Etiket arşivi: Bursaspor

Bursaspor 0-2 Trabzonspor (Her Açıdan Lider)

Maçtan önceki beklentim, geçen hafta oynanan Trabzonspor-Galatasaray maçına benzer bir havada geçeceği, Ertuğrul Sağlam’ ın tıpkı Hagi gibi önce kaybetmemeyi düşüneceği, Şenol Güneş’ in ise beraberliği önce sağlama alıp mümkünse galibiyet için de gerekli hamleleri üreteceği şeklindeydi. Ancak benim pek sıcak bakmadığım bir tabir olan “son vuruş ustası” olarak anılmak için altıpas köşelerinde pineklemeye gerek olmadığını dosta düşmana gösteren Jaja’ dan gelen erken goller maçın seyrini de tamamen değiştirdi..
Maçın hemen başında gelen bu goller sayesinde artık Şenol Hoca’ nın işi geçen haftaya nazaran daha kolaylaşmıştı. Çünkü geçtiğimiz hafta Galatasaray karşısında bir yandan oyunu 0-0 da tutup diğer yandan da galibiyet golü adına hamleler üretmesi gerekirken bu kez yapması gereken tek şey vardı; skoru ve oyunu kontrolde tutmak. Ancak yedek kulübesindeki futbolculara baktığımızda, skoru korumaktan ziyade ofansif yönü yüksek oyuncuların ağırlıkta olduğunu, daha açık ifadeyle o tipteki oyuncuların daha güçlü ve efektif olduklarını fark ediyoruz. Mesela maç Şenol Hoca’ nın istediği şekilde gitmediği evrelerde yapacağı hamleler, istediği skoru elde edip onu korumaya kalktığında yapacağı hamlelerden çok daha zenginlik içeriyor. Zira oyun sıkıştığında rahatlıkla kullanacağı Alanzinho ve Yattara gibi silahları kenarda hazır beklerken, oyunu tutmak adına kullanabileceği isimler Barış, Sezer ve çoğu zaman da Ceyhun’ dan ibaret. Bir de üzerine Colman’ ın sakatlığı nedeniyle bugün Ceyhun ilkonbirde başlayınca Şenol Hoca’ nın hamle kombinasyonu da daralmış oldu doğal olarak..
İşte yazının tam bu noktasında Şenol Hoca’ ya küçük bir sitemim olacak. Skor olarak geriye düştüğü maçlara müdahale ederken gösterdiği cesareti oyunu önde götürdüğü maçlarda da göstermesini bekliyorum kendisinden. Bunu bazen yapıyor olsa da çoğu zaman “oyuncu değiştirdikten sonra gol yemeyeyim” tedirginliğini sürekli hissediyor maalesef. Mesela bugün maçın son 20 dakikasında iyiden iyiye yüklenirken boşluklar bırakmak zorunda kalan Bursaspor’ a karşı Alanzinho ya da Yattara’ dan hiç değilse birini kullanabilirdi bence. Oysa onun yerine önce Barış, sonra Ferhat ve en son Mustafa olmak üzere üç defansif adam ile geriye yaslanmayı uygun gördü hoca. Gerçi Bursaspor’ un o yoğun baskısına rağmen herhangi net gol pozisyonu üretememesini de belirtmek gerek. Yani bir yandan sitem ederken diğer yandan da Şenol Hoca’ nın hakkını verelim..
Tabii ki hakkının teslim edilmesi gereken tek isim Şenol Güneş değildi bugün. Şimdiye dek genelde Cale’ nin sol kanattaki açıklarını kapatan Egemen bugün Bursaspor karşısında adeta tüm defansın yükünü tek başına çekerken Turgay ı da canından bezdirdi. Orta sahada Ceyhun ve Selçuk ikilisi Hüseyin ile Ergiç’ e büyük üstünlük kurdu. Nizami bir golü ofsayt gerekçesiyle verilmeyen Burak sağ kanatta Yattara’ yı, Engin ise sol kanatta Alanzinho’ yu kulübeye kilitleyen yüksek performanslarına devam ettiler. Jaja’ nın atmış olduğu iki gol haricinde takımın oyununu da oldukça yukarıya çeken hamleleri ve çekinmeden inisiyatif kullanan yapısı Trabzonspor’ un hücumdaki en büyük kazanımı olsa gerek. Umut’ a gelince söylenecek kelime bulmak zor olsa gerek. Kendisine çok daha önce verilmesi gereken milli görev onu daha da iştahlandırmış olmalı ki, Bursaspor defansını resmen silkeledi bu akşam. Kendine has bir şekilde Ömer’ den söktüğü top ile Jaja’ ya yaptığı asist haricinde maç boyunca gene çok çalıştı. Hatta rakip sağbekin atağa çıktığı bir pozisyonda hocasından fırça dahi yedi. Anlayın artık..
Uzun yıllardan beri şampiyonluğa böylesine kifayetle yakıştırılan ve taraflı tarafsız hemen herkesin saygısını kazanan bir takım kimliğine bürünememiştik. Ne mutlu ki geçen sezon elde ettiğimiz saygın imajın üzerine koyarak ilerliyoruz. Güzel ve güneşli günler göreceğimize uzun zamandır inanıyor ve bunu sürekli dile getiriyorduk zaten. Mutluyuz, keyifliyiz ve gururluyuz. Sonuçta Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ dan sonra son kurbanımız da Bursaspor oldu. Daha ne olsun..
Bu arada kurban demişken… Hepinize iyi bayramlar..

