Etiket arşivi: İbrahima Yattara

Bu Kalp Seni Unutur mu


Tam sekiz yıl olmuş; dile kolay.. 

Bu sekiz yıl içerisinde şampiyonluk coşkusunu tam 3 kez kılpayı kaçırmış olsa da 2 Türkiye Kupası, 1 Süper Kupa ve 3 lig 2 nciliğinin yanısıra asist krallığı ve Fatih Tekke’ ye adeta tek başına attırdığı 31 golle yaşattığı gol krallığını kazıdı Trabzonspor tarihine..

Ancak bir Gineli olmasına, bu kıtaya teninin renginden lisanına, kültüründen tarihine kadar yabancı olmasına rağmen yedi göbekten bir Trabzonlu, bir Türkiye vatandaşı gibi kusursuz bir uyum sağladı bizlere Yattara. En az Türkiye’ de top koşturan bir çok futbolcu kadar düzgün bir Türkçe öğrendi. Hatta o harika Türkçesiyle sadece derdini anlatmakla ya da röportajlarda basmakalıp cümleler kurmakla yetinmedi, yeri geldi espriler yaptı, yeri geldi kendisini bir türlü Türk vatandaşlığına kabul etmeyen merciilere zekice göndermelerde bulundu. İnanılmaz yeteneklerle donatılmış bünyesine adeta ihanet edercesine bir takım disiplin sorunları ve sakatlıklar yaşadıysa da sahaya sürüldüğü hemen her maçta yeteneklerini sergilemekten geri kalmadı. Kimi zaman en formda olduğu dönemlerde dahi basiretsiz teknik adam saplantılarının hışmına uğradı. Yeri geldi yıllar boyunca kendisinin çeyreği kalitesinde olmayan futbolcuların kazandığı paranın üçte birine oynadı, yeri geldi en çok para kazanan adamlardan oldu ama o hiçbir zaman parayı Trabzonspor sevgisinin önüne koymadı..

Kendisine kaptanlığın ve 61 numaralı formanın verildiği bu son sezonuna da gol ve asistleriyle müthiş bir giriş yaptıysa da Şenol Hoca tarafından ama haklı ama haksız sebeplerle ilkonbir dışına itildi. Takıma katkı sağladığı ilk devrede takım Fenerbahçe’ nin 9 puan önündeydi ancak ikinci yarı neredeyse forma yüzü göremedi. Takım halinde kötü oynanan maçların tüm faturası adeta salt ona kesilircesine ilk tırpanı yiyen her daim kendisi oldu. Forma giydiği sekiz yıl içerisinde şu takımda iki maç üst üste formsuz olmasına katlanılamayan tek adam olarak da Trabzonspor tarihine geçiverdi Yattara. Çünkü ondan hep maksimum fayda beklendi. Sekiz yıl içerisinde görüp görebildiği tek gerçek santrafor özellikleri taşıyan Fatih Tekke’ yi asistlere boğduğu yılların aksine neredeyse santraforsuz geçen 5 yılda yapmış olduğu onca muazzam asist sırf son vuruş beceriksizliğinden dolayı istatistiklendirilemedi.. 

Kendi ülkesinde kurmuş olduğu biri kendi lakabına öykünen FC Pokou ve diğeri çok sevmiş olduğu bordo mavi renklerle donatılmış Espaire adlı kulüplerinde kendi ülke futboluna da hizmet veren Yattara’ nın Trabzon’ da yaşadıkları sadece bunlardan ibaret değildi tabii ki. Sosyal hayatındaki çalkantılar ve bir takım aile içi sorunlar haricinde üç yıl kadar önce Katar’ a astronomik bir bedel karşılığında transfer olmasının gündeme gelmesiyle de taraftarın önüne atılan adam konumundaydı. Onca polemiğin, onca asılsız dedikodunun ardından insafsızca yıpratılmasına karşın gerçekler birer birer ortaya çıktı ve yönetimsel bazda gerçekleşen bu skandal ustaca örtbas edildi. Ancak bu sezon artık kaçınılmaz sona yaklaşıldığı aşikardı. Zira yaşı 31’ e gelmişti. Yeteneklerinden hiçbir şey kaybetmemiş olsa da, oynama şansı bulduğu kısıtlı sürelerde gene golle bir türlü sonuçlandırılamayan onlarca mükemmel asistler yapsa da artık eskisi kadar güçlü ve hızlı değildi Yattara. Hatta sırtındaki 61 numaraya ve kolundaki kaptanlık pazu bandında rağmen sahada mecbur kalınmadığı sürece pas verilmeyen, takımda hali hazırda frikiklerdeki gol yüzdesi en yüksek oyuncu olmasına rağmen top elinden adeta itilip kakılarak alınan bir futbolcu kıvamına gelmişti. Taraftarın büyük çoğunluğu onu hala çok seviyordu ancak istim üzerinde gitmekte olan bir takımdan dışlanmış olduğu gerçeği onu şiddetle yalnızlığa itiyordu. Nihayetinde son maçlarda sadece ilkonbirden değil kadrodan dahi dışlanmaya başladı ve fişi çekiliverdi..

