Etiket arşivi: Dünya Futbolu

Yıldız Olsalar Ne Yazar

Eminim ki sadece benim değil bir çok futbolseverin bazı yıldız futbolculara karşı takıntıları vardır. Hani adam öyle bir futbolcudur ki, Dünya yıldızı olduğunu bilirsiniz, takımına faydalı bir futbolcu olduğunu da kabul edersiniz ama ya oyun tarzından, ya tipinden ya da bir başka sebepten o futbolcuya bir türlü ısınamazsınız. Kendi takımınızda olmasını istemezsiniz. Hatta kimi zaman daha da ileri gidip “Ben bu adamı halı sahaya bile çağırmam” diyebilirsiniz..

Mesela Hernan Crespo. Benim gözümde her daim gerçek bir kazma olarak kalmıştır. Hatta en sevdiğim ülke takımı Arjantin’ in forvet hattında görev yaptığı dönemlerde beni futboldan dahi soğutmuştur. Bir şekilde golünü atıyor mu? Atıyor. Ama benim gözümde o derece astronomik rakamlar ile transfer edilebilecek bir oyuncu olmadı hiçbir zaman..


Philippo Inzaghi de aynı şekilde. Tam bir gol makinesi. 90 dakika boyunca adını belki 3 defa duyuyorsunuz ama en az bir tanesinde gol sesi mutlaka geliveriyor ve dişleri gözükmeyen o koca ağzını aça aça arkadaşlarına koşuyor. Sevmiyorum arkadaş, zorla değil ya..

Claudio Lopez bambaşka bir vakadır zaten. Yahu bu adam Lazio’ ya zamanında 35-40 milyon avro gibi bir paraya transfer olduğunda resmen dumura uğramıştım. Tam bir kösülük forvet tipi. Bir de buna örümcek derlerdi. Doğrudur valla, en fazla o kadar hızı vardı zaten. O da Arjantin forvetini ayağa düşürenlerdendir gözümde..

Michael Carrick var bir de. Takip ettiğim bloglardan birine attığım postta kendisine tahtabacak dediğim için eleştiri almıştım. Hangi blog olduğunu da unuttum. Eleman hastasıymış bu Carrick’ in. Bu adamın nesine hasta olunur bilmiyorum. Kurtulana kadar imanımızı gevreten Hüseyin’ in şut atabilen modelinden fazlası değil yahu..

Şimdi Raul’ u da ekleyecem millet belki küfür edecek. Yani tamam, hani daha genç ve zindeyken kendisini izlemeye katlanabilirdim ama 30’ unu geçtikten sonra sahada adeta “Siz getirin ben atarım, gerisine de karışmam” modunda takılıyor resmen. Tamam, kariyerine saygımız sonsuz ama koskoca R. Madrid hala bu adamın ayağına bakıyorsa daha çok kerkinirler Barcelona karşısında.

Bir de Frederick Kanoute ile finali yapayım tam olsun. Mesela ekürisi Fabiano’ dan daha skorerdir ama ben Fabiano’ yu daha çok beğenirim. Neden mi? Bana çok düz gelir Kanoute. Sevmem stilini falan. Ama izlediğim her maçta “Al bu da benden Soner’ e gitsin” dercesine çakar golünü. Daha da soğurum elemandan..

Son olarak, listedeki isimler bir çok kişiye absürd gelebilir mutlaka. Tabii ki hiçbirinin kötü birer futbolcu olduklarını iddia edecek kadar kontrolden çıkmadım ama kariyerlerinde hak ettiklerinden çok daha büyük mevkiiere ulaştıklarını düşünüyorum; yalan yok. Belki Raul bu sözünü ettiğim kriterin dışında tutulabilir; o da son 5 sezon haricindeki performansıyla..

Bu arada tam yazıyı gönderirken aklıma bir tanesi daha geldi. Vallahi Dirk Kuyt’ ı da pek sevmem. Neyse şimdilik bu kadar yeter. Aklıma geldikçe sonradan eklerim belki..