Yeniden Anadolu İhtilali (FB 1-1 TS)

Dün gece tam 26 yıl aradan sonra gene başrolünü Trabzonspor’ un oynadığı ama kazananın bu kez Bursaspor olduğu bir başka Anadolu ihtilali daha gerçekleşti Türkiye’ de. Bu ihtilal sadece Bursaspor’ un kendi sahasında Beşiktaş’ ı 2-1 yenerek şampiyon olmasıyla değil, aynı anda İstanbul’ da oynanan maçta Trabzonspor’ un lider Fenerbahçe ile 1-1 berabere kalmasıyla ortaya çıktı tabii ki. Ligin zirvesinde gerçekleşen bu deprem bir yana, üçüncülük mücadelesi veren G. Saray’ ın da G.Birliği’ ne 2-1 kaybetmesi, ligin son haftasında şiddetle galibiyete ihtiyaç duyan üç İstanbul takımının da kaderlerinin aynı olduğunu gösterir gibiydi..

Daha on gün önce Kupa finalinde Fenerbahçe’ nin 27 yıllık kupa hasretine son vererek o hasreti 28 yıla uzatan Şenol Güneş’ in Trabzonspor’ u belki de en büyük darbeyi dün gece vurdu sarı lacivertli camiaya. Günlerdir ortalıkta pervasızca dolaşan “Kupayı verip, ligi aldılar” ya da “Trabzon nasılsa Fener’ e yatar” kıvamındaki hezeyanlara inat, sadece kendi taraftarını değil maçı izleyen tüm futbolseverleri gururlandıracak ve bu ülkede herşeyin masabaşında dönmediğini, maçların sahada kazanılması gerektiğini hatırlatacak türden bir onur mücadelesi verdi dün gece Trabzonspor..

Maçtan önce skordan ziyade önemsediğim tek şey, Trabzonsporlu futbolcuların sahada arzulu, hırslı ve istekli bir futbol ortaya koymalarıydı zaten. Hatta futbolcuların jest ve mimiklerinde kendini belli edecek en ufak bir isteksizlik ya da Fenerbahçe’ ye maçı bıraktıklarını hissettirecek en küçük bir ifade bile beni sadece Trabzonspor’ dan değil, Türk futbolundan dahi soğutacaktı. Çünkü maçın hemen ardından etrafta söylenecek laflar ve ortaya atılacak dedikodular şimdiden belliydi. Zira Fenerbahçe ile aramızda “anlaşılmış” olan sözümona kupa – lig takası dışında üzerimize yapıştırılacak en aşağılık iftira, Trabzonspor’ un kendisinden başka bir Anadolu takımının şampiyonluğunu asla istemeyeceği üzerine olacaktı. Zaten haftalardır fütursuzca ciddi ciddi dillendirildi de bu iddialar. Hatta Ankaragücü maçını önem açısından göklere çıkaran zihniyet, bizimle oynanacak son maçı çantada keklik olarak göstermekten çekinmedi bile. Oysa dün gece Kadıköy’ de aslanlar gibi gururla mücadele veren Trabzonspor bu çirkin iddiaları da sahiplerine teker teker yutturdu. Her birinin suratlarına tokat gibi çarptırdı. En son 26 yıl önce kendisinin gerçekleştirdiği devrimin bir benzerini Bursaspor’ un da yapabilmesinde birincil etken oldu. Hiçbir hesap yapmadan, herhangi bir kirli senaryoya prim vermeden sadece sahada futbol oynayarak yaptı bunu Trabzonspor..

