek. Üstlendiği gezici rolle İsveçli oyuncunun Trabzonspor savunmasını zorlayacağını söyleyebiliriz.
Sağ kanatta bu sezon müthiş bir çıkış yapan 18 yaşındaki Labyad’ın sakat olduğu için Trabzon’a getirilmediği düşünüldüğünde burada Lens’in görev yapması muhtemel. Bu oyuncular ileride tek santrfor olarak görev yapan Matavz’ı destekliyor. Sloven oyuncu, Groningen’deki performansını henüz PSV’ye taşıyamadı ancak herkes sahip olduğu potansiyelin farkında. CSKA Moskova deplasmanında Doumbia-Love ikilisinin göbekten yaptığı ikiye birleri durdurmakta zorlanan Trabzonspor savunmasının Matavz-Toivonen trafiği karşısında ne tür bir refleks vereceği maçın kaderini etkileyecek.
Rutten’in Trabzonspor hakkındaki “Şampiyonlar Ligi’nde oynadıkları maçlara bakarsak önceliği beraberliğe verdiklerini görüyoruz” sözleri, aslında temsilcimize bu maç için güzel bir tüyo vermiş olabilir. Yumuşak PSV savunmasını göz önünde bulundurarakŞenol hocanın Colman-Burak işbirliğiyle yakalanacak kontrataklar üzerinden rövanş maçı için avantajlı bir skor elde etmeye çalışması, seçenekler arasındaki en ideal kurgu olarak duruyor.

Vurduğunuz Gol Olsun!

Maç öncesi konuşmak her zaman en zor olanıdır. Hele ki taraf olduğun bir takım hakkında konuşuyor ya da yazıyorsan çok daha zordur. Zira takımın teknik direktörünü sahaya çıkacak olan kadro üzerinden eleştirmek oynanıp bitmiş bir maçtan sonra hayli kolaydır. Hani derler ya “Yedekteki futbolcu her daim haklıdır” diye; işte o hesap..

Sakatlıktan kurtulan Torres’ i Trabzonspor maçına yetiştirmeyi başaran ve sahaya tam kadro çıkacağı anlaşılan Liverpool karşısında Şenol Hoca’ nın Anfield Road’ a süreceği kadro her ne kadar kesinlik kazanmış olmasa da açıklanmış..

Onur
Serkan – Glowacki – Egemen – Cale
Selçuk – Ceyhun
Burak – Alanzinho – Colman
Teofilo

İki gün önce Liverpool’ u imha planı başlıklı yazımızda Şenol Hoca’ nın sahaya nasıl bir kadro süreceği hususunda biraz beyin jimnastiği yapmıştık. Görünen o ki tek forvet olarak düşünülen Teofilo tercihi haricinde beklediğim kadro sahada olacak gibi gözüküyor..

Oysa ben kendi adıma Liverpool’ un fizik olarak hayli dirençli ve uzun olmalarına karşın çok da süratli sayılmayacak stoperlerine karşı en uygun seçimin Umut Bulut olacağını düşünüyordum açıkçası. Hatta yeni transfer edilen ve henüz bordo mavili forma ile hiçbir maça çıkmamış olan Jaja’ yı dahi Teofilo’ dan daha önce düşünebilirdim doğrusu. Umuyorum ki Teofilo’ nun son iki maçta yapmış olduğu patlama sonrasında ortaya çıkan gazın etkisi bize pahalıya patlamaz. Ayrıca fizik-kondüsyon açısından son derece güçlü olan Liverpool’ a karşı fiziki açıdan fazla yeterli olmayan Colman Alanzinho – Teofilo üçlüsünün aynı anda sahada olması biraz düşündürücü gözükse de umarım kaygılarımda yanılırım. Dedim ya; maçtan önce konuşmak gerçekten de zor..

Ancak asıl önemli olan şu ki, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonsporumuz’ a bu gece oynanacak zorlu karşılaşmalar öncesinde yürekten başarılar dileriz..

Vurduğunuz gol olsun!

