Etiket arşivi: Ntvspor

Yenilsen De Yensen De / 2011′ den Beklentiler


Yeni yılın gelişiyle birlikte hayattan genel anlamdaki beklentilerimizin yanında bir futbolsever olarak futboldan da bir takım beklentilerimizin olduğunu inkar edemeyiz. Hatta kendi aramızda sohbetler çevirirken mutlaka “Yahu keşke şöyle olsa, mesela bu böyle olmasa, o kuralı kaldırsalar, şu şekil yapmasalar, bunu yasaklasalar, öbürünü serbest bıraksalar” gibisinden söylemlerde bulunuyoruzdur. Fakat bu öneriler ya da göreceli o parlak fikirler söz konusu muhabbetten dışarıya çıkamayıp anılarımızın satır aralarında kaynayıp gidiyordur hep..

İşte bu kayıpları asgariye indirebilmek ve biz taraftarın duygularını, düşüncelerini ve tabii ki beklentilerini azami şekilde ekranlara yansıtabilmek adına Yenilsen de Yensen de programı katılımcıları olarak zihinlerimizdeki bütün istek, fikir ya da önerileri liste halinde sıralayarak anket şeklinde taraftarın bütününe sunmayı uygun gördük. Listeyi alabildiğine zengin tutmamıza, sadece kendi düşüncelerimizden değil etrafımızdaki futbolseverlerin de önerilerine başvurmak suretiyle harmanlamış olmamıza rağmen illa ki unutulan, gözden kaçan, es geçilen ya da akla gelmeyen fikirlerin olabileceği kaçınılmazdır tabii ki. Artık onları da anketteki seçenekleri oyladıktan sonra mail yoluyla ntvspor.net‘ e sizler gönderebilir, programda konuşulmasını sağlayabilirsiniz..

Son olarak, en fazla oy toplayan şıkların programın yeni döneminde konuşulacak konuların anafikrini oluşturacağını da ekleyeyim. Dolayısıyla gündemi gene bizler, yani taraftarın bizzat kendisi belirleyecek..

Ankete katılmaksa gayet basit. Söz konusu ankete buradan ulaşabilirsiniz..

İlginize teşekkürler..

Gazozuna Lig ve Neurosport

Beşiktaş’ ın Fulya’ daki Şan Ökten Tesisleri’ nde tam üç haftadır tüm hızıyla devam eden ve mayısın son haftasına kadar da sürecek olan son derece renkli bir lig gerçekleşmekte şu an. Bu linkte yer alan haber içerisinde bilgilendirildiği üzere çeşitli meslek gruplarının katıldığı, biribirinden renkli simaların da boy gösterdiği Gazoz Ligi’ ndeki tüm maçlar ile ilgili bilgileri (puan durumu, fikstür ve çeşitli istatistikler) şuradaki adresten takip edebilmek de mümkün. Hatta İstanbul’ daki bütün futbolseverleri bu keyifli organizasyonu izlemeye davet ettiğimizi de ekleyelim..
Gelelim defansında benim de (Great White- Soner Öztürk) görev aldığım ve ilk üç hafta içerisinde bir galibiyet iki de mağlubiyet alarak en azından şimdilik 11 takımlı ligin orta sıralarında yer bulmaya çalışan Neurosport takımına. İsminden de anlaşılacağı üzere Eurosport ve NtvSpor ekibinin Yenilsen De Yensen De programı katılımcıları ile takviye edilmiş bir kadrosu var Neurosport’ un. Eurosport ve Ntvspor ekranlarından kendisini tanıdığımız Caner Eler’ in teknik direktörlüğünü, gene Eurosport spikerlerinden Erman Yaşar’ ın da yardımcılığını yaptığı takımımızın kalesini Ntvspor’ dan Onur Erdem koruyor. Takım kaptanlığını Ekşibeşiktaş’ dan Gürcan Ulusoy’ un yaptığı Neurosport’ da hazırlık dönemi ve geride kalan üç haftalık periyod içerisinde forma giyen isimler ise Ntvspor basketbol yorumcusu ve spikeri İsmail Şenol, Ntvspor yorumcusu Emek Ege, Tardini Büfe’ den Emre Özcan, Ekşibeşiktaş’ dan Armağan Ükünç, Papa Bouba Diop’ dan Yusuf Koç, Di Massimo Talento’ dan Sencer Yücel, Pc LionFC’ den Uğur Karakullukçu , Çizgiden Çıkaran’ dan Barış Gerçeker, Cezasahasi.net’ den bendeniz ve Eurosport bünyesinden Mustafa Özdemir, Gürsoy Ercan, Onur Salman, Ozan Sülüm, Yücel Tuğan, Uygar Karaca, İbrahim Koçyiğit, Eray Kaş, Alican Keser ile gene YDYD kadrosundan Emre Alayoğlu’ ndan ibaret. İlerleyen haftalarda gerçekleşecek ara transfer döneminde biz dahil tüm takımların yeni takviyeler yapabilme şansları olduğunu da ekleyelim tabii..