Daha maçın hemen başlarında cezasahasının önünde bir anda boş kalan Alex‘ in Onur‘ dan dönen şutunu tamamlayan Guiza ile öne geçen F. Bahçe için işler tam da istedikleri gibi gidiyordu oysa ki. Fakat hızlı kullanılan bir serbest atış sonrasında Colman‘ ın pasını orta şut karışımı bir vuruşla kaleye gönderen Burak‘ ın golü her şeyi değiştiriverdi. Bu gollerden sonra ilk yarıda her iki takımın da müthiş tempolu mücadelesini izledik keyifle. Trabzonspor’ da Serkan, Giray ve Egemen muazzam bir savunma örneği gösterirken gene Cale‘ nin savunmaya çalıştığı sol kanadı kullandı genellikle Fenerbahçe. Kalede Onur ise bir çok kez olduğu gibi gene devleşti. Her şey bir yana gerçekten de çok büyük bir kaleci kazandı Türk futbolu..

Ortasahada Selçuk, Colman ve Engin üçlüsü gerek top kullanmada gerekse defansif açıdan müthiş bir tempo ile oynadılar. Öte yandan Alanzinho ve Burak kupa maçında gösterdikleri performansı gösterememiş olsalar da zaman zaman bunaltan Fenerbahçe ataklarında defanslarına yardım etmekten geri kalmadılar. Umut ise tek bir gol pozisyonuna dahi giremediği maçta rakip stoperlere uyguladığı baskı ve defansına verdiği destek açısından verimliydi. Sonradan oyuna giren Ceyhun vasatı aşamazken Murat Tosun istekli bir görüntü çizdi ve hakem Yunus Yıldırım’ ın adeta sarı kart göstermemeye yemin ettiği Bilica’ ya bir de kart yedirdi. Maçın son dakikalarında oyuna giren Yattara ise neredeyse topla dahi buluşamadan maç bitiverdi. Maçın son dakikaları inanılmaz bir heyecan içinde Fenerbahçe’ nin yoğun baskısı altında geçerken özellikle Alex ve Guiza’ nın girdiği gol pozisyonlarında gerek defans gerekse Onur o gole izin vermedi..

Fakat bu maçta Fenerbahçe’ nin yaşadığı trajedi bir yana asıl ilginç olay, maç sonrasında Fenerbahçe tribünlerinde cereyan eden yanlış haber neticesinde tüm Saraçoğlu tribünlerinin şampiyonluğu kutlama görüntüleriydi şüphesiz. Yani 80 li yıllarda olsa anlarım anlamasına da neredeyse herkesin cebinde internet ile dolaştığı bir ortamda böylesine enteresan bir durum nasıl gelişebilir, aklım almıyor doğrusu. Herhalde dünya üzerinde iki rakip takımın iki farklı şehirde aynı anda şampiyonluğu kutladığı bir başka gece olmamıştır daha önce. Gerçekten de bu trajikomik olayın hafızalarda en az Bursaspor’ un şampiyon oluşu kadar iz bırakacağı ve her türlü platformda malzeme edileceği kesin gibi gözüküyor..

Bursaspor’ a gelince. Zaten bana göre ülkedeki en mükemmel hücum hattına sahip oldukları gerçeğiyle dahi şampiyonluğu hak eden bir tarafları vardı aslında. Ozan, Sercan, Volkan, Turgay gibi son derece etkili hücumcularının haricinde mütevazi sayılabilecek bir kadro ve ne yaptığını bilen (kendisine çok da fazla sempati duymuyor olsam da) zeki bir teknik adam ile elde ettikleri bu büyük başarıdan dolayı kendilerini yürekten tebrik ederim. Ayrıca şampiyon olabilmek için büyük takımları da yenmek gerektiği gerçeğini bize tekrardan hatırlatmış oldu Bursaspor bu görkemli zaferiyle. Her şey bir yana çok büyük iş çıkardılar gerçekten de. Türk futbolunun sadece İstanbul takımlarından ibaret olmadığını Trabzonspor’ dan sonra bir kez daha ispatladılar..

Gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’ nde ve Süper Lig’ de kendilerine başarılar dilerim. Uğurlar olsun..

Şampiyonluk Sivas’ a Değil Bursa’ ya Yakışır!

Diyarbakır’ da meydana gelen tribün olaylarından sonra maçın oynanmasına gerek kalmadan kazandıkları 3 puan ile ligin zirvesine yerleşen Bursaspor’ un, kalan 9 haftada oynayacağı 8 maç öncesinde şampiyonluk adına büyük bir avantaj sağladığı kesin. Zira sezon başında küme düşürülen Ankaraspor ile oynayacağı bir maçtan alacağı 3 puanı da hesaba kattığımızda bir maç fazlasıyla en yakın takipçisi Galatasaray’ ın 5 puan önünde olduğunu söyleyebiliriz..

