Etiket arşivi: Trabzonspor Yönetimi

Limanda Işık Yok!

trabzonspor sezon oncesi - Futbol - Süper Lig

Her yeni sezon öncesinde tüm camialar kendi hedefleri doğrultusunda taptaze ümitlerle lige girerler. Trabzonspor için de bu durum aynıdır, değişmez. Ancak ne var ki geçen sezon olduğu gibi bu sezon başında da camianın geneline sinmiş bir umutsuzluk ve çaresizlik havası hakim. Tabii ki bu ruh halinde, 2010-2011 sezonunda yargı tarafından bi’ anlamda tescil edilmiş olmasına rağmen TFF tarafından henüz Trabzonspor lehine onaylanmamış şampiyonluk payesinin de heves kırıcı etkisi var. Başta Galatasaray olmak üzere en dişli rakiplerine kaptırdığı yıldızlarıyla adeta ülkenin en büyük pilot takımı olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Trabzonspor yönetimi, geçen sezon takviye edemeyip şampiyonluk yarışının dışında kalan kadrosundan bu sezon başında da takımın tüm gol yükünü adeta tek başına çeken Burak Yılmaz’ı kaybetmesine rağmen henüz o bölge için yeterli bir isimle anlaşma noktasına gelemedi. Ligin başlamasına ve transfer sezonunun bitmesine günler kala genel menajer sıfatıyla futbolcu izleme komitesinin başına getirilen ve bana göre Serdar Bali ile birlikte istihdam edilmesindeki en büyük etkenin halihazırda zaten son derece kısık olan muhalif sesleri susturmaya yönelik bir girişim olan Giray Bulak hamlesinin de kulübe ne derece olumlu etki yapacağı ayrı merak konusu.

Kadro umut vermiyor
İdari boyutta yaşanan tüm bu yetersizliklerin ötesinde mevcut oyuncu kadrosunun da taraftarı yeni sezon ile ilgili ümitlendirmekten uzak olduğunu kabul etmek gerek. Ne acıdır ki, bir dönemler kendisini diğer Anadolu takımlarından ayıran en önemli özelliklerinden biri olan “Yıldız oyuncusunu bir şekilde elinde tutmayı başarabilen” büyük takım algısı bilhassa son iki yıldır tamamen yıkılmış durumda. Hatta öyle bir noktaya gelindi ki, kadroda diğer büyük takım yöneticilerinin ilgisini çekebilecek ya da rakip taraftarların gıpta edebileceği oyuncu profili neredeyse kalmamış vaziyette. Ayrıca eldeki oyuncuların olası bir çıkış göstermesi durumunda satılacak olması ya da elden kaçırılma ihtimalleri son derece yüksek olduğundan, bu yönde gelişen güvensizlik de cabası. Mesela asbaşkanımız Nevzat Şakar’ın deyimiyle “Gadromuz yederli” olsa, kısa ve uzun vadede faydalı olabilecek Soner Aydoğdu ile Yasin Öztekin gibi kanaatimce doğru transfer hamleleri taraftarı biraz olsun ümitlendirebilirdi ancak mevcut şartlar altında onlar dahi yeterli heyecanı yaratamıyor.

Açıkçası yazının girizgahı biraz karamsar görünebilir. Ancak Trabzonspor’un fotoğrafını iki adım geriye çekilip çektiğinizde, karşılaşacağınız tablo bundan daha acı da olabilir. Geri kalan kısımda mevcut kadroyu değerlendirmeye geçtiğimizde, bazı bölgelerde kronikleşen eksiklerin hâlâ devam ettiğini görebilmek mümkün. Kaldı ki bu eksiklikleri geçtiğimiz sezonun başından itibaren çeşitli röportajlarında dile getiren Şenol Hoca’nın bu sezon öncesi bir de üzerine Burak Yılmaz kaybına rağmen hâlâ suskunluğunu koruyor olduğunu da buraya not düşelim.