Aslında Yattara’ nın bu takıma etkisi sadece yukarıda anlattıklarımla sınırlı değildi elbette. Diğer büyük takımlara karşı farklı kaybettiğimiz maçlarda dahi nice yıldız defans oyuncularına attığı biribirinden müthiş çalımlarla bu taraftarın gururu, bazen de avuntusu olmuştu. Takımın en formsuz olduğu dönemlerde bile rakip teknik adamların ilk olarak önlem almaya çalıştığı, ilkonbirde görmediklerinde rahatladıklarını açıkladığı, karşısında hemen her maç asgari iki defans oyuncusunun olduğu ve bu özellikleriyle taraftarın göğsünü kabartan bir kahraman haline gelmişti adeta. Sokak aralarında top oynayan diğer takım taraftarı çocukların bile top sürerken ismini haykırdığı bir adamdı o. Yeni neslin Trabzonsporlu olması adına rahatlıkla alay konusu haline getirilebilecek hamsi figürleri ve maskotları kullanmakta ısrar eden köhnemiş zihniyetin aksine bu amaca en uygun olan ve bu amaç doğrultusunda en çok faydası dokunan futbolcu profiliydi de ayrıca. Tüm bunların yanında taraflı tarafsız bütün futbolseverler tarafından gerek sempatik kişiliği gerekse seyir zevkine hitap eden o eşsiz stiliyle saygı ve sevgi gören ender futbolculardan biriydi..

Lakin şimdi artık Yattara yok. Tabii ki güzel olan hiçbir şey sonsuz değildir. Tabii ki her güzel filmin de bir finali vardır ancak bu filmin finali maalesef mutlu sonla bitmedi. Adını bu coğrafyanın futbol tarihine bir şekilde kazıyan, ülkeye gelmiş aynı takımda kesintisiz en uzun süre futbol oynayan ve nice seveni olan bir futbol sanatçısını Trabzon’ dan hak ettiği şekilde uğurlamayı beceremedik. Kendisinin Sürmeneli Yattara olmasını sağlayan can yoldaşı Hasan Üçüncü ve birkaç Trabzonspor taraftarı haricinde ne yöneticisi, ne hocası ne de adını her maç tribünlerden haykırdığı taraftarı orada değildi. Tüm bu vefasızlığa ve hatta bana göre nankörlüğe karşın sevgi dolu cümlelerle ağlayarak, ağlatarak ayrıldı o çok sevdiği Trabzon’ dan Yattara..

Velev ki Yattara tüm bu olanlarda baş suçlu olsun, varsın Trabzonspor’ u ve bu ülkeyi çok sevmemiş kabul edilsin. Tam sekiz yılın karşılığı böyle bir uğurlama olmamalıydı. Mazereti ne olursa olsun başta sevgili Şenol Hoca olmak üzere Yönetim’ den en az birkaç kişi orada hazır bulunmalıydı. Baş sorumlular bunu yapmıyorsa bile asıl bu tür organizasyonlarda varlıklarını göstermeleri gereken taraftar grupları onu orada yalnız bırakmamalıydılar. Şimdi önümüzde bir şans daha var. Her ne kadar Trabzon’ da yaşanan bu ayıbı tam olarak ortadan kaldırmayacak olsa da perşembe günü İstanbul’ dan onu adına yaraşır bir şekilde uğurlamak bizim borcumuzdur.. 

Bu taraftar nice başkanı, yöneticiyi, hocayı, futbolcuyu unutur belki ama Yattara gibiler asla unutulmayacaktır. Zira sanatçılar ölse de bıraktıkları eserler kalıcıdır ve ilelebet yaşarlar..