Fakat başkalarının da dikkatini çekmiş midir bilmiyorum da, Bursaspor’ un bu görkemli yükselişi sanki biraz medya tarafından da destekleniyor ve hafiften de pohpohlanıyormuş gibi bir durum var ortada. Yani hakemler ya da Federasyon tarafından değil, yanblış anlaşılmasın. Zira şimdiye dek hiçbir şaibeye dedikodu malzemesi dahi olmadan son derece pozitif bir futbol oynayarak ve zirvedeki rakiplerine de üstünlük kurarak bu kararlı yürüyüşüne devam ediyorlar..

Benim dikkatimi çeken asıl mevzuu, daha bir sezon öncesinde ligi haftalar boyunca lider götüren Sivasspor’ un bu sinerjiyi bir türlü yaratamamış olması. Mesela medyada geçen sezon öyle bir hava vardı ki, Sivasspor aradaki puan farkını dokuza da çıkarsa şampiyonluğu bir şekilde kaybedeceğinden emin gibiydi herkes. Oysa buradaki yaklaşım çok farklı. Bursaspor 13 yıl aradan sonra ilk kez liderliği ele geçirmiş olmasına rağmen gerek yazılı gerekse görsel medyada şampiyonluğun en güçlü adayı gibi lanse edilmeye başlandı..

Kimbilir; belki de Bursaspor’ un ortaya koyduğu futbol, Sivasspor’ un geçen sezonlarda oynadığına kıyasla daha fazla güven veriyordur futbol kamuoyuna. Gerçi Sivasspor’ un bir önceki sezondaki maçlarını gözümün önüne getirdiğimde zirvedeki takımlar haricinde oynadığı diğer takımları adeta tulum çıkarırcasına hiç zorlanmadan yendiğini çok iyi hatırlıyorum. Kadro derinliği de Bursaspor’ a oranla çok daha zengindi. Ama onları kimsecikler kaale almıyordu nedense. Üstelik yarışın içerisinde ne Fenerbahçe ne de Galatasaray vardı geçen dönemde. Ligin bitimine 3 hafta kala liderdiler ve kendi sahalarında İBB’ ye kaybetmeseydiler büyük ihtimal şampiyon dahi olacaklardı. Buna rağmen Bursaspor’ a haftalar öncesinden bu yana herkesin gönül rahatlığıyla yakıştırabildiği şampiyonluk gömleği onların sırtında bir anda deli gömleğine dönüşüyordu garip bir şekilde. Sanki emindi herkes öyle ya da böyle tökezleyeceklerinden. Hatta son haftaya dahi lider girmiş olsaydılar bu derece ciddiye alınmayacak gibiydiler..

Tabii şunu da göz ardı etmemek gerek. İki şehir arasındaki coğrafi konum farklılığının yanında aralarındaki sosyo-ekonomik ayrıcalıklar ve bu faktörlerin sağladığı kamuoyu desteği de var. Ayrıca şampiyonluğa koşarken bile tribünlerini doldurmakta güçlük çeken Sivasspor’ a karşılık, düşme potasında gezindiği dönemlerde dahi tribünlerini hınca hınç dolduran ve seyircisinin desteğini sürekli arkasında hisseden bir Bursaspor gerçeği de cabası. Görülen o ki, şampiyonluğa önce kendin inanacak, sonra da başkalarının inanmasını sağlayacakmışsın demek. Öyle ya; tamamen iyi niyet ile düşününce vaziyet bu..

Gelelim önümüzdeki tabloya. Ben kendi adıma Bursaspor’ un arkasına da aldığı bu rüzgar ve beraberinde getirdiği özgüven ile önündeki fikstür avantajını da kullanarak son haftalara dek şampiyonluk yarışının içerisinde olacağını düşünüyorum. Ancak şunu da göz ardı etmemek lazım. Bursaspor’ un kadrosunda bu baskıyı absorbe edebilecek mental kapasitede futbolcuların olmayışı ve as kadrosuna oranla yedek kulübesinin yetersizliği onları zorlayabilecek ve hiç beklenmedik maçlarda puan kayıpları yaşatabilecektir..

Sonuç olarak Bursaspor’ un tam 26 yıl sonra yeni bir Anadolu Devrimi’ ne imza atabileceğinden tam olarak emin olamasak da şampiyonluk şansının Galatasaray ile hemen hemen eşit, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ dan ise biraz daha fazla olduğunu düşünüyorum açıkçası..

Ne diyelim; şampiyonluğu hak edenin kazanması dileğiyle..