Açıkçası Gazoz Ligi’ nin benim turnuva öncesinde tahmin ettiğimden çok daha ciddi bir havada cereyan ettiğini belirtmek gerek. Tüm maçlarda centilmenliğin ön planda olmasına karşın puan mücadelesinin kızışmasıyla ligin henüz üçüncü haftasında bilek kırılması dahil çeşitli sakatlıkların yaşanmış olması da bunun bir işareti olarak gösterilebilir. Her haftanın salı ve çarşamba akşamlarında 21.00-24.00 saatleri arasında gerçekleşen mücadeleler nizami boyutlara sahip suni çim üzerinde gerçekleşmekte. Biri orta diğerleri yardımcı olmak üzere lisanslı üç hakemin görev aldığı, saha kenarında ilk yardım müdahalesinin yapıldığı, futboldaki bütün kuralların (ofsayt, geripas gibi) istisnasız uygulandığı 11 takımlı ligin, ilk etapta 22 hafta boyunca süren maçlara sahne olacağını ve her takımın bu dönem içerisinde biribirleriyle ikişer kez karşılaşacaklarını belirtelim. Ardından son üç takım arasında kalmayarak ilk sekize girebilme başarısı gösteren takımlar kendi aralarında elemeli play-off maçlarına çıkacak ve yarı final ile final maçlarının ardından lig şampiyonu belli olacak..
İlk üç haftasında başta Tiyatro olmak üzere İtü ve Boğaziçi takımlarının ağırlığını koyduğu Ayazma’ nın ise gayet istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiği ligde mutlu sona hangi takımın ulaşacağını şimdiden tahmin etmek güç olsa da izleme şansı bulduklarım arasında kendi adıma en şanslı gördüğüm takımın gayet hızlı, teknik ve mücadele gücü yüksek bir takım olan Tiyatro olduğunu düşünüyorum doğrusu..

 

Son olarak hemen yukarıda toplu fotoğrafını sunduğum takımımızdaki isimleri soldan sağa tanıtmadan önce deplasman ve iç saha ayrı ayrı olmak üzere tozluklarımızdan şortumuza kadar forma ihtiyacımızı ücretsiz karşılayan Nike ‘a teşekkürü borç biliriz. Düz beyaz deplasman formamız haricinde özellikle buram buram Doncaster Rovers esintileri taşıyan enine çizgili formalarımızı tedarik etmek adına büyük çaba gösteren Armağan Ükünç ile bu güzel organizasyonda aktif olarak büyük emek sarfeden Mustafa Özdemir’ e de buradan bir selam gönderelim..
Üst sıra..
Erman Yaşar, Yücel Tuğan, Emre Özcan, Gürcan Ulusoy, Emre Alayoğlu, Onur Erdem, Mustafa Özdemir, Uğur Karakullukçu, İsmail Şenol, Caner Eler.
Alt sıra..
Onur Salman, Alican Keser, Uygar Karaca, Armağan Ükünç, Kobay Gök, Soner Öztürk, Gürsoy Ercan ve Barış Gerçeker

