Etiket arşivi: Kayserispor

Eze Eze Mağlubiyet (Kayserispor 1-0 Trabzonspor)

Niye yalan söyleyeyim, izlediğim şu maçın ardından klavyenin başına geçtikten sonra düşüncelerimi aktarabilmek adına yazıya nasıl bir giriş yapmam konusunda en az yarım saat düşündüm. Birkaç kez giriş yaptım, beğenmedim sildim. Sonrasında tekrar tekrar bir şeyler çiziktirdim ama hiçbiri istediğim gibi olmadı. Ben de en kolay yol olarak yaşadığım psikozu direkt olarak yazının girişi olarak seçtim..

Zira bu akşam Kayseri’ de oynanan maç da skor ve ortaya konulan oyun göze alındığında tam bir paradoks arz ediyordu. Maç boyunca şiddetini bir an olsun kaybetmeyen sağanak yağışın zemini iyice ağırlaştırmış olması, Colman, Selçuk, Gabric ve Alanzinho gibi ayağa top yapabilen teknik oyunculardan kurulu ortasahamıza zorluk çıkarmış olsa da ilk yarıda adeta tek kale oynayan bir Trabzonspor izledik Kadir Has Stadyumu’ nda. İkinci yarıda Şenol Hoca’ nın yaptığı oyuncu değişikliklerinden ziyade sahanın iyiden iyiye ağırlaşması neticesinde biraz dengelenir gibi olan oyuna rağmen rakibi maç boyunca sürklase eden bir oyun sergiledik ki, benim için en az galibiyet kadar önemlidir bu..

Bir kere baştan şunu söyleyeyim de gargaraya gelmesin. Maçın başından itibaren ceza sahamızda topla bir kere dahi buluşamayan Makakula 90 ıncı dakikada attığı gol öncesinde açık ara offside pozisyonundaydı. Adına “Pasif Offside” denen şu andavallığın uygulandığı pozisyona bir bakalım şimdi. Kayserispor’ un sağ kanattan başlattığı atak esnasında top ayaktan çıktığı anda Makakula dahil iki Kayserili oyuncu iki metre offside pozisyonunda ve kaleci Onur’ un hemen önlerindeler. Yani aktif alanda. O anlık pasif durumda olan bu iki futbolcudan Makakula sadece bir saniye sonra içeriye doldurulan topa dokunarak golü yapıyor. Yani sözümona pasif durumda olan adamlar hem kaleci Onur’ u bozuyor hem de sonrasında golü yapıyor. Skoru, mağlubiyeti falan geçtim; dünyanın en dangalak kuralıdır bu resmen. Bu saçmalığı bana açıklayabilecek biri varsa da beri gelsin mümkünse..

Gelelim maça. Şampiyonluk şansımızın zaten olmadığı, en kestirme Avrupa biletinin ise Ziraat Kupası’ ndan geçtiği bir ortamda şu azimli ve güzel futbolu ortaya koyduğumuz bir maçı ben galip olarak hissedebilirim rahatlıkla. Özellikle rakibin bir türlü önlem alamadığı ve durdurabilmek adına tam 4 sarı kart görmek zorunda kaldığı Alanzinho önderliğinde tek kelimeyle harika bir futbol oynadık ama adeta kronikleşen forvet sıkıntımız yüzünden bu güzellikler skora yansımadı haliyle. Colman, Selçuk ve Alanzinho ile şekillenen ataklar, Burak ve Gabric’ in enerjisiyle desteklense de Umut‘ un tek forvet oynama konusundaki yetersizliği ve sonradan oyuna giren Teofilo‘ nun da beklenen performansı sergileyememesi neticesinde sonuçsuz kaldı. Tam burada Teofilo’ ya da bir parantez açmak gerekecek. Her ne kadar oyun zekası Umut’ dan gelişmiş olsa da fizik, kondisyon, hız, hava hakimiyeti ve yırtıcılık konusunda ciddi eksiklikleri bulunan bir forvet izlenimi veriyor. Oyuna girdikten sonra çektiği ve direkte patlayan plasesi güzeldi; eyvallah. Fakat bu türden ayakiçi plaseleri kurtulduğumuza bayram ettiğimiz Gökhan Ünal da sıkça yapar ve başarılı da olurdu zaten. Bizim istediğimiz forvet tipi bu değildi ki. Haftalardır kendisinden bir ışık görebilmek adına bekliyoruz ama o ışığı bir türlü veremiyor bize. Sonuçta kesin olan şu ki, forvet hattındaki sorunumuz tüm şiddetiyle artarak devam ediyor maalesef..