Nesilleri Tükenen Pivot Santrforlar

Şenol Hoca 2002 Dünya Kupası’ndayken Hakan Şükür’ e sürekli olarak şans veriyor oluşu üzerine eleştirildiğinde mikrofonlara şuna benzer bir açıklama yapmıştı:

“Hakan Şükür gibi pivot özelliği bulunan ve uzun boyuna rağmen teknik olarak da belli bir seviyede olan oyuncuların nesilleri tükenmeye başladı. Böyle oyuncular artık çok değerli. Bir daha bu tip bir futbolcuyu uzun süre göremeyebiliriz. Biz Hakan’ ın değerini o futbolu bıraktıktan sonra daha iyi anlayacağız”

Ben dahil bir çok insan Şenol Hoca’ nın Hakan’ ı biraz fazla abarttığını ve ısrarla şans verip durduğu futbolcusunu sahiplenmeye çalıştığını düşünmüştük o zamanlar..

Lakin gelin görün ki Şenol Hoca’ nın 7 yıl önce söylediği şeyler bırakın Türk Futbolu’ nun, neredeyse Dünya Futbolu’ nun bir gerçeği haline dönüşüverdi geçen kısa sürede..

Şimdi şöyle bir düşündüğümde rakip defans arasında ciddi bir hava hakimiyeti olan, fiziki açıdan heybetli, cezasahası içerisinde kazanmış olduğu topu saklayabilen, orta saha oyuncularını hücuma çekebilen ve rakip yarı alanda yerleşebilmesini sağlayan santrfor tipi olarak aklıma çok da fazla isim geldiği söylenemez açıkçası..

Hani ilk aklıma gelenler Ibrahimovic, Dzeko, Adebayor, Drogba, Inzaghi, Kanoute, Crouch, Van Nistelrooy gibi isimlerden ibaret. Dünya Futbolu hakkında benden daha donanımlı arkadaşlar belki bu listeye bir kaç ekleme de yapabilirler ama sonuçta bu tip futbolcuların yetişmesi konusunda ciddi bir sıkıntının olduğu açık..

Türk Futbolu’ ndaki vaziyete baktığımızda ise Fatih Tekke, Mehmet Yıldız, Semih ve hatta Ersen Martin’ den başka isim sayabilmek imkansız gibi. Gerçi Beşiktaş’ da şimdilik ilkonbire giremeyen Batuhan, belki de önümüzdeki on yılda hem Beşiktaş hem de Milli Takım’ ın bu sorununu çözebilecek gibi gözüküyor ancak ileride kaybolup gitmezse tabii..

Artık sahalarda bir Bierhoff, Kluivert, Kovacevic, Batistuta, Koller, Vieri, Flo, Morientes, Van Basten gibi santrforlar görebilmekte zorlanıyoruz doğrusu..

Zaten hali hazırda ligimizde şampiyonluk mücadelesi veren 4 büyük takımın ve bir çok büyük Dünya kulübünün de ortak sorunlarından biri bu aslında. Doğal olarak devre arasındaki transfer döneminde en fazla konuşulacak konuların başında geleceğini şimdiden tahmin etmek pek de zor olmasa gerek..

Henry’ ye Yakışmadı!

2010 Dünya Kupası’ na katılmaya hak kazanmak adına çıktı her iki takım Stad de France çimlerine..
Play off maçlarının ilk ayağını deplasmanda Anelka’ nın attığı golle 1-0 kazanan Fransa’ ya kendi evinde bir beraberlik dahi yetiyordu oysa ki..

Fakat bu ümitsiz gibi gözüken tabloya rağmen sahada aslanlar gibi mücadele eden bir İrlanda vardı dün gece..

Robbie Keane’ in attığı golle öne geçmiş, hatta aynı futbolcunun ayağından yüzde yüzlük bir gol fırsatından yararlanamayarak maçı uzatmalara kadar taşımışlardı..

Ancak ne olduysa uzatma dakikalarında oldu..

İrlanda cezasahası içerisinde defansın arkasına atılan topta Henry pasif ofsside pozisyonunda öne çıktı, topla buluştu, sol eliyle topa bir değil iki kez müdahale etti, düzeltti ve sıfırdan pasını Gallas’ a çıkardı..