Liverpool’ u İmha Planı

Öncelikle bu yazının başlığının bir hafta önce CNNTürk sayfasında yer alan haberden esinlendiğini belirteyim. Yoksa işimizin hayli zor olduğunu daha önce de belirtmiştik. Teknik direktörümüz Şenol Güneş Liverpool deplasmanında rövanş öncesi avantaj sayılabilecek bir skor edebilme üzerine planlar yaparken bizim kafamızda da Liverpool’ u en azından durdurabilme planları canlanıveriyor haliyle..

Tabii öncelikle akla gelen ilk soru Şenol Hoca’ nın 19 Ağustos akşamında Anfield Road’ a nasıl bir kadro formasyonu süreceği olsa gerek. Rakibin bizimle yapacağı maçtan sonra oynayacağı ilk maç olan Manchester City karşılaşmasının 23 Ağustos tarihinde gerçekleşeceğini de göz önünde tutacak olursak bu karşılaşmada bazı yıldız oyuncularını dinlendirme olasılığını da göz önüne almak gerekebilir. Ayrıca Trabzonspor’ un Liverpool deplasmanından sonraki ilk maçı olan Fenerbahçe karşılaşmasının da 23 Ağustos’ da oynanacağını belirtelim. Yani her iki takım da maçtan sonra ligde zorlu rakipler ile oynayacaklar..

Premier Lig’ deki ilk maçını ezeli rakibi Arsenal’ a karşı oynayan ve talihsiz bir kaleci hatasıyla son dakikalarda galibiyeti kaçırarak beraberlikle yetinen Liverpool takımı, bizlere yansıtılanın aksine oldukça formda ve güçlü bir yapıda gözüküyor aslında. Özellikle yeni transferler Joe Cole ve Jovanovic’ in de katılımıyla Torres’ in yokluğuna rağmen hücum hattına oldukça önemli takviyeler yaptılar. Gene de Liverpool’ un göze çarpan en büyük kozu olarak Mascherano, Gerrard, Cole ve Kuyt gibi yıldızlardan kurulu ortasahası gözüküyor. Üçüncü bölgede etkili gol vuruşlara sahip son derece hareketli forvetler olan Jovanovic ve N’gog da defansımızı hayli uğraştıracak gibi. Ancak ortadaki tablo o kadar da ümitsiz değil. Zira Liverpool defansı hakkında aynı şeyleri söylemek biraz zor. Arsenal önünde forma giyen iki stoper Skrtel ve Agger’ in Selçuk ve Colman vasıtasıyla arkalarına gönderilecek toplarda bolca kademe hatası yapabilme olasılıkları var. Yılların Liverpool emekçisi Carragher’ in ise eğer Şenol Hoca şans verirse Yattara karşısında hayli zorlanacağını düşünmek pek de yanlış olmasa gerek. Her ne kadar defansın sağında görev alan Johnson’ ın yüksek formu söz konusu olsa da Trabzonspor’ un o kanattan fazlaca bir üretkenlik sergileyebileceğini de düşünmüyorum açıkçası..

Liverpool’ u bu şekilde incelediğimizde Trabzonspor’ un bilhassa ortasahasında hem dirençli hem de kalabalık olması gerektiğini söyleyebiliriz sanırım. Yani dörtlü defansın önünde çift önliberolu bir sistem ile hemen önlerinde oyunu çift yönlü oynayabilen üç ortasaha oyuncusu ve tek forvetten oluşan 4-2-3-1 formasyonu en mantıklı seçim olsa gerek. Defansta Onur Serkan, Glowacki, Egemen, Cale’ nin görev alacağını farz edersek savunmanın hemen önündeki iki defansif ortasaha oyuncusundan biri Ceyhun, diğeriyse Selçuk olacak gibi. Fakat ortasahada Colman’ ın yanındaki iki oyuncunun ve santrforun kimlerden oluşacağını doğrusu ben de çok merak ediyorum. Hatta defansın sağında Barış ya da Giray‘ ı kullanarak Serkan‘ ın enerjisinden ortasahada da faydalanılabilir..