Ortasahamızın alabildiğine yaratıcı hücum organizasyonları ve defansın göbeğindeki uyuma rağmen sol bekte yaşadığımız Çalemsizlik de bir başka sorun tabii ki. Kalede Onur‘ un haricinde, defansta Giray, Egemen ve bu maçta görev almayan Song bana göre şu ligin en iyi stoperleri arasındadır. Fakat sağ bekteki Ömer’ in vasat futbolu yeterli olsa da sol bekteki Cale‘ nin titrek ve sinik yapısı en yumuşak karnımız olarak göze çarpıyor her maçta. Santrfordan sonraki en büyük eksikliğimiz de bu bölgede zaten..

Son olarak Şenol Güneş ile kapatalım. Özellikle ilk yarıda mükemmele yakın bir futbol oynayan takımı hiç bozmadan ikinci yarıya çıkarmış olması bence doğru bir tercihti. Fakat şiddetli yağış ile iyiden iyiye ağırlaşan zeminde fiziksel bir üstünlük kurması düşüncesiyle tercih ettiğini düşündüğüm Ceyhun’ un bu derece etkisiz bir oyun ortaya koyacağını kendisi de tahmin edemezdi illa ki. Burak’ ın yerine sahaya sürdüğü Teofilo tercihiyse kazanma düşüncesinden ileri geliyordu ki zaten kulübede bir başka alternatifi de yoktu bu mevkii için. Dolayısıyla alınan bu talihsiz ve son derece haksız mağlubiyete rağmen bize bu güzel futbolu izlettirdiği için tüm samimiyetimle kendisini ve bütün futbolcularımızı tebrik ediyorum buradan..

Skortif anlamda olmasa da sportif anlamda kazandığımız bir maç oynandı bu gece. Ben de zaten işin sportif tarafındayım bir Trabzonsporlu olarak..

Karnın mı Acıktı? Hayde Maça!!

Dün oynanan ve Kayserispor’ un Bursaspor’ a karşı 3-0 üstünlüğüyle sona eren maçı çeşitli haber kaynaklarının da doğruladığı üzere bir stadyum dolusu insan bir yandan pasta börek tıkınıp diğer yandan da beleş meşrubatları tüketerek izlemişler. Hem de sadece 1 liraya. Şaka gibi yahu..
Haberlere göre 4 ton kurupasta ve 40 bin adet meşrubat ikram edilmiş taraftarlara. Her ne kadar pek de sağlıklı bir beslenme şekli olmasa da sporu sevdirmek bu olsa gerek.

Yani Kayseri’ de yaşıyorsanız ve içiniz de hafiften kıyılmışsa Kadir Has stadyumunda maç izlemeye gitmek en iyi fikir olsa gerek. Sahadaki futbol gözünüzü doyurur mu bilemem ama stadyumun açık büfesindeki ikramlar sayesinde midenizin tıka basa doyacağı kesin. Ama tabii bunun için önce 1 liranıza kıymayı da göze almanız gerekecek..

Eski stadyumun dahi tam olarak doldurulamadığı bir şehire astronomik bedeller ile açıkçası bana göre de son derece şık bir stadyum yapıp, o stadyumda harcanan elektriğin maliyetini dahi karşılayamayacak fiyatlar ile stadı doldurmayı başaramayan belediyeci ve popülist kulüp zihniyetinin son çaresi de bu oldu sanırım..

Öyle ya.. Sorarlar adama.. “Madem böylesi bir stad yaptınız, neden boş tribünlere oynuyorsunuz?” diye..

Trabzonspor gibi bir futbol şehrine yeni bir stadyum yapılması adına bırakın devletin ya da belediyenin olanaklarını kullanmayı, aksine engel üstüne engel yaratan bürokrasinin Kayseri’ ye yaptığı bu jestin açılımı biraz da siyasi olacağı için detaylıca girmek istemiyorum ama durumun vehametini anlayan anlamıştır herhalde..

Yok yani, sonuçta Kayseri’ deki o şık stadyum ve Kayserispor taraftarına yapılan tuhaf ikramlarda değil gözümüz. Her birine afiyet şeker olsun hatta..

Ama böylesi kör bir popülizmin doruklarında gezen sadakacı zihniyet futbola da mı el atacaktı yahu? Bir şey değil, millet pastadan börekten bıkıp stad gene boş kaldığında ne türden promosyonlar ile halk stada çekilecek; asıl merak ettiğim o..

Bu arada Kayserispor’ u güzel futbolu ve liderliği dolayısıyla buradan kutlamış da olalım ki yazının futbol ile bir alakası olsun bari..

Bakalım daha neler göreceğiz..