Kale emin ellerde
İlk olarak kaleden başlamak gerekirse bu bölge, kalitesi tartışılmaz Onur ve geçen sezon devleşen Tolga’dan birinin kulübede çürümesinden endişe etmemize yol açacak kadar yeterli. Sağ bekte Serkan ve Celustka’yı her ne kadar istikrarsız performanslarına karşın yeterli bulsak bile aynı şeyi sol bek rotasyonundaki Cech ve Ferhat için söyleyebilmek güç. Zaten Şenol Hoca’nın da bu bölgeye alternatif çözümler üretme çabası ortada. Geride kalan sezon bilhassa Avrupa maçlarında ciddi şekilde sırıtan stoper mevkisindeki yetersizliğimiz, göstereceği performans hakkında soru işaretlerini koruyan Sol Bamba transferine rağmen en azından sayısal bazda kendini belli ediyor. Zira bu bölgeye alternatif olarak eldeki diğer isimler Mustafa Yumlu ve Tayfun Cora’ dan ibaret.

Alternatif sıkıntısı
Ortasahanın göbeğindeki rotasyonda forması garanti olan iki ismin Zokora ve Colman olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu bölgede de oyun sıkıştığında ve daha güçlü rakipler karşısında geriye yaslanma anlarında topu ayağımızda tutmamızı sağlayacak ve inisiyatif alacak bir lider oyuncu eksikliği belirgin şekilde göze çarpmakta. Bu görev için düşünülerek fahiş bir bedelle transfer edilen Adrian’ın geçen sezon performans bazında beklentilerin çok aşağısında kalmış olduğu yadsınamaz bir gerçek. Kenardan oyuna dahil olduğu maçlarda kısmen faydalı işler yapan Alanzinho’nun da oyun stili itibarıyla bu görevi üstlenebilmesi ihtimal dahilinde değil. Bu durumda eldeki menüden seçebileceğiniz ve ilerisi için ümitlenebileceğiniz yegane isim olarak yeni transfer Soner Aydoğdu kalıyor. Hatta Emre Güral ile Yasin Öztekin’in de kadroyu tamamlayıcı yönde faydalı olabilme şansları yüksek. Kanatlarda formlarını korumaları halinde Volkan Şen ve Olcan Adın alternatifsiz görünüyor. Volkan’ın olası performans dalgalanmalarında formasını tehdit edebilecek bir isim olarak Sercan Kaya’yı gösterebiliriz. Ancak sol kanatta tıpkı sol bekte olduğu gibi bir zafiyetin söz konusu olduğu ve Olcan’ın alternatifsizliği aşikar.

Forvet değil çile hattı
Son olarak en büyük sıkıntının hissedildiği forvet hattına bakalım. Geride kalan sezonu toplamda 10 golle geçen Halil – Henrique ikilisi ve sezonu tek maçla geçiren Vittek’in oluşturduğu hücum hattının yetersizliği avaz avaz bağırmakta. Burak Yılmaz’ın varlığında dahi sırtı dönük oynayabilen bir santrafor ihtiyacı bi’ çok maçta kendini fazlasıyla hissettirmişken, yönetim ve Şenol Hoca’nın şu güne dek bu bölge için çözüm üretememiş olmasının affedilir tarafı yok. Hâlâ nereye harcanmış olduğu gizemini koruyan Şampiyonlar Ligi gelirlerinin büyük kısmını geçen yıl bu zamanlarda transfere ayıracağı sözünü taraftara verdikten sonra 1.5 milyon avroya 3 Slovak oyuncu alarak transferi kapatan ve devre arasında da sözünü yerine getirmeyen yönetimin öncelikle halletmesi gereken sorunların başında geliyor santrafor ihtiyacı. Tabii bunun gerçekleşmesi için de taraftarın kaderci ruh halinden uzaklaşıp daha aktif ve eleştirel bir yapıya bürünmesi şart. Aslına bakarsak taraftardan da önce bu görev, yerel ve ulusal medyada bizi temsil eden yazarlarımızda. Sonuçta yönetimi doğru hamlelere zorlama yönünde olaylara eleştirel ve çözümsel yaklaşma misyonu en başta onlara ait. Lakin ne var ki düşüncelerini artı ve eksileriyle olduğu gibi yansıtarak spor yazarlığı yapmak yerine tüm yanlışları kamufle edip salt güzellemeler düzerek spor yazarlığı yapanlar olduğu sürece yanlışların giderilmesi de imkansız hale gelirken taraftarın da tüm beklentileri sonraki baharlara kalıyor.

