Etiket arşivi: Teofilo Gutierrez

Teofilo, Liverpool, BBC, Transfer.. Yoksa?


Muhtemelen her futbolseverin kendi tuttuğu takımda performansını beğenmediği, daha fazla görmek istemediği, hatta bir an önce kurtulmayı dilediği en az bir futbolcu illa ki vardır. Bu futbolcular da genelde sürekli olarak ilkonbirde görevlendirilen adamlardır. Zira yedekte bekleyen bir futbolcuyu beğenmesiniz de pek fazla gözünüze batmaz. Mesela benim bu sözünü ettiğim kriterlere son dönem Trabzonspor kadroları içerisinde sadece 3 futbolcu sahip olabildi. Halihazırda takımın en zayıf halkası olarak gördüğüm Cale‘ yi de eklersek dört..

Bunlardan Hüseyin’ i Bursaspor’ a bedavaya gönderirken, Gökhan Ünal’ ı kaymaklı kadayıf şeklinde değerlendirilmesi gereken bir takas ile (Burak Yılmaz + 3 Milyon avro) Fenerbahçe’ ye dehlemiştik..

Geriye şu takımda görmeye katlanamadığım sadece Teofilo kalmış ve o da zaten malum bir takım pejmürde havalimanı maceralarının ardından memleketi Kolombiya’ ya kaçmıştı. Ancak ne var ki Yönetim’ in kendisi için ödediği 3,5 milyon doları getirmesi halinde serbest bırakacağını açıkladığı Teofilo’ nun Goal.com ve başka yerli ajanslarda da çıkan haberlere göre 6 milyon sterlin karşılığında Liverpool’ a transferi söz konusuymuş!

Şu linkte ise Kolombiya radyosunda konuyla ilgili geçilen haberi dinleyebilirsiniz. Hatta tercüme edebilen varsa memnun da oluruz. Şurada ise bir başka yabancı kaynak yer alıyor..

Avrupa Ligi play off karşılaşmasında Liverpool’ a atmış olduğu tek golün bu transfer dedikodusunda ne derece payı vardır bilemiyoruz ancak bana göre überfantastik gözüken şu habere inanmak için can attığımı da itiraf edeyim..

Neyse, tezgahın önünü kapamadan rastgele diyelim biz gene de..

Teofilo Şehri Terk Etti!

Az önce Ligtv’ de haberi geçildi. Henüz diğer ajanslardan ya da haber kanallarından doğrulanmamış olsa da Teofilo‘ nun şehri terk ettiği bilgisi yayınlandı halihazırda..
Kolombiya Milli Takımı’ ndaki vazifesi sebebiyle yurt dışına gitmeden önce son görev aldığı Beşiktaş maçının uzatma dakikalarında gördüğü kırmızı kart sebebiyle de hayli eleştirilen ve dönüşünde uçağı kaçırdığı gerekçesiyle gündeme gelen Teofilo hakkında bugün de böyle bir haberin geçilmiş olması Teofilo cephesinde bazı sorunlar olduğu şüphesini doğuruyor haliyle..
Henüz kesinleşmemiş haberlere göre ailevi sebeplerden dolayı Yönetim’ den izin istemesine rağmen bu izni alamayan Teofilo‘ nun bu duruma bozularak şehri terk ettiği iddiası şehirde dolaşıyor. Hatta gene yerel kaynaklı bazı haberlere göre Yönetim’ in de Teofilo‘ ya telefon aracılığı ile ulaşamadığı bilgisi yer almakta..
Vallahi niye yalan söyleyeyim. Sahadaki futbolundan zaten hiç mi hiç haz etmezdim, bir de durduk yere çıkardığı şu marazalar sebebiyle iyiden iyiye soğudum şu adamdan. Bunca kaprisine, bunca arızana katlanmamıza değecek ne gibi bir faydan dokundu ne türden bir ayrıcalığın olmalı diye sorarlar adama. Her ne bahaneyle geri gelirse gelsin en geç devre arasında kendisiyle vedalaşmak ümidiyle. Tabii verdiğimiz paranın hiç değilse yarısını kurtarabileceğimiz bir takım bulunabilirse..
Bu arada resmi siteden de bilgi ulaşmışken onu aynen aktarayım..
“Takımımızın Kolombiyalı oyuncusu Teofilo Gutierrez dün akşam katılması gerektiği çalışmaya izinsiz olarak gelmemiştir. Ayrıca oyuncunun bugün izinsiz olarak şehri terk ettiği bilgisine ulaşılmıştır”