Yüzdeyüz Fenerbahçe Programı başladı

Fenerbahçe : 62
Beşiktaş: 19
Galatasaray: 15
Trabzonspor: 3
Bursaspor: 1

 

Bu gördüğünüz rakamlar herhangi bir puan mücadelesi ya da bir takım istatistiksel veriler sonucunda ortaya çıkmadı. Dün akşam TV’ nin başına geçip Ntv’ yi açarak büyük bir heves ve merak ile beklediğim “% 100 futbol” programında takımlarımızın dakika üzerinden konuşulma sürelerinden ibaret bu veriler..

Tam bir gün öncesinde Türk Futbol tarihinde bir ilk gerçekleşmiş, biri şampiyon diğeriyse kupa galibi olan iki Anadolu takımı Süper Kupa Finali’ nde karşılaşmış, ligde bir nevi şampiyonun ismini belirleyen ve Türkiye Kupası’ nda Fenerbahçe’ yi mağlup eden Trabzonspor, benim de bu sayfalarda “performansı doğrultusunda” sıklıkla eleştirdiğim Teofilo‘ nun attığı üç golle Bursaspor’ u devirmiş. Tabii ki her şeye rağmen mantığı elden bırakmayan ve ülkemiz şartlarını gayet iyi bilen bir Trabzonspor taraftarı olarak programın ağırlıkta bu konu üzerine döneceğini ummuyordum ancak böylesi vahim bir tabloyu da asla beklemiyordum doğrusu..

Bırakın geçen yılın şampiyonu Bursaspor’ u ve çifte kupalı Trabzonspor’ u, ne Galatasaray ne de Beşiktaş dahi akıllara durgunluk getirecek cinsten bir psikoz halini alan Fenerbahçe fenomeninin önüne geçemedi dün akşamki yayın boyunca. 21.00’ de start alan program daha onbeş gün öncesine kadar “çantada keklik” görülen Young Boys takımına elenen Fenerbahçe’ de taşların nasıl bir araya oturabileceği hususuna odaklı beyin fırtınasıyla tam 62 dk. devam etti. Güntekin Onay sordu, Rıdvan Dilmen büyük bir iştah ile anlatıp durdu Fenerbahçesini. Reklam arasından sonra Galatasaray muhabbeti tam 15 dk. sürdü. Sonrasında biribirinden flaş transferler ile dikkatleri üzerine çeken Beşiktaş hatırına bir 19 dk. ayırıldı..

Büyük bir sabırla beklediğimiz Süper Kupa finaliyle birlikte Trabzonspor ve Bursaspor muhabbetiyse 3 dakikası bize bahşedilmek suretiyle toplamda sadece 4 dk. sürdü. Alabildiğine yüzeysel bir şekilde Trabzonspor’ un şampiyonluk adaylarından biri haline geldiği vurgusu tarafımıza lütfedildi. Kadrosunu koruyan ve bir de üzerine transferler yapan son şampiyon Bursaspor’ un ilk 5’ e girmesinin dahi başarı olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Nihayetinde UEFA eşleşmelerine de 4 dk süreyle ucundan kıyısından değinilerek program son buldu..

Fenerbahçe konusu açıldığında amatör bir gönüllü edasıyla alabildiğine iştahlı konuşan ama diğer takımlara sıra geldiğinde “Madem bu işten para kazanıyoruz, onlara da değinecez mecburen” kıvamında bir tavır takınan Rıdvan Dilmen’ i geçtim ama Güntekin Onay gibi objektif yayıncılık konusunda en azından biz futbolseverlere karşı enikonu olumlu bir imaj çizen başarılı bir moderatörün böylesi taraflı ve dahası odaklı bir yayın politikasına alet olmasını kendisine hiç yakıştıramadığımı belirteyim. Fenerbahçe’ nin yıllardır bitmek tükenmek bilmeyen kronik bir takım sorunlarını futbolumuzdaki güzelliklerin önüne geçiren ve daha da ötesinde gözümüze gözümüze pervasızca sokmakta herhangi bir çekince görmeyen bu anlayışın tam anlamıyla son bulmasa bile en azından biraz daha mutedil bir seviyeye çekilmesini ümit ediyorum artık..

