Etiket arşivi: Beşiktaş

1960 Model Galibiyet!

Dün akşam Ali Sami Yen’ de son kez karşılaştı Beşiktaş ve Galatasaray. Takımların ligde bulundukları yer göz önüne alındığında güzide spor basınımız tarafından kaybedenin lige havlu atacağı şeklinde lanse edilen bir maçtı bu. Gerçi kaybeden taraf Beşiktaş olsaydı Galatasaray’ ın gene bir puan önünde olacağı gerçeği ortadayken anlamsız bir öngörüydü bu tabii ki..
Her iki takımın da kesinlikle galibiyet parolasıyla çıktığı bu maçta, mevcut kadro zaafiyetinin yanında defansif futbol tercihi sebebiyle de sürekli eleştirilen Hagi’ den ziyade Schuster’ in nasıl bir kadro ve formasyon tercihiyle oynayacağını merak ediyordum açıkçası. Hagi savunmanın önüne Cana ve Ayhan ikilisini, onların hemen önüneyse Elano-Sabri- Kewell üçlüsünü yerleştirmişti. Daha öndeyse hareketli forvet olarak Pino yer alıyordu..
Schuster’ in Beşiktaş’ ındaysa dörtlü savunmanın önünde haftalardır vazgeçmediği çift önlibero Ernst-Aurelio ikilisi gene hazır bekliyordu. İleride tek forvet olarak görevlendirdiği Nobre’ nin arkasındaysa Guti-Tabata-Holosko üçlüsü yer alıyordu. Yani bir tarafta bazı romantikler tarafından ofansif futbolun kahramanı haline getirilmeye çalışılan Schuster, diğer yandaysa defansif futbol oynattığı suretiyle sürekli olarak eleştirilen Hagi vardı..
Henüz maçın hemen başında Ali Turan’ ın yoktan var ettiği penaltı sebebiyle yedikleri gole rağmen Hagi’ nin Galatasarayı maç boyunca Schuster’ in uzay çağı futbolu oynattığını sandığı Beşiktaş’ ını adeta sürklase etmeyi başardı. Her ne kadar deplasmanda kazanılan tek farklı üstünlüğü koruma içgüdüsünü bir yere kadar kabul etmemiz gerektiği gerçeğini kabul etsek bile, neredeyse 90 dk. boyunca ileride sadece Nobre‘ yi bırakarak toplu halde kendi yarısahasına kümelenen bir takımın hocasının her puan kaybı sonrasında hem rakiplerine hem de Türk Futbolu’ nun kalitesine yönelik eleştirel yorumlarda bulunması ibretlik bir hal olsa gerek. Kaldı ki Schuster defansif önlemlerini ilerleyen dakikalarda öylesine abarttı ki, sırasıyla Necip ve Fink‘ i de oyuna almak suretiyle takımdaki önlibero sayısını dörtleyerek kendi tabiriyle 1960 lı yıllara da anlamlı bir gönderme yapmış oldu. Diğer yandaysa kalecisinin eline top değmeden kalesinde iki gol yiyen ve onca net gol fırsatını gole çeviremeyen takımın hocası Hagi‘ ye gene hüsran kaldı..
Ne diyelim? Kazanan daima haklıdır!
Öyle diyorlar..

edit:

bu arada şimdi fark ettim. benim kullandığım başlığın aynını sinan engin de kendi yazısında kullanmış. yani sinan engin ile aynı başlığı seçmiş olmanın gerçekten de benim açımdan berbat bir durum olduğunu itiraf etmem gerek. demek ki başlık açmadan önce bir google kontrol şartmış..

Ne Robinho, Ne Adebayor.. Fatih Tekke Beşiktaş’ a!!

Haftalardır gerek kolpacı basın tarafından gerekse özellikle Beşiktaş forumlarında fink atan kimi duyumcu tayfası tarafından dillendirilip durulan Robinho ve Adebayor gibi fantastik transferlerin aksine şeytanın dahi aklına gelmeyecek derecede radikal bir tercihte bulunarak Fatih Tekke ile anlaşma yoluna gitmiş Demirören Yönetimi..

Biraz önce Ntvspor’ da geçilen habere göre yıllık 300 bin euro kiralık ya da 750 bin euro bonservis bedeli üzerinden iki yıllık bir anlaşmaya varılacağı bildirildi eğer yanlış duymadıysam. Beşiktaş’ dan senede yaklaşık 750 bin avro ve maç başına 40 bin TL alacağı bilgisini de ilave edeyim. Zaten anlaşılan o ki, günler öncesinden Fatih Tekke ile her konuda anlaşma sağlanmış bile. 15 milyon avro karşılığında Milan’ a imza atan Robinho söylentilerinin ve ardı ardına patlatılan flaş transferlerin ardından Yönetim’ in bu son dakika hamlesi Beşiktaş camiasında nasıl karşılanır; orası da ayrı bir muamma tabii..

Ne diyelim ki.. Trabzon’ a dönebilmeyi bir türlü başaramamış olsa da Beşiktaş’ a gelerek bir çıkış yapabilme düşüncesinde olan eski kaptanımıza başarılar dileyelim buradan ve sözü Beşiktaşlılar’ a bırakalım en iyisi..