Kendisini takıma kazandırabilmek adına uçakla gezegenin diğer ucuna kadar giderek maddi manevi onca fedakarlığa katlanan Sadri Başkan için ironik bir durum ortaya çıkmış gözüküyor. İstim üzerinde giden takımın bu gelişmeden olumsuz yönde etkilenmemesi adına gereken önlemleri almak da Şenol Hoca‘ ya düşüyor artık..

Son olarak Lig Tv muhabiri Can Karyağdı’ nın konu ile ilgili röportajını da eklemiş olalım..

Teofilo’ nun Yükselişi Şenol Hoca’ nın Dehasında Gizli

Geçtiğimiz sezon boyunca hayli tartışılmıştı Teofilo. Hatta bilhassa bendeniz tarafından sıklıkla eleştirilmiş ve büyük bir transfer hatası olduğu yönündeki endişelerimi açığa vuran onlarca yorumuma maruz kalmıştı. Peki bu kısa sürede ne değişmişti de Teofilo o birkaç ay öncesine kadar bizi ümitsizliğe sürükleyen görüntüsünün tamamen dışına çıkarak takımına hem oyunsal hem de skor bazında katkı yapan bir silah haline dönüşüvermişti? Böylesine somut bir gelişimi salt mental sebeplere ya da bu ülkenin havasına, suyuna, kebabına alışmış olduğu sanrısına bağlayabilir miydik gerçekten de? Ben kendi adıma bu derece basite indirgenmesini, dolayısıyla arkasında yatan çok daha bilimsel, teknik ve bir o kadar da spesifik sebeplerin bir nevi görmezden gelinmesini alabildiğine kolaycı bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum doğrusu..
Tabii ki ortaya bir tez atıyorsak altını da doldurmak gerekiyor. Önce Teofilo’ nun ilk patlamasını yapmış olduğu Süper Kupa Finali’ nden başlayalım. Şenol Hoca’ nın bu sene düşündüğü hücum formasyonunda çok önemli yer tutan Yattara, Jaja ve Umut gibi silahlardan yoksun biçimde Bursaspor karşısında çıkan takım, Teofilo’ nun atmış olduğu üç golle maçı kazanmıştı. O maç sonrasında Teofilo dahi kendi ağzından yayınlanan röportajda hocasına ilk yarıdaki yetersiz performansına rağmen kendisini sahada tuttuğu gerekçesiyle teşekkür etmişti. O gün ben de tribündeydim. Gerçekten de etkisizdi Teo, ancak attığı gollerle görevini fazlasıyla yapmıştı sonuçta..
Derken Süper Lig başladı. İlk maç A. Gücü deplasmanıydı ve sahaya sürülen ilkonbir hücum ağırlıklı bir kadro değildi. Teofilo dahil takımın tüm hücum gücü gene etkisizdi. Ta ki önce Yattara ve sonrasında Umut’ un oyuna girmesine kadar. Sağda Yattara soldaysa Umut ile A. Gücü defansının tüm dengelerini alt üst eden Trabzonspor Umut’ un iki asistinde topların boş kalaye itilmesi neticesinde galip gelebilmiş ve Teofilo gene görevini layığıyla yapan bir santrfor kimliğine bürünüvermişti..