Kısaca özetlemek gerekirse; mevcut kadronun kısa vadede şampiyon olamasa da en azından yarışmacı bir takım haline gelebilmesi ve Avrupa’ da ilk turlarda elenmemesi için ihtiyaç duyulan başlıca mevkileri direkt oynayabilecek sol bek, stoper, orta göbek ve santrafor ile alternatif sol kanat şeklinde belirleyebiliriz. Yani en az dört kaliteli oyuncuya ihtiyaç var. Bu ihtiyacın tamamının geride kalan kısa süre içerisinde giderilmesi de pek mümkün görünmüyor. Hal böyle olunca da zatenFenerbahçe ve Galatasaray’ın dominasyonu altında geçen bir lig hasreti çekip icraatlarını da o amaç uğruna gerçekleştirenlerin hüküm sürdüğü ortamda vasat üstü bir klasman takımı olmaktan öteye gidebilme şansımız da sıfıra iniyor.

Son olarak, şu satıra gelene dek yazdıklarımı okurken içi kararanlara içlerini asıl karartması gereken şeyin yukarıdaki gerçeklerden ziyade şu an ölümle pençeleşen henüz 17 yaşındaki 1461 Trabzon oyuncusu Burak’ ın hepimizin yüreğini burkan talihsiz kaza haberi olduğunu hatırlatayım. Kendisine acil şifalar diler ailesi ve sevenlerineyse bu zor zamanlarında metanet temenni ederim. Sonuçta başkan da, yönetim de, hoca da, futbolcu da gerekirse gider ve yerlerine yenileri de gelir ancak giden gencecik bir can olunca geri gelmiyor ne yazık ki.

[follow_me]

Trabzon’ da Şok İstifa (İki Cambaz Bir İpte Duramadı)


Trabzonspor’ da ne zaman her şey yoluna girmeye başlar, mutlaka bir maraza çıkar ortaya. Şimdi de takımın istim üzerinde olduğu bir dönemde Asbaşkan Hayrettin Hacısalihoğlu’ nun istifa ettiği haberi gündeme düştü. Edinilen ilk haberlere göre Trabzonspor’ un yönetiliş anlayışında farklılıklar ve fikir ayrılıklarının bu istifada etkin rol oynadığı bildiriliyor olsa da zaman içerisinde bu kararın altında yatan başka gerçekler olduğunu da öğreneceğimizi düşünüyorum ben kendi adıma..

Zira aralık ayında gerçekleşecek Seçimli Genel Kurul’ a kısa bir zaman kala aniden ortaya çıkan böylesi şok bir gelişmenin yegane sebebinin salt fikir ayrılıklarından kaynaklandığını düşünmek fazlaca safdillik olur doğrusu. Hacısalihoğlu‘ nun kafasındaki planın kendi adaylığı üzerine mi yoksa başka bir adaya vereceği destek üzerine mi şekilleneceğini hep birlikte göreceğimizi tahmin ediyorum..

Bu istifanın Trabzonspor camiası üzerinde bırakacağı etkiye gelirsek. Kendi adıma Yönetim’ in bu olaydan olumlu yönde etkileneceğini düşünüyorum. Çünkü Hacısalihoğlu her ne kadar başarılı ve çalışkan bir yönetici imajı çizerse çizsin taraftar ile yıldızı hiçbir zaman barışmamış bir adamdı. Ayrıca kulüpte büyük ikilik yaratan Fatih Tekke sendromunun da baş aktörlerinden biri olduğunu düşünecek olursak, Yönetim’ i ve özellikle Sadri Şener‘ i yıpratabilmek adına sürekli olarak Fatih kozunu kullanmakta çekince görmeyen muhalif kanadın da elini zayıflatacak türden bir gelişme olduğunu ve bunun da ötesinde Trabzonspor Yönetimi’ nden genel anlamda memnun olan, en azından şikayetçi olmayan büyük bir kesimin sürekli olarak dillendirdiği “Şu Hacısalihoğlu da olmasa bu yönetimden memnunum aslında amma..” şeklinde uzayıp giden eleştirilerin de büyük ölçüde son bulacağını düşünebiliriz rahatlıkla..

Açıkçası ben kendi adıma bu istifanın Trabzonspor’ a kısa ve uzun vadede güç katacağını düşünüyorum. Hesapta olmayan başka faktörler devreye girmediği takdirde yanılacağımı da sanmıyorum doğrusu..