Gallas’ ın topu boş kaleye itmesiyle İrlanda’ nın bütün umutları yerle bir olurken, böylesine ölümcül bir hakem hatası Afrika’ ya gidecek takımın adını da belirlemiş oldu..

Ama dün gece beni hakemin bu büyük hatasından daha fazla rahatsız eden şey, Henry gibi şu ana dek hakeme bir kez dahi itiraz ettiğini görmediğim, aldatmaya yönelik bir hareketine dahi rastlamadığım, herhangi bir futbolcuyla kavgasına bile şahit olmadığım, çirkeflikten uzak hatta son derece mülayim sayılabilecek bir futbolcunun böylesi bir çirkinliğe ve emek hırsızlığına imza atmış olmasıydı..

Açıkçası bu hareket özellikle Henry’ ye hiç mi hiç yakışmadı..

Artık olan oldu ve Domenech’ in öğrencileri mutlu sona ulaştı..

Ancak ben kendi adıma Henry’ nin bir basın toplantısı düzenleyerek en azından bu çirkin hareketinden dolayı samimi bir özür dilemesini bekliyorum doğrusu..

İrlanda hiç değilse bu kadarını fazlasıyla hak ediyor..

Parlamadan Sönen Bir Yıldız , Quincy Owusu-Abeyie

15 Nisan 1986 yılında Ganalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Amsterdam’ da dünyaya geldi.

Çalkantılı ve son derece fakir bir çocukluk dönemi geçirdiği yıllarda Ajax’ ın altyapısında kendisini buldu.

Orada kendisinin insanüstü yeteneklerini fark eden Arsen Wenger’ in önerisiyle 2002 yılında henüz 16 yaşındayken Arsenal’ e transfer oldu.

Ancak gerek bir takım mental sorunları ve disiplinsiz davranışlarının yanısıra kendi mevkiisinde görev yapabilecek Theo Walcott ve Adebayor gibi yükselen yıldızların da takıma katılmasıyla Arsenal’ den Spartak Moskova’ ya transfer oldu..

Orada da gerek iklim şartlarına gerekse Rus ekolüne ayak uyduramadı ve ilk olarak Celta, daha sonra Birmingham’ a kiralandı.

Gitmiş olduğu bu iki takımda da yeteri kadar şans bulamadı ve 2 ayrı sezonda toplamda 6 gol atabildi. Ardından son olarak Cardiff’ e kiralandı..

Ben kendisini ilk olarak 2005 Fifa Dünya Gençler Şampiyonası’ nda izlemiş ve adeta gözlerime inanamamıştım. Sol kanatta almış olduğu her topu istisnasız rakip saha çizgisine kadar taşıyan ve inanılmaz driplingler ile kolayca adam eksilten müthiç bir yetenekti. O turnuvada Hollanda forması giyiyordu. Fakat daha sonra düşen performansının etkisiyle Hollandalılar onu unuttular. O da atalarının ülkesinin  formasını ıslatmaya başladı. Kendisi Gana Millî Takımı için ter dökmekte şu sıralar. 

Böylesi müthiş özellikler ile donatılmış bu denli genç bir futbolcu ne kadar disiplinsiz ve ne kadar faydasız olabilir, aklım almıyor gerçekten.. Trabzonspor formasıyla taraflı tarafsız bütün futbolseverleri büyüleyen Yattara’ nın sol kanattaki ve fizik olarak daha güçlü bir halini yansıtıyordu oysa ki.. Açıkçası her ne sorunu olursa olsun ülkemize getirilen bir çok kalitesiz futbolculara harcanan onca paraya nazaran çok daha makul bir fiyat ile bu yetenekte bir oyuncuyu Süper Lig’ de izlemeyi çok isterim kendi adıma.. Hatta kendisini TS formasıyla hiç değilse bir sezon kiralık olarak görmeyi de dilerdim; yalan yok..

Şu takım ve şu taraftar şimdiye dek kimlere katlandı yahu. Bir Abeyie’ ye mi katlanamayacak? 🙂 

http://www.youtube.com/watch?v=U2gid1DohVA

Great White