Bazı şeyleri tadında bırakmak gerek. Hele ki tadı çok da lezzetli değilse..

Sadece Futboldan Anlayan, Futboldan da Anlamaz

Ne de güzel söylemiş Cesar Luis Menotti. Gerçi ben bu mükemmel sözü geçtiğimiz cumartesi NTVSpor ekranlarında yayınlanan ve bizlere de futbol hakkında konuşma fırsatı veren Yenilsen de Yensen de programının değerli konuğu Tanıl Bora’ dan duydum aslında..
1978 Dünya Kupası’ nı takımının teknik direktörü olarak Arjantin’ e kazandıran ünlü futbol adamı Menotti’ nin bu sözü o kadar çok şey ifade ediyor ki, şu söylemin zihnimde patlattığı flaşları yazıya dökebilmekte zorlanıyorum resmen. Böylesine gerçekçi, sosyal ve bir o kadar da felsefik anlamlar içeren şu cümleden çıkarmamız gereken çok şey olduğu açık..

Hakikaten de sosyal çevrenizi şöyle daha bir dikkatlice incelediğinizde sizinle sadece futbol hakkında konuşabilen insanların aslında futbol hakkında da ne derece klişe ve bağnaz bir tutum sergiliyor olduklarının farkına varacaksınızdır. Mesela bu kişiler kendi hayatlarını birebir ilgilendiren siyasi manüplasyonların neredeyse tamamından bi’haberdirler. Dini düşünceleri, ilkokul beşinci sınıfta sağdan soldan duydukları kulaktan dolma dogmatik ve bir o kadar da hurafelerle bezeli rituellerden ibarettir. Sanatın sinema dalındaki birikimleri Cekicen filmerinden öteye gidemezken, müzik hakkında konuşabilecekleri anekdotları ancak Kıraltivi’ nin yayın akışıyla besleyebilmektedirler..

Bu kişilerin sokakta sizi gördüklerinde selam vermeden önce söyledikleri ilk şey “Bu hafta kimle oynuyonuz la?” sorusundan öteye geçememekte, kendi takımlarına karşı aşırı bir şekilde hissettikleri tamamen suni bir aidiyet duygusuyla fanatizmin doruklarında gezinmektedirler. Dolayısıyla bu futbol yobazları asla objektif de değillerdir ve hemen her takımın taraftarları arasında kendilerine bir yer edinmişlerdir..

Sonuçta fark ederiz ki bu kişiler çok iyi anladıklarını iddia ettikleri futboldan da aslında hiç anlamıyorlardır. Futbolun sadece futboldan ibaret olmadığı gerçeğinin de farkında değillerdir. Onların gözünde futbol, salt bir suni kimlik arayışı ve kendi egolarını tatmin etme platformundan fazlası değildir. Dolayısıyla hayatlarında futboldan fazlasına yer bulamayan insanların futbol hakkındaki söylemlerinin de ne bir anlamı, ne de bir kalitesi vardır..

Bu mükemmel sözü zikreden büyük usta Menotti ve bu sözü bizlere (en azından bana) duyuran üstad Tanıl Bora’ nın zihnine sağlık..

NOT: Fotoğraf söz konusu programın facebook grubundan alınmıştır..

Great White

Bu Fener Kimi Yakalasa Yener !

Dün akşam oynanan ve Fenerbahçe’ nin güzel bir futbol sonucunda 2-0 kazandığı Kayserispor maçının ardından NTV’ de Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay’ ı izliyorum. Belli ki Rıdvan Hoca’ nın keyfi hayli yerinde. Sonuçta haftalardır oynanan kösülük futbolun yerine daha dominant bir futbol ortaya koyarak kazanmış Fenerbahçe. Buraya kadar her şey normal..