Ardından sıra Fenerbahçe’ ye gelmişti ki bu maç takımın hücum gücünün etkinliği konusunda çok daha yararlı bilgiler edinmemize yardımcı olacak kapasitede bir karşılaşmaydı şüphesiz. Bu maçta hücum hattında Teofilo’ nun yanında Umut ve Jaja yoktu, Alanzinho ve Yattara ise aynı anda sahadaydı. Teofilo bu maçta gol atamadığı gibi çok efektif bir oyun da ortaya koyamamıştı. Fakat ilk yarıda son derece formsuz olan Alanzinho’ nun yerine Umut’ un oyuna dahil oluşunun ardından Trabzonspor ikinci yarıda adeta farkı kaçıran bir oyun ortaya koyarak rakibini sürklase etmişti..
Liverpool’ a içeride attığı tek gol dışında iki maçta da takımın geneli gibi vasat bir oyun ortaya koyduğunu düşünecek olursak Antalyaspor karşısında hafif sakatlığı sebebiyle görev alamayan Teofilo’ nun son sınavıysa Sivasspor’ a karşı olacaktı. Şenol Güneş’ in son haftalarda ısrarla üzerinde durduğu “ultra ofansif” kadrosunda Colman’ ın haricinde Jaja, Umut ve Yattara ile aynı anda sahadaydı Teofilo. Özellikle Yattara’ nın ve ardından oyuna dahil olan Alanzinho’ nun adeta şov yaptığı bu karşılaşmada Teofilo da gardı çoktan düşmüş rakibe iki gol atmakta hiç zorlanmamıştı doğal olarak..
Şimdi sadete gelelim. Yukarıda fazlaca yorum içermeden elimden geldiğince somut örneklerle yapmış olduğum değerlendirme ışığında Teofilo‘ da gözlemlenen bu ani gelişimindeki asıl etkenin Şenol Hoca‘ nın taktik dehasında ve futbolcularından maksimum verim alabilme yetisinde saklı olduğunu düşünüyorum ben. Sonuçta benim de kendisini eleştirirken sıklıkla üzerinde durduğum hava hakimiyeti, sürat, çeviklik ve fiziki açıdan bir takım yetersizlikleri konusunda gözle görülür bir aşama kaydetmemiş olmasına rağmen kazanmış olduğu bu ivmenin mantıklı bir açıklaması olmak zorundaydı..

Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısı boyunca gerek ilkonbirde görev aldığı gerekse sonradan oyuna girdiği istisnasız tüm maçlarda iki stoper arasında sıkışıp kalan ve bırakın skor üretmeyi gol pozisyonuna girebilmekte dahi zorlanan bir futbolcunun bu sezon farklı bir görüntüye bürünmesindeki asıl etken Şenol Hoca‘ nın yeni hücum ağırlıklı kadro formasyonundan başkası değildir. Sol çizgide Umut‘ un İspanya’ daki Villa‘ nın kullanılış biçimine benzer bir dış forvet şeklinde kullanılması, sağ kanatta Yattara‘ nın müthiş formu ve hemen arkasında değişmeli olarak görev alan Alanzinho ile Jaja‘ nın yaratıcıklarına Selçuk Colman ikilisinin de oyun zekaları eklendiğinde Teofilo çok daha rahat bir hareket alanı bulabildi kendisine. Artık onun yetersiz olduğu özellikler sahada kamufle edilirken asıl maharetlerini sergileyebilme yönünde alabildiğine özgür bir ortam sağlanıyordu. İleriye gönderilen uzun topları alıp ayağında bekletmeden sağına soluna servis edebiliyor, rakip defansın odaklanmakta güçlük çektiği diğer ofans oyuncularının varlığı nedeniyle daha geniş bir alanda oynayabiliyor, gerektiğinde bir ortasaha oyuncusu gibi orta yuvarlağa kadar gelerek hücuma zenginlik katabiliyordu artık..
İşte Şenol Hoca açıkça bunu başarmıştı. Kullandığı tek taşla hem Teofilo‘ yu kısmen de olsa kazanmış hem de kendisiyle adeta rakipmiş gibi gösterilen Umut‘ un sırtında birikip duran gol stresini üzerinden alarak onu taraftarın zihnine yerleşen “bal yapmayan arı” yakıştırmasından arındırmıştı. Bu gelişim, hakkının verilmesi gereken bir teknik adam dehasıydı ve görmezden gelinerek basit duygusal çıkarımlar ile harcanmasına gönlüm razı olamazdı doğrusu..

