Etiket arşivi: Ben

Canlı Gool’ e Fenerbahçe Sansürü

 

Öncelikle belirteyim ki bu yazıyı son günlerde bana sıkça
sorulan “Artık pazar günleri neden Canlı Gool programında yoksun?” gibi
sorulara maruz kalmamak ve bi’ nevi toplu cevap teşkil etmesi amacıyla
yazıyorum.  Ancak bunun yanında benim
programda dahi sıkça vurguladığım medyadaki Fenerbahçe faşizminin küçük bir
kanıtı olarak da tarihe not düşülmesi açısından önemli görüyorum.  En nihayetinde “Söz uçar yazık kalır” demiş
atalarımız.
Belli bi’ kısmınızın bildiği gibi sezon başından bu yana
reyting açısından pek iddialı olmasa da herhangi bir sansür ya da telkine maruz
kalmaksızın gayet dobra bir taraftar programı gerçekleştiriyorduk. Önceleri
sadece Bugüntv canlı yayını ile seyirciye ulaşan programın videoları Trabzonspor
taraftar oluşumlarından Bmn’ nin facebook ve twitter sayfasından binlerce
taraftara paylaşılmasıyla somut izleyici geri dönüşleri de alınmaya başlandı.
Lakin çok geçmeden bu sansürsüz dobralık, özellikle şike sürecinde Fenerbahçe
ile ilgili bazı acı gerçeklerin ekranlardan objektif ve sansürsüzce
zikredilmesine alışık olmayan dimağları fazlaca etkiledi.
Programın gidişatıyla tarafıma son zamanlarda Fenerbahçe
cenahından giderek artan tehdit ve küfür mesajları gelmeye başladı . Bu
arkadaşların kimileri beni kanalın çıkışında karşılamayı, kimileriyse evimin
adresini bularak biraz gezdirip dolaştırmayı vaad ediyorlardı. Daha öncesinde
blogdan da alışık olduğum boş beleş
küfür, hakaret ve beddualar da cabası. Fakat bu goygoycular muhtemelen
yeterli kalabalığı sağlayamamış olacaklar ki bol keseden salladıkları o
vaadlerini bir kez olsun gerçekleştiremediler. İşin daha ironik tarafı, ömrümün
neredeyse tamamı Kadıköy ve civarında geçerken bu tayfanın beni Mecidiyeköy’ de
marizleme planları kurmasıydı tabii ki.
Gerçi ben onları da anlıyordum aslında. Zira bu tip bir
Trabzonsporlu profiline hiç alıştırılmamışlardı. Onların kafalarında
canlandırdığı Trabzonsporlu imajı, sadece kendisine söz hakkı verildiğinde iki
kelime konuşup gerisinde susan, başta Fenerbahçe olmak üzere büyük takımları
kesinlikle eleştirmeyen ve tavşan boku misali ne kokan ne bulaşan mizacta
olmalıydı. Yani yıllardır TV’ lerde boy gösteren kendinden emin, güçlü ve
mağrur Fenerbahçe özgüvenine tamamen zıt bir profil teşkil etmeliydi. Oysa ben “yangına”
körükle gitmeye ve bir Trabzonsporlu olarak kendi doğrularımızı anlatmaya
kararlıydım. Orası bir taraftar programıysa sokaktaki taraftarın ne düşündüğünü
birileri açıkça söyleyebilmeliydi. Zaten TV ekranları sansürlenmiş ve
tembihlenmiş onlarca spor programıyla doluydu. Biz karşılıksız ve gönüllü birer
katılımcı olarak daha dobra, daha çekincesiz ve çok daha hesapsız olabilmeliydik.Göstermelik
fikir birliktelikleri, sözde objektif taraftar pozları ve göz yaşartan
centilmen taraftar jestleri bi’ yere kadar inandırıcı olabilirdi. Gerçekler de
sansürsüzce konuşulmalıydı. Kaldı ki tam iki sezon boyunca katıldığım ve reyting
açısından çok daha göz önünde bulunan Ntvspor’ daki YDYD programında dahi
böyle bir kısıtlama, sansür ya da telkine asla maruz kalmamıştım.
Neyse efendim, en nihayetinde benim umursayıp da ciddiye
almadığım bu tehditler kanala da sirayet etmiş olmalı ki programın
moderatöründen halâ posta kutumda duran ibretlik bir mail aldım. Mail’de
programdaki duruşumdan uzun süredir rahatsız oldukları bilinen bazı
Fenerbahçeliler’ in son dönemlerde sosyal medyada yazdıklarıma da ciddi anlamda
sinirlendikleri ve bunu da mazeret göstermek suretiyle kanalı arayarak
şikayetçi oldukları yazıyordu. Hatta canlı yayında programdaki diğer
Fenerbahçeliler ile aramızda gerginlik olabilme ihtimali dahi
dillendiriliyordu. Yani açıkça Fenerbahçeli diğer katılımcıların “Ya o ya biz”
resti çekmiş oldukları bana ima edilirken benim programlara bir süre ara vermemi
anlayışla karşılamam bekleniyordu.  Şu an
ismini vererek prim yaptırmak istemediğim ve bazı üyelerinin programa da
katıldığı küçük bir FB oluşumundan uzun süredir  twitter üzerinden onlarca küfür ve tehdit
aldığımı ve bu durumun mail’ deki içerikle örtüşüyor olmasını da hayli manidar
bir tesadüf olarak eklemiş olayım bu arada.
Uzun lafın kısası, kimlikleri dahi belirsiz üç beş kişinin
tehditi ya da isteğiyle bana açıkça bir Fenerbahçe sansürü uygulanmış ve Lube, Çavuşoğlu,
Yula gibi onlarcası internet ve TV ortamında her türlü pervasızlığa o
dokunulmaz FB kimlikleriyle imza atarken nedense bizim varlığımız bazı
bünyeleri derinden sarsmıştı. Bilhassa yasak ve kısıtlanmaya karşı ne derece
hassas olduğumu beni yakından tanıyanlar çok iyi bilirler. Üstelik gönüllü katıldığımız
bir programda böyle aleni bir sansürü asla kabullenemezdim ve cevaben attığım
mail’de bunu net bir dille belirttim. Ancak karşı taraftan bu güne dek halâ
cevap gel(e)medi.  Sonuç olarak yukarıda detaylıca
bahsettiğim üzere tarafıma uygulanan bu sansürden dolayı söz konusu program ile
ilişiğimi tamamen kesmeye karar verdim. Bu arada katılımcı bulamadıkları
haftalarda telefon ve mail aracılığıyla beni rica minnet programa davet
edenlere de aylardır karşılık gözetmeksizin verdiğim emeğimi ve hakkımı da helal
etmiyorum yani, kusura bakmasınlar.
Fazla uzatmadan bu yazıyı noktalarken kendime düstur
edindiğim sözümü de buraya iliştireyim
 “Söylediklerin ya da
yazdıkların kimseyi rahatsız etmiyorsa hiçbi’ şey anlatmıyorsun demektir”
Yani vaziyet bundan ibarettir dostlar. Bazı kesimlere verdiğimiz “rahatsızlık” gerek blog gerekse
sosyal medya üzerinden artarak devam edecektir. Bilginize sunulur
Soner Öztürk / 20.02.2012