Fakat yorumlarını genelde beğenerek izlediğim Rıdvan Hoca’ nın Fenerbahçe’ den bahsederken tarafsız olmasını beklemiyor olsam da bazı maçlardan sonra tıpkı dün olduğu gibi adeta histerik bir biçimde ortada gözükeni alabildiğine süsleyerek sunma çabası bana fazlaca zorlama geliyor doğrusu..

Mesela dün akşam “Fenerbahçe bu futbolu ile karşısında kimi yakalasa aynı şekilde bitirirdi rakibini” gibisinden bir şeyler söyledi Rıdvan Hoca. Yahu karşı takımın nasıl oynayacağının hiç önemi yok mu? Play Station’ da yapay zekaya karşı oynamıyorsun sonuçta. Dün Fenerbahçe’ nin bu kadar iyi gözükmesinde bir hafta önce bizim “oyunsal anlamda” sahadan silerek ezdiğimiz Kayserispor’ un korkak, pısırık, sünepe futbolunun etkisi nasıl olur da görmezden gelinir?

Gerçi Güntekin Onay, durumun vahametini fark etmiş olsa gerek birkaç kez lafın arasına girizleyerek “Hocam, bu Kayserispor geçen hafta da Trabzon’ a karşı aynı şekilde mahkum oynamıştı zaten” kıvamında bir şeyler söyleyecek olduysa da Rıdvan Hoca gazını almıştı bir kere. Hiç sallamadı bile Güntekin’ i. Büyük bir iştah ile “Öyle deme Güntekin, Kayserispor bu ligin en dişli takımlarından biridir” diyerek güzellemelerine devam etti program boyunca..

Ofsayttan atılan ilk golde kaleciyle karşı karşıya kalan Gökhan’ ın topu kaleye yollama anı bile adeta bir jenerik havasına sokularak bu son derece basit gol için destanlar yazıldı resmen. Yok kaleci sağ ayağının üzerine abandığı anda Gökhan onu hesaplamış da o sırada topa dokunarak kaleciyi etkisiz hale getirmişmiş. Yahu böyle bakıldıktan sonra her atılan gol için koca bir hikaye dahi yazılabilir. Hele ki Alanzinho gollerinden beşyüzer sayfalık romanlar çıkar. İş mi bu?

Lugano’ nun şık kafa golü hakkındaki yorumlar ise bambaşka. E tabii. Gökhan’ ın o normal vuruşuna onca methiyeler düzersen bu golü de öylece geçiştiremezsin doğal olarak. Neymiş efendim; Lugano kullanılan köşe vuruşunda hemen yanında kendisini kontrol etmekte olan Toledo’ yu inanılmaz bir zeka örneği sergileyerek bakkala göndermiş ve kendisini boşa çıkararak golünü atmış. Tamam, gol gerçekten güzel; eyvallah. Fakat bu golde Toledo’ nun kendi üzerine doğru gelen topu görmüyormuşçasına kafası kesik tavuk misali ortalıkta dolanıp durmasının hiç mi katkısı yok? Güntekin Onay burada da inceden ürkek bir girizgah yaparak “Hocam Toledo’ nun da hatası çok büyük ama burada” dedi demesine de Rıdvan Hoca hemen “Her atılan golde defans hatalarını ön plana çıkarırsak işimiz var Güntekin” diyerek mevzuuyu şeytanca geçiştiriverdi..

Eh be Rıdvan Hocam. Şimdiye dek katılmış olduğun onlarca spor programında aynı pozisyonu ileri geri oynatıp “Şu Bilica’ nın golden önce durduğu yere bir bak Güntekin!” konseptinde yapmış olduğun yorumların hiç mi kıymeti yoktu?

Neyse; sonuçta yorumlarını genelde beğenerek takip ettiğim bir kişidir Rıdvan Hoca. Olacak o kadar diyelim..