Teofilo Patlamaya Hazır!


Daha üzerinden üç ay geçmedi Sadri Başkan’ ın Teofilo hakkında yapmış olduğu demeçin üzerinden. O demeçte geçen sezonun ortasında Kolombiya’ dan transfer edilen ve sezonu 0 (yazıyla sıfır) gol ile tamamlayan Teofilo’ nun gelecek sezon patlama yapacağına olan inancını dile getirmişti..

Gerçi patlamadan kasıt, patlamanın şiddetiyle ilintili olarak göreceli de olabilir. Zira kimine göre bir sezonda 10 gol atması da, kimine göreyse sezonu 30 golle kapaması da patlama olarak tabir edilebilir..

Ancak yukarıdaki fotoya bakılacak olursa Teofilo’ nun iyiden iyiye şişerek patlama yapma olasılığını da aklına getiriyor insan. Geçen sezon özellikle bendenizin her fırsatta hantallığından ve olağanüstü ağırlığından şikayet edip durduğu Teofilo’ nun son antrenman görüntüsünde ortaya çıkan göbeğindeki şişkinlik Sadri Şener’ i en azından şu “patlama” konusunda haklı çıkaracak gibi gözüküyor!

Biz gene “hayırlısı” diyelim..

En Güzel Gol Teofilo’ dan

Şu yukarıdaki fotoğraf haftanın, belki de sezonun en anlamlı ve samimi karelerinden biridir benim gözümde..

Camiayı neredeyse ikiye bölen Fatih Tekke kaosuna rağmen onun yerine tercih edilerek büyük umutlar ile transfer edilen, en azından maddi anlamda flaş bir transferin şimdilik de olsa bekleneni veremediğinden dolayı bolca eleştirildiği bir ortamda gol atan bir arkadaşını (bir anlamda kadrodaki rakibini) içtenlikle kucaklayarak tebrik eden bir futbolcu portresidir bu..

Tabii ki bu güzel tabloyu ortaya çıkaran en önemli faktör golü atan Burak’ dan başkası değil. Golünü attktan sonra takımdaki en ciddi rakibine koşarak bu sevincini onunla paylaşması gerçekten da güzel bir anekdot. Şenol Hoca bir gün bu takımı şampiyon yapabilir mi bilemeyiz ama takımdaki şu sinerjiyi, şu güzel görüntüleri bize bahşetmesi bile takdire şayandır nazarımda..

Yeri gelmişken bir küçük paragraf da Teofilo için açalım. Kendisini izleme fırsatı bulabildiğim birkaç maçtan elde ettiğim izlenim, topu Umut’ a nazaran ayağında daha iyi saklayabilmesi ve biraz daha iyi gözüken dripling yeteneği olsa da, gerek hava hakimiyeti gerekse hız açısından Umut’ un gerisinde olduğu şeklinde. İleride takıma adapte olur da bu eksikliklerini giderebilirse ne mutlu ona ve tabii ki bize..

Bir de şu var ki, yeni bir transfer olarak yeterince şans bulamadığı yolunda eleştiriler yoğunlukta şu aralar. Bu eleştirilerde haklılık payı vardır ve yeterince şans bulacak kapasitede olmadığı kuşkusu ortadadır illa ki. Lakin kendisine ödediğimiz 3 milyon avroyu Fenerbahçe’ ye yolladığımız Gökhan’ dan çıkardığımızı, üzerine bir de iki maçta iki gol atan Burak Yılmaz’ ı aldığımızı ve Fener’ de Gökhan’ ın Teofilo kadar dahi şans bulamadığı gerçeğini de düşündüğümüzde Fenerbahçe’ ye oranla daha az hayıflanmamız gerektiği de ortaya çıkıyordur sanırım..