Son anda bir aksilik çıkmaz ise her iki taraf için de hayırlısı olsun..

Kamikaze Schuster (Beşiktaş 0-2 İstanbul BB)

İnönü Stadyumu’ nda Beşiktaş ile İstanbul B. B. arasında oynanan STSL ikinci hafta mücadelesini az önce izledim. Maç yazısı falan yazmaya niyetim yok, zira Beşiktaş’ ı yazan arkadaşlar bu maçı zaten enine boyuna tartışacak, analizler yapacak, futbolcu ve teknik adam performanslarını detaylıca masaya yatıracaklardır..

Benim bu maç ile ilgili dikkatimi çeken ve gene bana göre tüm Beşiktaş camiasının sezon boyunca öncelikle düşünmesi gereken bir sorunu olarak gördüğüm nokta, teknik direktör Bernd Schuster’ in oyun mantalitesinden ibaret..

Öncelikle Schuster Türkiye Ligi’ ni bir Portekiz ya da İskoçya ligi segmentinde mi görüyor tam olarak emin eğilim. Zira Real Madrid’ in başındaki bir hocanın La Liga’ da başını ağrıtabilecek kapasitede takım sayısı belki bir elin parmaklarını geçmeyebilir ancak Süper Lig’ de Beşiktaş’ ın hocası olarak görev yapıyorsa kendisini zorlayacak en az on takım olduğunu görmesi ya da birilerinin ona hatırlatması gerekir..

Türkiye’ nin en iyi top yapan takımlarından olmasının yanı sıra kontra atağa da çok etkili çıkabilen ve özelikle büyük takımların başına adeta bela olan İ.B.B karşısındaki Beşiktaş’ ın ilk onbirine bir bakalım..

Cenk, Erhan, Ferrari, Ersan, İ. Üzülmez, Ernst, Delgado, Hilbert, Quaresma, Nihat, Holosko

Koyu fontlar ile belirtmiş olduğum beşli grup defansif açıdan zaafiyeti olan isimlerden oluşuyor. İşin ilginç olan yanı, yedek kulübesinde oturan ortasaha oyuncularından da sadece Necip’ in defansif özelliklere sahip oluşu. Diğer iki isim Guti ve Tabata’ dan ibaret..

Kaleciyi saymazsak sahaya sadece beş defansif adam ile çıkan bir takımın top rakipteyken topsuz oyunda etkili olabilmesini bekleyemezsiniz. Schuster’ in nasıl bir fantezi peşinde koştuğunu bilemiyor olsam da defansif ortasaha popülasyonunun bu derece kısır olduğu bir kadroda bilhassa İ. Toraman dönene dek Necip’ i bir şekilde kazanıp takıma monte etmesi gerektiği kaçınılmaz gözüküyor..

Aksi takdirde bu sene Beşiktaş’ ın gerek galibiyetlerde gerekse mağlubiyetlerde skandal sayılabilecek sürpriz skorlara imza atması kimseyi şaşırtmamalı. Eminim ya da umarım Schuster de bu sorunu en az bizim görebildiğimiz netlikte görüyordur.

Bernd Schuster Beşiktaş’ da


Beşiktaş Kulübü, Mustafa Denizli‘ nin plansız gözüken ayrılığının ardından haftalardır iyiden iyiye çetrefilleşen teknik direktör arayışına son noktayı biraz önce koydu..

An itibarıyle NTVSpor’ da girilen son dakika haberine göre imzalar atılmış. Demirören‘ in takımın başında Denizli varken Schuster ile görüşmedikleri şeklindeki beyanatlarını çürütürcesine hem de.

Nasıl bir performans göstereceği hakkında şimdiden bir tahminde bulunmak güç olsa da Almanlar’ ın “Sarı Meleği” Bernd Schuster artık Beşiktaş’ da..

Beşiktaş camiasına hayırlı olsun..

Denizli’ den Plansız Ayrılık


Mustafa Denizli ile Beşiktaş’ ın yolları, tecrübeli hocanın iyiden iyiye kronikleşen sağlık sorunları sebebiyle ayrılmış bulunuyor. Öncelikle kendisine sıhhat dileyelim. Neredeyse bütün takımlar yeni ya da mevcut hocalarıyla bir sonraki sezonun planlarını yapmaya başlamışken biraz zamansız bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz sanırım..

Ayrıca basın toplantısında konuşan başkan Yıldırım Demirören‘ in Denizli için kapılarının her zaman açık olduğunu ve dilediği zaman istediği görevi alabileceğini dahi söylemesi Denizli‘ nin sağlık sorunlarının sanılandan daha ciddi olabileceği şüphesini getirdi aklıma doğrusu..

Teknik adamlığı tartışılabilir olsa da mütevazi ve sakin kişiliğiyle her daim saygı duyduğum bir kişilik olan Mustafa Denizli‘ nin en kısa zamanda eski sağlığına kavuşmasını dileriz..

Beşiktaş da muhtemelen Schuster ile yoluna devam edecek gibi gözüküyor. Onlar için de hayırlısı olur umarım..