Umut Bulut ve Transfer Fiyaskosu Üzerine

2006-2007 sezonunun başında Fatih Tekke gibi her yönüyle komple bir forvetin Zenith’ e transferinin ardından Ankaragücü’ nden Trabzonspor’ a getirildiğinde omuzlarına yüklenecek büyük yükün kendisi de farkındaydı. Bu yük sadece efsane golcümüzün yerini almış olmaktan ibaret değil, Trabzon’ un zor bir şehir olması ve kariyerinde ilk kez iddialı bir takımda forma giyecek oluşundan dolayı da ağırlaşıyordu..

Ancak bütün bu dezavantajlara ve Trabzonspor gibi bir takımın tüm gol yükünün sırtına bindirilmesine rağmen geçirmiş olduğu 4 sezon boyunca şu güne dek sakatlık ya da disiplin sorunu yaşamadan toplamda 61 gol atıp 21 de asist yapmayı başardı Umut. Son vuruşlardaki basiretsizliği sebebiyle kimi zaman acımasızca eleştirilse de sahadaki özverili mücadelesi, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ve gol atabilmek adına gösterdiği müthiş hırsıyla kendisini teknik açıdan eleştirenlerin dahi takdirini kazanmayı bildi çoğu zaman..

Tam dört sezon süresince kendisinin yanına ya da yerine gerçek anlamda pivot özellikleri barındıran bir santrforun alınmayışı ve takımdaki tek gol umudunun kendisinden ibaret tutulmasına yol açan bilinçsiz transfer politikaları sebebiyle taraftarın tüm eleştiri okları sürekli olarak onun üzerine odaklanıyordu. Geçen sezon transfer edilen Teofilo’ nun hayli geç de olsa form tutarak gol atmaya başlaması, bu sezon başında takıma kazandırılan Jaja’ nın da bu bölgede etkili bir alternatif üretecek olması tam da onun üzerinde biriken baskıyı azaltmak ve kafaca daha rahat bir Umut Bulut izleyebilme şansını yaratmışken transfer sezonunun bitmesine günler kala tam da tarihi Liverpool maçının rövanşına denk gelen zamanda Toulouse’ dan gelen teklif ortalığı karıştırdı..

27 yaşına gelmiş ve futbolunun en verimli dönemlerini yaşayan her futbolcunun hayalidir kariyerine bir Avrupa macerası sıkıştırmak. Hele ki yıllar boyunca en ağır eleştirilere maruz kalmasına rağmen görevini kısıtlı meziyetlerinin elverdiği ölçüde özveriyle gerçekleştiren bir futbolcunun kolay kolay reddedemeyeceği türden bir teklif gelmişti Umut’ a. Söz konusu takım Fransa’ nın vasat sayılabilecek takımlarından (ancak bu sezona çok iyi başladılar) bir tanesi de olsa, Gignac gibi yegane yıldızını 18 milyon avro karşılığında son şampiyon Marsiya’ ya da satmış bulunsa Batı’ nın en batısında forma giymek fikri cazip olabilirdi pek tabii ki. Fakat işler bir anda Yattara’ nın Katar transferinde yaşanan kaos ortamına benzer bir karmaşaya dönüştü ve dün Resmi Site’ den yapılan açıklama ile Umut’ un takımda kalacağı bilgisi sunuldu kamuoyuna..


Şimdi gelinen bu noktada mevzuu hakkındaki detaylar ile ilgili kulaktan dolma dedikodular haricinde spesifik bilgilere sahip olamadığımız gerçeğinden hareketle ilgili merciilere cevaplanması gereken birkaç soru yöneltmek gerekiyor haliyle..

1. Madem Umut’ un elden çıkarılması düşünülmüyordu, Toulouse’ dan yapılan teklif ilk anda neden direkt olarak geri çevrilmedi?

2. İlk teklif yapıldığında transferi düşünülüyorsa bile eğer sonradan bir takım ödeme ya da fiyat konusunda anlaşmazlıklar çıkmasının ardından vaz geçilmişse, bu görüşmeler Umut’ un son derece efektif bir rol oynayabileceği hayati Liverpool maçı sonrasına bırakılamaz mıydı?

3. Takımın son derece önemli bir maça çıkacağı gün Şenol Hoca’ nın tabiriyle tesislerde cirit atan ve Umut’ un kafasını sürekli olarak meşgul eden menajer tayfasına herhangi bir önlem alınamaz mıydı?