En kısa sürede seni tekrar burada görmek dileğiyle güle güle Yattara

Sana şimdilik üstad Kızılok‘ dan küçük bir kupleyle veda edelim..

Yıllar geçse de üstünden, bu kalp seni unutur mu
Kader gibi istemeden, bu kalp seni unutur mu
Bir hasretlik yüzün vardı, içinde bir hüzün vardı
Söyleyecek sözün vardı, bu kalp seni unutur mu..

En Tembeli Ben, En Yeteneklisi Arda Turan


Dün akşam Lig Tv’ deki Quiz programının konuğuydu İbrahim Üçüncü ya da nam-ı diğer Yattara. Vermiş olduğu cevaplara bakılırsa hayli keyifli geçen programda kendisine sorulan tüm soruları içtenlikle yanıtladığı anlaşılıyor doğrusu..

Ancak içlerinde bazı cevaplar var ki gerçekten de ilginç. Mesela “En iyi teknik direktör” sorusuna Ersun Yanal cevabını veren Yattara “En kötü teknik direktör” sorusunaysa hiç düşünmeden Ziya Doğan‘ ı layık görmüş. Ayrıca röportajın sonunda Şenol Hoca‘ nın da hakkını fazlasıyla veren Yattara’ nın hayli objektif olmaya çalıştığı “En yetenekli futbolcu” sorusuna vermiş olduğu Galatasaraylı Arda Turan cevabından da anlaşılıyor olsa gerek..

Bunların haricinde kendisini en tembel, Umut Bulut‘ u en çalışkan, Barış Memiş‘ i en yalancı, vatandaşı Kanfory Sylla‘ yı en cimri, Sivassporlu Hayrettin‘ i en gaddar, eski Fenerbahçeli Anelka‘ yı ise idolü olarak seçmiş olduğu bu eğlenceli röportajını ve içerisinde Yattara’ nın biribirinden estetik hareketlerinin yer aldığı programı baştan sona izlemek isteyenler şuradaki linkten ulaşabilirler..

O Artık İbrahim Üçüncü!


Geç de olsa sonunda oldu. Yattara‘ nın rüyası nihayet gerçekleşti ve tam 5 sene önce başvurusunu yaptığı Türk vatandaşlığı hakkına bugün itibarıyle sahip oldu..

Eski futbolcularımızdan Sürmeneli Hasan Üçüncü ile hayli samimi birer dost olan Yattara onun da soyadını alarak İbrahim Üçüncü olarak kayıtlara geçmiş oldu böylece. Umarım bundan sonra ortaya koyacağı futbol da ismi gibi Hasan’ a benzemez!

Sürekli olarak önüne türlü bürokratik engeller çıkarıldığı için kimi zaman sitemkar tavırlar takınıp çok iyi Türkçe bilmesine rağmen basına Fransızca röportajlar vererek tepkisini dile getiren Yattara‘ yı kutluyoruz..

Tebrikler İbrahim. Tebrikler Kaptan..

Zaten sen her daim bizden biriydin şimdi bu gerçeği artık resmiyete de bağlamış oldun..

Aramıza yeniden hoşgeldin..

Yattara Nihayet Antrenmanda (Legend Is Back)

Şu ülkede kimselere sakatlığını bir türlü inandıramayan, şişerek ödem yapmış ayağına rağmen kendisi hakkında “Bilerek oynamıyor!” kıvamında martavallar sıkılan Yattara, Trabzon’ da aylar boyunca göremediği tıbbi tedaviyi Avrupa’ da gördükten sonra Trabzon’ a dönmüş..

Birçok futbolcunun asla yanaşmayacağı ‘Garanti para hakkı’ ndan indirime giderken herhangi bir zorluk çıkarmayan, bu camiayı kendi ülkesinde bir TS takımı kuracak kadar seven, şov yaptığı birçok maçtan ve youtube arşivlerini süsleyen onlarca klibinden dolayı taraflı tarafsız herkesin hayran olduğu bir futbolcu Yattara.

Şu fotolardaki keyifli ambiansa bir bakıyorum da. Ayağının tozuyla geldiği idmanda futbolcusundan teknik kadrosuna kadar herkese üçlü çektiriyor eleman. Öncesinde oynadığı, bundan sonra oynayacağı maçları falan geçtim; takıma kattığı şu pozitif enerji, neşe, moral ve hava bile aldığı parayı sonuna dek hak ettiğinin kanıtıdır nazarımda. Kaldı ki şu mental dopingi sağlayacak bir uzman da neredeyse Yattara kadar maaş alırdı herhalde..