Yattara ve Alanzinho’ nun Liverpool gibi bir deplasmanda aynı anda sahaya sürülmesinin hayli riskli olduğunu, Jaja, Gabric ve Engin’ in de hazır olmadıklarını varsayarsak ortasahada Colman ile birlikte görev yapacak iki oyuncudan bir tanesinin Yattara olacağını tahmin ediyorum. Gerçi Şenol Hoca ilk onbirde Alanzinho tercihini yaparsa da hiç yadırgamam; orası ayrı. Geriye forvetin arkasındaki diğer isim kalıyor ki asıl mesele bu bence. Alternatif olarak eldeki isimlerden en şanslı olanlar ise Burak ve Barış Ataş’ dan ibaret. Barış’ ın tecrübesizliği göz önüne alındığında Burak fizik gücü ve süratinin de avantajıyla biraz daha şanslı gözüküyor. Ancak Şenol Hoca son haftalarda gollerini peş peşe atmaya başlayan Teofilo ile Umut Bulut’ u yan yana sahaya sürecek olursa Burak Yılmaz’ ın oynama şansı ortadan kalkabilir. Tabii ki burada Şenol Hoca’ nın tek forvet ile sahaya çıkarsa hangi futbolcusuna şans tanıyacağı da merak konusu. Bana kalsa fizik açıdan hayli kuvvetli olan ama çok da hızlı olmayan Liverpool savunmasına karşı Umut Bulut‘ un enerjisi ve hırsını kullanırdım. Teofilo‘ nun o savunma arasında hele ki tek forvet olarak oynatılırsa kaybolacağını düşünüyorum..

Ne diyelim? Şenol Hoca bizden çok daha iyisini düşünecek ve ümit ediyorum ki en uygun kadroyu sahaya sürecektir illa ki. Yeter ki sahaya çıkan kadro doksan dakika boyunca elinden gelenin en iyisini yapsın..

Bundan Beteri Çölde Kutup Ayısı

Avrupa Ligi play-off turunda rakibimiz belli olmuş; Liverpool..

Geçen sene Toulouse gibi Fransa’ nın vasat takımlarından bir tanesine elenerek şu kahrolası gruplara kalma başarısını gene gösterememişken umudumuz en azından bu sene şu işi başarmaktı. Fakat işin doğrusunu söylemek ve biraz da gerçekçi olmak gerekirse işimiz hayli zor gözüküyor..

Tabii ki futbolun sahada oynandığı gerçeğini ve futboldaki şans faktörünün önemini göz önüne aldığımızda hiçbir şey imkansız olmasa da bizim için en büyük avantajın Liverpool’ un Avrupa Ligi’ ni ya da bizi fazlaca önemsemeyeceği ihtimalinden geçtiğini düşünüyorum; yalan yok. Özellikle başta Şenol Hoca‘ nın haricinde Onur, Yattara, Alanzinho, Colman, Engin ve Umut gibi skora direkt etki yapacak kapasitedeki futbolcularımızın gösterecekleri performansları da tur şansımızı belirleyecek önemli faktörler arasında görüyorum. İlave olarak bizim onları tanıdığımız kadar onların bizi tanımıyor oluşlarını da sayabiliriz hani bir avantaj olarak. Rakipteki Gerrard, Torres, Cole, Kuyt, Babel, Mascherano, Rodriguez, N’Gog, Jovanovic gibi dünya çapındaki silahlar zaten malum..

Gerçi aramızda “Gruplara kalsak ne olacak, sanki şampiyon mu olacağız? Daha bir santrfor dahi transfer etmeyi becerememişsin” diye düşünenler de olabilir lakin en azından Avrupa’ da grup usulü tek bir maç dahi oynamamış bir takımın taraftarı olarak ben bu tecrübenin çok önemli olduğunu düşünenlerdenim..

Bu arada diğer takımlarımızın eşleşmeleri de şöyle..

Beşiktaş – Helsinki

PAOK – Fenerbahçe

Galatasaray – Karpaty Lviv

İlk maçlar 19 Ağustos, rövanşlar ise 26 Ağustos 2010 tarihlerinde oynanacak. Başta Trabzonspor olmak üzere bütün takımlarımıza başarılar dileriz. Sonuçta şansa en çok ihtiyacı olan takımın biz olduğunu belirtmeye gerek yok sanırım..