4. Her futbolcu Avrupa’ dan teklif geldiğinde gitmek isteyebilir; eyvallah. Fakat tam dört yıldır sakatlık sorunu yaşamayan bir takım kaptanının tam da Liverpool maçı öncesinde ve transfer teklifi geldiği günde sakatlığını bahane ederek oynamak istemediği şeklinde geçilen haberler gerçeği yansıtıyor mu?

5. Bu kakafoninin tam ortasında kalan ve sadece işini en iyi şekilde yapmaya çalışan Şenol Hoca’ nın mükemmel giriş yaptığı bir sezonun başında bütün sinirlerini bozan asıl mesele Umut Bulut’ dan mı yoksa Yönetim’ den mi kaynaklanıyor?

İşte bu soruların açık yüreklilikle yanıtlanabilirse şampiyonluk adına mükemmel bir başlangıç yaptığımız şu sezonun sonunu çok daha rahat getirebiliriz sanırım..

Şenol Güneş Sonunda Patladı!

Yeni sezon öncesi hazırlıklarını Holllanda’ nın Tegelen kasabasında sürdüren Trabzonspor’ da Yönetim’ in hala bir forvet transferine imza atamaması üzerine Şenol Güneş adeta küplere bindi..

Son derece mülayim, mütevazi ve soğukkanlı bir mizaca sahip olduğu bilinen kurt hocanın Trabzonspor asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu ile girmiş olduğu diyalog ise basına aşağıdaki şekilde yansıdı..

“Hayrettin ağbi artık burama kadar geldi. Hadi şimdiye kadar ne dediyseniz eyvallah çektik ama efendilik de bir yere kadar yani”

“Anladım hocam biraz sakin ol. Taraftarın gazına da gelme bu kadar. İkinci hafta Fenerbahçe’ yi yenelim herşey güllük gülistanlık olur”

“İyi de abi şimdiye dek 3 tane dişli takımla oynadık tek gol atamadık. Bu sene de Umut’ un, Teofilo’ nun ayağına kalırsak işimiz yaş”

“Niye ki? Elinde daha TOS7 var ya?”

“Neyse abi. Ben diyeceğimi dedim, benden söylemesi. Olan size olur. En kötü ihtimal ben giderim, iki üç sene sonra beşinci kez gene gelirim ama siz gittiniz mi dönüşünüz olmaz daha. Ona göre”

“Buradaki işimiz bittikten sonra çağırsalar da gelmeyiz zaten Şenolum. Sen rahat ol, işine yoğunlaş. Hadi hayırlı çalışmalar”

Trabzonspor da Farmville’ de!


Trabzonspor Kulübü, futbolcularımızın sağlıklı beslenebilmesi amacıyla Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’ nde sera kurup, organik sebze ve meyve üretimine başlamış. Doğal gübreler ve yeraltı sularının kullanılacağı serada domates, salatalık, biber, patlıcan, kabak vb. sebzelerin yanı sıra kavun, karpuz, kiraz, erik gibi çeşitli meyveler de yetiştirilecekmiş. Hatta zamanla tesislerin geri kalan alanlarında küçük ve büyük baş hayvancılığa da yönelinerek futbolculara hayvansal gıda temini açısından da hizmet verilecekmiş..

Bu girişimdeki asıl amaç söz konusu mahsüllerden ticari kazanç sağlamak değil, futbolcu ve personelin sağlıklı bir şekilde beslenmesini sağlamaktan ibaret tabii ki. Tarımsal olarak bakıldığında asfaltından dahi çimen çıkacak kadar verimli bir coğrafyaya ve iklime sahip Trabzon söz konusu olduğunda bence de mantıklı olduğu kadar aynı zamanda örnek teşkil edecek türden bir hamle olsa gerek..

Keşke organik gıdalar yetiştirme konusunda gösterilen bu hassasiyet, son on yıldır alt yapıdan tek bir yıldız oyuncu çıkaramamış Trabzonspor‘ un yetenekli genç futbolcularını yetiştirme hususuna da gösterilebilse. Genç futbolcu seramızdan alabildiğimiz son mahsuller olan Gökdeniz ve Fatih Tekke‘ nin neredeyse jübile dönemlerinin yaklaştığını düşünecek olursak beklentimizde haksız olduğumuz pek söylenemez sanırım..

Ne diyelim. Hayırlısı. Belki de besin kalitesindeki artış yeteneklere de aynı nisbette yansır. Kimbilir!