Ayrıca yeni jenerasyonun Trabzonsporlu olmasını sağlayacak etmenlerden bir tanesi şampiyonluksa eğer en az onun kadar önem taşıyan bir başka unsur da yukarıdaki fotoğrafta gizli aslında..

Yattara’ nın oynadığı maç sayısının, attığı gollerin, yaptığı asistlerin, kurtardığı onca maçın spesifik bir değeri vardır illa ki de şu fotoğraflarda görülen mutluluk ve neşenin bir bedeli olacağını sanmıyorum..

Hoş geldin, sefalar getirdin be Yattara.. Kim ne derse desin, senin varlığın bile yeter bize..

Gerçekten de özlemişiz seni..

Haber61 ve Yattara Hamaseti Üzerine

Haberlerine konu edecekleri oyuncular özellikle Trabzon orjinli isimler olduğunda adeta kahramanlık destanları yazan ve bununla da yetinmeyip tamamen hayal olan ama asla gerçekleşmeyen transfer haberleriyle kendilerine yakın gördükleri oyunculara hatır gönüle binaen piyasa yaptırmayı amaç edinmiş olan Haber61, iş Yattara’ dan bahsetmeye geldiğinde akıllarına gelebilecek her şekilde bel altına vurmaya devam ediyor maalesef..

Bir hafta kadar önce zaten futbolcudan çok şovmen olarak gördükleri Yattara’ nın Galatasaray’ a karşı bilerek oynamak istemediği yönünde haberler yaparak (amacı şov yapmak olan bir adamın en göz önünde maç olan GS karşılaşmasında oynamak istememesi de ayrı bir tezat konusu) taraftarı bu futbolcuya karşı kışkırtma operasyonuna geçen ve hayati bir maç öncesinde Yattara’ nın havaalanında maruz kaldığı taraftar tacizine zemin hazırlayarak bu amacında başarıya da ulaşan Haber61, şimdi de başka bir dedikodu yaratarak gündem yaratmayı başardı..

Neymiş efendim? Yattara, GS soyunma odasının kapısında dakikalar boyunca Galatasaraylı Arda’ dan forma alabilmek umuduyla çaresizce beklemişmiş. Bu bizim için utanç vesikasıymış. Trabzonspor Yönetimi de şimdi bu olayın doğru olup olmadığını araştırıyormuş; falan filan..

Oysa ki Tayfun’ un milyonların önünde mağlup bitirdiğimiz bir maç sonrasında Fenerbahçeli Roberto Carlos’ dan forma alabilmek için verdiği mücadeleyi mevzu bahis bile etmemişlerdi..

Hem sonra bu mevzuu nasıl cereyan etmiş ki acaba? Zira haberde herhangi bir detay olmadığından dolayı orası da ayrı bir muamma..

Maçlardan sonra sıradan bir taraftarın ya da herhangi stadyum sorumlusunun dahi çoğu zaman rahatlıkla girebildiği soyunma odasına Yattara’ yı sokmayıp elinde formasıyla kapının önünde mi bekletmişler yani?

Yoksa beklemekten kapının önünde ağaç olan Yattara’ ya Galatasaraylı futbolcular içeriden “Baba şu an takım halinde giyiniyoruz. Sakın açma kapıyı, cıbıl cıbıldağız” mı demişler?

Bu garip enstantaneyi kim ya da kimler görüp de Haber61′ e yetiştirmişlerse herhangi birinde bırakın bir fotoğraf makinesini, şu “yılın haberini” resmedebilecek kıçıkırık bir cep telefonu da mı yokmuş?

Hadi hiçbirinin olmadığını varsayalım, konu hakkında Yattara’ ya herhangi bir soru sorulmadan ve mevzuu hakkındaki fikri ya da “savunması” dahi alınmadan salt kuru bir dedikodu üzerinden tamamen edilgen fiiller ile bezeli habercilik anlayışına ne demeli?

Bu kolpa haberden beslenerek almış oldukları gazla Yattara’ ya sallayan sürü psikolojisine değinme gereğini duymuyorum bile zaten..

Bu arada haberin linki de bu..

http://www.haber61.net/news_detail.php?id=45950

Great White